Anasayfa / Köşe Yazıları / Adaylıkta dış destek yarışı

Adaylıkta dış destek yarışı

Millet ittifakının 28 Şubat’ da yapacağı 2. toplantısı beklenirken, adaylık konusunda hamleler de sürüyor. Aslında bu konuda göze batan CHP cenahındaki adaylık hareketliliğidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun adaylık hevesi eksilmeden sürüyor. Bu konuda büyük çaba sarf ediyor. Özellikle dış destek arayışına öncelik veriyor. İçerde büyükelçilerle görüşüyor. Dışardaki temaslarını sıklaştırıyor. Bu arada ABD basınını da ihmal etmemeye çalışıyor. ABD gazetelerinde yazılarının çıkmasını önemsiyor.

Tüm bunları, İBB’nin daha fazla tanınması ve belediyecilik faaliyetlerine katkı için yapmıyor. Siyasi hedefini belirlemiş durumda ve onun gereğini yerine getirmek istiyor. Mevcut durumu fırsat olarak görüyor ve bu fırsatı kaçırmaya gönlü bir türlü razı olmuyor.

Son olarak, Münih Güvenlik Konferansı’na katılması da, oradaki konuşması da, Almanya’nın yeni Tarım Bakanı Cem Özdemir ile görüşmesi de adaylık hevesine katkı çabasıdır. O Cem Özdemir ki; HDP-PKK çizgisini her fırsatta destekleyen ve sözcülüğünü yapandır. Şu sözler ona aittir; “PKK’ya ve Kandil’e silahları susturun derken şunu da ekliyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devleti PKK silahları susturduğunda gereken cevabı vermeye hazır mı? Ankara’da köylere, kentlere eski isimlerini geri verecek mi? Artık bundan böyle Tunceli’ye Dersim diyecek miyiz? Sadece Kürt isimlerini değil, Ermeni isimlerini de geri vermenin zamanı gelmiştir, geçmiştir arkadaşlar. Ankara’ya soruyorum anadilde eğitim gelecek mi?”

Esasen Türkiye düşmanlığı ile Almanya’da ün yapan Cem Özdemir, Alman savunma firması Rheinmetall üzerinden de; “Rheinmetall Türkiye ile canla başla ticaret yapıyor. Biliyoruz ki Suriye’de Alman silahlarıyla savaşılıyor ve öldürülüyor. Orada öldürülenler DEAŞ ile mücadelede en başarılı olanlardı “diyerek, Türkiye’nin Afrin’de PYD/PKK-YPG terör örgütüne karşı yaptığı Zeytin Dalı Harekatı’nı hedef almıştı. Aynı zat, Alman Federal Meclisinde Ermeni soykırım yalanını savunarak, kabul edilmesinin öncülüğünü yapandır.

İmamoğlu’nun tüm bu çabalarına rağmen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bir kez daha bu konudaki olumsuz tavrını ortaya koymuştur. Reuters’a verdiği son röportajında, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş için; “onlar görevlerine devam edecek” demiştir.

Bu arada KıIıçdaroğlu da içinde bulundukları ittifakın ortak adayı olabilmek için büyük çaba sarf ediyor. Bir yandan adaylık zemininde kendisine alan açabilmenin arayışını sürdürüyor, öte yandan da bilhassa İBB Başkanı’nın hevesini kırmaya çalışıyor. İBB Başkanı da bu bariyeri özellikle dış destekle aşmak için uğraş veriyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu da dış destekten mahrum kalmamanın çabasında. Söz konusu Reuters röportajında; “NATO’yu artık bugün 21. yüzyılda aynı zamanda demokrasinin de bir güvencesidir” diyor ve bu bağlamda S-400 hava savunma sistemine ilişkin karşı tutumunu yineliyor. Bunun içinde şunları söylüyor; “NATO sisteminin dışında Rusya’dan alınan S-400 uzun menzilli savunma sistemini Türkiye’nin kime karşı kullanacağını ilk günden beri soruyorum, Suriye mi, İran mı, Yunanistan mı? Kim için kullanacağız? Bu sorunun şu ana kadar cevabı alınmış değil.”

Bu tutum; ABD ve AB’nin beklentisini, Türkiye’nin güvenlik ihtiyacının önüne koyan sorunlu bir tutumdur. Öte yandan aynı röportajında Kılıçdaroğlu;” “Mısır ile niye kavga ettik? Suriye ile niye kavga ettik? Efendim ‘Suriye’de demokrasi yok.’ Yahu dön kendi ülkene bak, bakalım Türkiye’de demokrasi var mı? Demokrasisi askıya alınmış bir ülke başka bir ülkede demokrasi arayışı içinde. Bu kadar saçma bir şey olamaz” diyor.

15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra FETÖ ve terör örgütlerine karşı hukuki mücadele için alınan OHAL kararı için; “15 Temmuz kontrollü darbedir. Asıl darbe 20 Temmuz’dur ve 1 milyon mağduru vardır” sözlerini sarf ettiğinde, “demokrasi askıya alınmıştır” demişti. FETÖ de, arkasındaki küresel sömürü ve terör baronları da, emperyalizm de bu sözlerden mutlu olmuştu.

Yine aynı röportajında KıIıçdaroğlu, PKK terör örgütünün anatomisinden kopmayan HDP için de; “Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır ve HDP saygın bir siyasal partidir; dolayısıyla da onlarla da ilişkilerimiz var” diyor ve 900 günü aşan bir süredir HDP önündeki evlat nöbetini yılmadan, korkmadan sürdüren Diyarbakır annelerinin yüreklerini sızlatıyor.

Kısacası içten içe süren adaylık yarışında dış destek yarışı da sürüyor…

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …