Anasayfa / Köşe Yazıları / Kaos beklentisine yeltenenler

Kaos beklentisine yeltenenler

Yerel seçimin sonuçlarına ilişkin itirazların yaşandığı sürecin içindeyiz. Özelikle İstanbul sonucu merakla bekleniyor. Aradaki çok az farkın iki aday lehine veya aleyhine değişebilme ihtimali var.

Bu noktada en önemli husus; Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sisteminin ve işleyişinin yasalarda düzenlenmiş hükümleri doğrultusunda yeniden sayım kararları verilen yerlerde itiraz sürecinin en ufak bir şüpheye meydan vermeyecek düzeyde mükemmel işletilmesidir. Seçimin üzerinde en ufak bir şaibe kalmamalıdır. Yeniden sayımların sonunda ortaya çıkacak olan sonuçların gerekçeleri, yeni tartışmalara, gerilime neden olmayacak açıklıkla olmalıdır. Bunun için özellikle CHP yöneticilerine büyük görev düşüyor. Yeniden sayım sürecini çok iyi takip ederek, kimsenin zihninde en ufak bir şüphe bırakamayacak bir sonucun adil, objektif gözlemcileri ve sözcüleri olmaları gerekir. Toplumu germeden, gerilime yol açabilecek tutum, davranış ve söylemlerden kaçınarak, hukukun verdiği hakkın kullanılmasına yönelik sabır göstererek, saygı duyarak sonucu beklemeleri gerekir.

Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun yaklaşımı bu noktada büyük önem taşıyor. Biraz sabırlı olması ve gerilime yol açabilecek açıklamalardan kaçınması ve henüz mazbatasını almadan, başkan sıfatını kullanmaya devam etmemesi büyük önem taşıyor. Hele de konuşmalarında “dünya bizi izliyor” cümlesi gibi ülke dışına yönelik vurgulardan kaçınması gerekir. Zira o dünya neresidir? Kastedilen o dünyanın bugüne değin hakkın, hukukun, adaletin merkezi olmadığı ortadadır. O dünya diye tarif edilen yerin; Venezuela’da seçilmiş bir devlet başkanını, çıkarlarına ters düşüyor diye ortadan kaldırmak için her yolu denendiğini, Mısır’da seçilmiş bir iktidarı zorbalıkla, darbeyle devirenlerin arkasında yer aldığını, vahşice yok edilen Cemal Kaşıkçı katliamının asıl failini desteklemeye devam ettiğini çıkarları doğrultusunda yeri geldiğinde terör örgütleriyle iş tuttuğunu unutmayalım.

Bu işe dünyayı, Batı’yı, başka ülkeleri karıştırmayalım, meşruiyeti başka yerlerde aramaya çalışmayalım, başkalarından medet ummayalım, bu merkezlere mesajlar vermeye çalışmayalım. Bu ülkenin evlatlarının; adaleti, vicdanı her şeyin üstündedir. Bu toprakların insanı; her türlü zorluğu aşmaya, mazlumun yanında olmaya ve her derdin dermanı olmaya yetecek irfana, vicdana, kudrete, cesarete sahiptir.

Bir anda Türkçeyi çok iyi kullandığımızı fark ettiğimiz Paris Belediye Başkanı’nın fitne içerikli mesajına, Alman Spiegel Dergisi’nin “Türkiye’de ayaklanma başlayabilir” kaos beklentisine dayalı şer cümlelerine, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, kendileri meşruiyet kaynağıymış gibi seçim sonucuna müdahale etme gayretine, FETÖ tetikçisi Siyonist Michael Rubin’in sokağı işaretleyen kirli kışkırtmalarına hiç kimsenin en ufak prim vermemesi gerekiyor.

Hiç kimse meşruiyetini başka yerlerde aramamalıdır. Seçim sonuçlarına dair hukuki sürece hepimiz sabrımızla, saygımızla yardımcı olmalıyız. Sabrın sonunun demokrasiyle, hak, hukuk ve adaletle sonuçlanacağına olan inancımızı diri, canlı tutmalıyız.

Neticede seçime dair kaygı uyandıran bir tablonun kanıtlanması halinde, kimlerin, nasıl böyle bir duruma yola açabildiği aydınlanmalı, örgütlü bir durumun varlığı mutlaka soruşturularak ortaya çıkarılmalıdır.

Suriye’de haksızlığa karşı müdahalemiz, Doğu Akdeniz’de haklarımızı korumamız, milli savunma hassasiyetlerimizde kararlılığımız, terör örgütleri karşı amansız mücadele azmimiz kimleri rahatsız ediyorsa, onların uzantılarının, maşalarının, içimizdeki maskelilerinin aydınlanması gerekir.

Önerilen Haber

Benim gencim bilecek ki…

Türkiye zorlu bir sürece giriyor. Diyeceksiniz ki, ne zaman kolay süreçler yaşadı ki. Haklısınız. Ancak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir