Anasayfa / Köşe Yazıları / “Mesele Boğaziçi değil, sen hâlâ anlamadın mı?”

“Mesele Boğaziçi değil, sen hâlâ anlamadın mı?”

En ufak bir gerilimi, en ufak bir kıvılcımı arzu ettikleri çatışmalı iklime dönüştürebilmenin pususundalar.

Türkiye’yi durdurabilmeye, bağımsızlık kararlılığını köreltebilmeye yönelik bedeli ne olursa olsun her yolun denendiği açıkça görülüyor. En çok da istedikleri Türkiye’nin iç cephesini dağıtmak. Bunun için de gençleri kullanmak en büyük hevesleri.

Adına Z kuşağı denerek, hazza dayalı, bencil, çıkarından başka bir şey düşünmeyen, değerlerine, ülkesine, milletine yabancılaşmış, tüketim çılgınlığının neferi kılınmış, tükettikçe mutlu olan, vahşi kapitalizmin ve onun azgın damarı emperyalizmin kölesi kılınmış bir nesli koşullandırmak ve onu ellerinde tutmak en büyük şer hevesleri.

Sokaklardan medet ummak, en ufak bir gerekçeyi çığırından çıkarmak, iç karmaşanın iklimine dönüştürmek başvurmak istedikleri yol ve yöntemler.

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasını da fırsat bildiler. Mesele rektörün atama usulü veya rektörün kim olduğu değil. Hiç kuşkusuz kimin rektör olduğu, rektörün atama usulünü eleştiri konusu yapmak, demokratik hakkın icrasıdır. Ama Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar bunun çok ötesindedir. Özellikle de öyle olması istenmektedir. Rektörün ofisini işgal girişimi, sokaklarda gerilimli eylemler yapma çabası, bırakınız Boğaziçi ve diğer üniversitelerin öğrencilerini, liseli öğrencileri dahi bu eylemlere çekme çabası eleştiri hakkının kullanılmasını aşan, özel bir gayretin ve çabanın örgütlü girişimidir. Yasadışı örgütlerin, terör örgütü destekçilerinin, FETÖ’cü artıkların yaşananları kendileri için en uygun iş iklimi görmeleri, öğrenci sıfatının arkasına kümelenerek, tıpkı Gezi kalkışmasında yaptıkları gibi saldırganlığı, şiddeti, gerilimi etkin kılmanın örgütlü girişimidir.

Avrupa Birliği’ni (AB) ve ABD’yi yönetenlerin çok ilgisini çeken bu atmosfer, yaşananları cesaretlendirmeye yönelik açıklamalarla destekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Bakanlık Sözcüsü Ned Price; Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlardan rahatsızlık duyduklarını, İstanbul’un önde gelen üniversitesindeki gösterilerden dolayı endişe içinde olduklarını söylemiş.

Ayrıca Price; “Rektöre karşı yapılan barışçıl protestoları yakından takip ediyoruz, ayrımcı söylemleri sert bir şekilde kınıyoruz. Rahatsız etse bile ifade özgürlüğü demokrasinin önemli bir parçasıdır” ifadelerini kullanmış.

Güler misiniz, ağlar mısınız?

ABD emperyalizmi yine yememiş içmemiş, Türkiye’de rektör atamasını kendine dert edinmiş, sonrasındaki gösterilere de yönelik de ağzının suları akmış.

PKK/PYD-YPG terör örgütünün ve FETÖ casusluk şebekesinin hamisi olarak da çok heveslenmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektör ataması bahanesiyle üniversite dışından ve terör örgütleri iltisaklı çevrelerin olaylara sızma ve kışkırtma girişimlerinden büyük mutluluk duymuş. Protesto hakkını aşan yasadışı eylemlere karşı Türk kanunları çerçevesinde gerekli ve orantılı önlemler alınmasından da endişe duymuş.

Yasadışı yollara tevessül eden grupları kışkırtıcı ve illegal eylemleri teşvik edici bir dil kullanmayı da kendine görev edinmiş. Zira fırsat doğmuş. Terör örgütü eliyle Suriye’nin kuzeyinde, FETÖ piyonlarıyla 15 Temmuz’da başarmadıklarının, Mavi Vatan’da Türkiye’nin kararlılığını kıramamanın, S-400 bahanesiyle savunma sanayiinde milli üretim hamlelerini köreltememenin hıncını belki Boğaziçi olaylarından alır mıyım uyanıklığına meyletmiş.

Buna karşılık olarak da söz konusu yasadışı eylemlere girişenler de boş durmamış; ” Mesele Boğaziçi değil sen hâlâ anlamadın mı” diyerek, emperyalizmin hevesine heves katmıştır.

ABD’ye hatırlatırız; Boğaziçi Üniversitesi size bağlı bir üniversite değildir. Türkiye’nin üniversitesidir ve Türkiye’den yönetilecektir. Kendi içinde bir klan haline getirilerek, Türkiye’ye değil de emperyalizme bağlı bir misyoner okuluymuş gibi yönetilemez.

Doktorasını Boğaziçi Üniversitesi’nde yapmış bir rektörün atanmasından bu denli büyük fırtına koparanların derdinin üniversite olmadığı bellidir. Emperyalizm de bunun fakındadır ve elinden gelen cesaretlendirmenin çabasındadır.

Biz de her şeyin farkındayız ve iç cephemizi hedef alanlara asla boyun eğmeyeceğiz…

Önerilen Haber

Türkiye’nin iç cephesine yönelik karanlık iklim hevesi

İstanbul Esenyurt ilçesi HDP binasının içindeki PKK malzemeleriyle donatılmış görüntü, basına yansıdı. PKK’nın propaganda merkezi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir