Anasayfa / Köşe Yazıları / İttifakları belirleyen nedir?

İttifakları belirleyen nedir?

Türkiye’nin siyasi gündeminde, siyasi partilerin ittifaklarının seyri öncelik kazanıyor. Bu noktada, Millet İttifakı’nın 2023’e kadar nasıl bir seyir içine gireceği en öne çıkan merak konusu. Bu bağlamda son günlerde en önemli odaklanma ise, Saadet Partisi’nin tavrının ne olacağı yönünde.

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı (YİK) Oğuzhan Asiltürk’ü ziyareti sonrası Saadet Partisi’nin ittifak zeminin değişeceğine yönelik beklenti artmış durumda.

Bu noktada tespit edilmelidir ki, yeni hükümet sistemi içinde siyasi partilerin ittifak zeminlerini belirleyen en önemli faktör fikri buluşma kapsayıcılığıdır. Diğer bir ifadeyle; iç ve dış gelişmelere, yaşananlara ortak noktadan bakabilme kapasitesidir. Fikri zeminde farklılıklardan daha çok benzerliklerin fazlalığıdır.

Zira bu durum, yeni sistemin %50+1 aritmetiğinin esasen zorunlu kıldığı bir durumdur. Her gönülden, her cenahtan, her yöreden, her düşünceden destek alabilme ihtiyacıdır. Ancak bu ihtiyaç; eklektik duruşla, bazı ritüellerin kullanılmasıyla karşılanamaz. Bu ihtiyaç ancak fikri düzeyde hemhal olabilmeyle, fikirlerin sentezlenmesiyle, fikirlerin harmanlanmasıyla karşılanabilir.

Cumhur İttifakı’nın zemini güçlü kılan da budur. Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleri, 15 Temmuz gecesine atıf yaparak, ittifakın bizzat millet tarafından o gece kurulduğunu ifade etmektedirler.

Cumhur İttifakı’nın fikri buluşmasını kuvvetlendiren ve süreklileştiren; Türkiye’ye yönelen küresel saldırılar karşısında ortak duruşun ve kararlılığın gösterilmesidir. Cumhur İttifakı’nı, Millet İttifakı’ndan farklı kılan husus, bu noktadaki fikri buluşmanın öne çıkmasıdır.

Millet İttifakı’nın bileşenlerini bir araya getiren tek motivasyon ise, yeni hükümet sistemine duyulan karşıtlıktır. Bu karşıtlık hali esasen fikri buluşmayı ötelemektedir. İç ve dış gelişmelere yönelik olarak; ittifakın hangi bileşeninin, hangi zaviyeden bakarak, hangi noktalarda bir arada oldukları tüm ayrıntıları halka anlatılmamaktadır. Sadece bilinen, yeni hükümet sistemine ve bilhassa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik karşıtlıklarıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk ziyareti, bu şekli karşıtlık zemini yerine milli görüş hareketinin fikri zeminde buluşması davetidir.

Zira Millet İttifakı’nın şekli karşıtlık zeminin çelişik boyutu ise PKK’nın siyasi kolu HDP’nin varlığıdır. Millet İttifakı’nın CHP ve İyi Parti bileşenlerinin kapısına dayanan HDP varlığına yönelik tercihleri, ittifakın özünün belirleyicisi olacaktır.

Bu noktada açıkça ifade etmeliyiz ki, Türkiye’de siyasi dizilişleri ve buna dayalı tercihleri belirleyen; küresel sömürü güçleri ve maşalarının Türkiye’yi sıkıştırma çabalarına karşı gösterilen mücadele kararlılığıdır.

ABD’nin yeni başkanından Türkiye’ye demokrasi bekleyen bir çizginin, Libya ile yapılan deniz yetki alanlarına dair anlaşmayı koruyup, kollayacak olan askeri mutabakata karşı çıkanların, Kıbrıs’ta kapalı Maraş bölgesinin ziyarete açılmasına BM’ye atıfla karşı olanların, Azerbaycan’ın Karabağ’da işgalci Ermenistan’a karşı verdiği mücadelede, “Türkiye Azerbaycan’a maalesef cihatçı yolluyor” diyenlerin, Mehmetçiğin Zeytin Dalı operasyonu esnasında Afrin’e girmeyin diye çırpınanların, 15 Temmuz kontrollü darbedir, asıl darbe 20 Temmuz’dur söylemini dilinden düşürmeyenlerin, Türkiye’nin tezlerine aykırı mesajlarıyla bilinen ve üstelik fikirlerimi hiç değiştirmedim diyerek adeta meydan okuyan il başkanının varlığından rahatsızlık duymayanların, PKK’nın siyasi kolu HDP ile seçim hesaplarına girişenlerin, HDP’yi yönetenleri üzmemek için 500 günü aşan evlat nöbetindeki Diyarbakır Annelerini ziyaret edemeyenlerin Mavi Vatan’dan doğalgaz haberlerine bırakınız sevinmeyi, sevinci köreltmeyi yeğleyenlerin, İHA ve SİHA’ların üretilmesinden ve kullanılmasından rahatsızlık duyanların, yerli ve milli tank motoru üretimini köreltmeye çalışanların ittifak zemini, fikri sorgulamadan yalıtılamaz. Sadece sistem karşıtlığına sığınılamaz.

Mesele emperyalizme karşı kimin, nasıl duruş sergileyeceğidir. İttifakların rengini, duruşunu, niteliğini de belirleyecek olan budur.

Fransız Gazetesi Le Monde, manşetine taşıdığı gibi; 100 yıl önce Atatürk’ün yaptığını bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan yapmaktadır ve emperyalizme karşı mücadele etmektedir.

İşte ayırt edici durum budur.

Ve herkes safını buna göre belirlemelidir…

Önerilen Haber

Kudüs’e zulmedenlerin kuklaları

Emperyalizmin işgalci, sömürü düzeni, zalimliği, azgınlığı yaymaya devam ediyor. 21. yüzyılda insanlığı tüketmeye, medeniyetlerin insani …