Anasayfa / Köşe Yazıları / 15 Temmuz bütünleşmesini köreltmek isteyenler

15 Temmuz bütünleşmesini köreltmek isteyenler

15 Temmuz’un 4.yılında hafta boyunca o geceyi, sonrasını FETÖ ihanet şebekesini ve gelinen noktayı enine boyuna tekrar irdelemeye çalıştık.

Zira gerek 15 Temmuz’un değerini ve gerekse FETÖ’ ye karşı mücadelenin özünü yeterince kavrayamamışların varlığı, sabırla, inatla gerçeklerle buluşturulmalarının gerekliliğini zorunlu kılıyor.

FETÖ konusunda örgütün yapısını, işleyişini ve meselenin özünü tam olarak saptayamayanların, 15 Temmuz’un değerini içselleştirmeyenlerin zihinlerini berraklaştırmak gerekir.

Her şeyden önce bir kez daha net olarak ortaya koyalım ki; 15 Temmuz, güçlü siyasi liderliğin milletle bulaşmasının direncidir. Bu buluşmaya vatansever güvenlik güçleri de dahildir. Emniyet teşkilatı, kurumsal olarak o gecenin direnç noktalarının başında gelir. TSK içinde de karşı koyuşlar olmuştur. Şehitler verilmiştir. Sonuç olarak, hiçbir yerden talimat beklemeden sokaklara dökülen veya bulunduğu yerde direnç gösteren sivil ve üniformalı o gecenin çok sayıda kahramanı vardır.

Bu konuda kafa karıştırma, zihin bulandırma çabaları kuşkusuz kötü niyetlidir ve beyhudedir.

Bu noktada, 15 Temmuz ile bütünleşmeyi engelleyenlerin varlığına da odaklanmak gerekir. 15 Temmuz ruhunda, bilincinde buluşamamak marazi bir durumdur. Bu durum; 15 Temmuz’a kontrollü darbe diyerek, asıl darbenin, FETÖ ve terör örgütleriyle mücadele için OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz’u işaretleyip, bunun da 1 milyon mağduru vardır diyenlerin eseridir.

Siz sabah akşam 15 Temmuz ‘a gölge düşürmeye çalışırsanız, meseleyi yeterince irdeleyemeyenlerin zihinlerini karıştırırsınız. Yapılan budur ve bilinçli bir çabanın ürünüdür. Daha da kötüsü, söylenen tabirler, FETÖ lügatının ürünüdür. Yurtdışına kaçan FETÖ mensuplarının hazırladıkları 15 Temmuz bültenlerinde aynı ifadeler yer alır. Amaç; 15 Temmuz’un geniş halk kitleleri tarafından sahiplenilmesini, bilginin bilince dönüşmesini engelleyebilmek, milletçe topyekun direnme ve karşı koyuş iradesini yok sayarak, 15 Temmuz’u karalamak ve o gecedeki FETÖ’nün kirli elini inkara yeltenmektir.

Bu şer çabası, 15 Temmuz’dan beri sürüyor. FETÖ ve arkasındaki küresel destek devam ettiği sürece ve buna bağlı olarak küresel ağı canlılığını koruduğu sürece bu şer çabası eksilmeyecektir. Bu şer çabası, mutlaka iktidarı tahkim etmek isteyecek, küresel efendilerinin çıkarları adına iktidarı kontrol edebilmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kurtulmak isteyecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kurtulmadıkça, küresel efendilerinin adına iktidarı denetime almalarının mümkün olmadığını çok iyi biliyorlar. Esasen küresel efendileri böyle buyuruyor ve yine umut oluyor bu ihanet şebekesine. Bu yüzden de siyasi kulvar arayışındalar ve muhalefet ilgi odakları olmaya devam ediyor.

15 Temmuz’u kontrollü darbe, tiyatro olarak nitelendirir, asıl darbe 20 Temmuz’dur cümlelerini dilinizden düşürmezseniz. Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik Suriye’ye yaptığı askeri harekatlar sırasında, “PYD terör örgütümü değil mi, aslında bize tehdit oluşturmuyor” gibi ikircikli yaklaşımlar sergiler, üsten üstlük “Afrin’e girmeyin” diye tutturursanız küresel şer odaklarının ilgisini çekersiniz.

Nitekim şimdiler de ABD merkezli kuruluşların kimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında nasıl bir muhalefet olması gerektiğini tanzim ediyor, yol çiziyor, akıl veriyor, tarif yapıyor kimisi de, medya raporları hazırlayarak kesenin ağzını açıp, muhalif medya kuruluşlarını ve mensuplarını fonlayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhinde daha fazla çalışmalarını sağlatmak istiyor.

Bu gerçekler ortadayken iktidar olmak isteyen kim varsa önce Fetö’ye ve arkasındaki küresel şer odaklarına karşı en etkili mücadele stratejisini samimi olarak ortaya koymak zorundadır ve ABD’nin müesses nizamının umutlarını boşa çıkarmaya mecburdur. Bunu yapamayanın Türkiye’ye hayrı olamaz.

Fransız Le Monde Gazetesi bile artık gerçeği teslim ediyor ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ki hamlelerini analiz ederken diyor ki, “Erdoğan emperyalizme karşı savaşıyor.”

Türkiye artık eski Türkiye olamaz. İçerde idare edilip, dışarıdan yönetilen Soğuk Savaş döneminden kalan bağımlılıklar kabul edilemez. Türkiye Türkiye’den yönetilecek ve istiklal yürüyüşü durdurulamayacaktır.

Bu böyle biline…. 

Önerilen Haber

Ayasofya’yla Dertlenenlerin Hazımsızlığı

Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda Danıştay’ın kararını açıklamasını bekleyen Hükümet, kendi kararını yakında verecek. Bu arada …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir