Anasayfa / Köşe Yazıları / Ukrayna-Rusya geriliminden yansıyanlar

Ukrayna-Rusya geriliminden yansıyanlar

Ukrayna- Rusya gerilimi sürüyor. Kolay da geçeceğe benzemiyor. Ancak gerilimin topyekun bir savaşa dönüşmesi beklentisinde farklı tutumların varlığı da dikkat çekiyor.

Bu konuda ABD’nin tavrı bu gerilimden çıkar devşirmeye yönelik kışkırtıcı bir tutumu ortaya koyuyor. Israrla “Rusya, Ukrayna’yı işgal edecek” diyerek, gerilimin köpürtülmesiyle meşgul. Buna karşın Rusya bu durumu yalanlıyor ve savaş niyetini reddediyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergev Lavrov; “Ukrayna ile savaş istemiyoruz, bu bize bağlı ise savaş olmayacak” diyerek, Rusya’nın tutumunu ortaya koyuyor. Ukrayna açısından da savaş atmosferinin diri tutulmasının rahatsızlığı dile getiriliyor. Ukrayna Devlet başkanı Vladimir Zelenski; “saygın devlet liderleri yarın bir savaş çıkacağını söylüyor. Ancak bu paniğin ülkemiz için neye mal oluyor?” diye sorarak,” Rusya ile yaşadığımız gerginlikten fazlasını görmüyoruz” diyor. Ayrıca diplomasi yolunun tıkanmadığını da hatırlatıyor.

Ancak Ukrayna meselesinin ABD, NATO ve Avrupa Birliği (AB) ve üye ülkeler açısından farklı anlamları var. Her şeyden önce şurası çok açıktır ki, ABD daha doğrusu ABD Başkanı Biden, başkanlık yarışında Trump’ı eleştirirken, AB ve NATO zeminini zedelendiğine dair kuvvetli vurgular yapıyor adeta yeniden soğuk savaş döneminin güçlü ittifakına dönüleceğini ifade ediyordu.

O zaman da bunun ne denli zor olduğunu belirtiyorduk. Zira ne NATO eski NATO, ne AB eski AB idi. Soğuk savaş döneminin katı bloklu yapısının statik koşulları değişmiş, dinamik şartların yeni imkan ve fırsatların zemininde Avrupa’nın ve NATO’nun ülkeleri yeni arayışların peşine düşmüştür.

Unutulmamalıdır ki, NATO’yu var eden karşıtının varlığıydı. Buna göre de NATO, simetrik bir örgüttür. Karşıtı Varşova Paktı’ydı ve o artık yoktur. Ama NATO var olmak istemiştir. NATO’nun kuruluş gayesi de, örgüt yapısı da bir savunma örgütü olduğunu, üstelik belirli coğrafi alanı (Atlantik) savunmak üzere var olan bir savunma örgütü olduğunu ortaya koyar. Bu durum da değişmemiştir.

Buna göre varlığını sürdürmek isteyen NATO’nun kimi, kimden korumak ve savunmak için vardır sorusu öne çıkıyor. Bu soru; Varşova Paktı dağıldıktan sonra NATO yoluna devam etmek istediği günden beri sorulan ve NATO’nun meşruiyet sorununu aşmasına, yeniden yapılandırma ihtiyacını gidermesine cevap niteliği taşıyordu.

NATO’nun ihtiyaç duyduğu düşman bulunsa bulunsa ancak yine soğuk savaş döneminin geriye kalanlarıyla sınırlıydı ve nitekim de öyle de oldu. Rusya ve Çin bunun için öne çıkarıldı ve NATO’nun hasımları olarak tanımlandılar.

Ancak bu noktada en önemli sorun, NATO’nun ve Avrupa’nın büyük devletleri, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin tutumlarının farklılığıydı. Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, Rusya ve Çin bakışı ve beklentisi birbirleriyle olduğu gibi, ABD bakışı ve beklentisiyle de bütünüyle uyumlu değildir. Bu ülkelerin kendi çıkarlarının önüne NATO, AB ve Avrupa çıkarlarını koymaları mümkün değildir. Almanya’nın Rusya ile İngiltere’nin Çin ile özel ilişkileri vardır. Bu ilişkileri, ABD’nin beklentileri zemininde NATO için, Avrupa için feda etmelerini kimse beklememelidir.

Biden başkanlığında ABD, Ukrayna üzerinden Rusya cephesini açarak, NATO çatlağını gidermeye çalışıyor. Ayrıca Avrupa üzerinden yeniden sürükleyici, yönlendirici olmaya gayret ediyor. Bu arada Karadeniz rejimini de zedelemeye çalıştığını görmek gerekiyor.

Bu noktada Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya arasında arabuluculuk girişimi, Karadeniz jeopolitiğinin en önemli paydaşı olarak, Türkiye’nin zorunluluğudur. Türkiye; açılmak istenen cephenin, köpürtülmek istenen savaş atmosferinin doğrudan etkilenen ülkesidir.

Bu açıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade, çok kıymetlidir ve diğer aktörlerle kıyaslandığında özel hesaba dayanmayan, açık, samimi ve gerçekçi bir tutumdur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti sonrası beklenilen Putin buluşması, bu sürecin seyrinin önemli belirleyicisi durumundadır.

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …