Anasayfa / Köşe Yazıları / Üretmek mutluluktur, üretmek bağımsızlıktır

Üretmek mutluluktur, üretmek bağımsızlıktır

Ekonomide yaşanılan sıkıntılı sürecin üzerinden iktidar hesapları sürerken meselenin özüne girilmeden sonuç alınmaya çalışıldığına tanık oluyoruz.

İsteniyor ki, küresel sıkıntılardan hiç söz edilmesin. İsteniyor ki, küresel sorunların yansımalarını etkileri hiç konuşulmasın. İsteniyor ki, ekonomide yaşanılan sıkıntıların tek müsebbibi Cumhurbaşkanı Erdoğan kabul edilsin. İsteniyor ki, bu yolla iktidar değişimi yaşansın.

Kimler mi istiyor?

“Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok” diyen içimizdeki muhalefet anlayışı.

“Bence ona (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a) çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız. Muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım… Bir yol haritamızın olduğunu açıkça göstermemiz lazım. Düşündüğümüz şeyle ilgili sesimizi yükseltmemiz lazım, bedel ödemeli… Yani çok endişeliyim. Ama benim yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hâlâ var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçim süreci ile…” diyen ABD Başkanı ve diğer emperyalist odaklar.

Oysa tüm küreyi saran salgın musibetiyle boyutlanan, Ukrayna-Rusya savaşıyla hızlanan; küresel gıda, küresel enerji, küresel enflasyon sorunu, her ülkenin ana gündem konusu ve baş etmeye çalıştığı meselesi durumunda.

ABD enflasyonu kontrol etmek için her yolu deniyor ama başarabilmiş değil, faiz artışına gitmesi de çare olamıyor ve ekonominin resesyon sürecine girdiği kabul ediliyor ve stagflasyon krizi kapıda endişesi giderek artıyor.

“İngiltere’de sağlık sistemi çöküyor” başlıkları atılıyor. Hekimlerin günlük ücretleri market çalışanlarının bile altında kaldığı ifade ediliyor, enflasyondaki artışın durdurulamamasının sancıları derinleşiyor, personel krizinin kamunun her alanına yayılacağı endişesi artıyor.

Almanya’da enerji krizi ülkenin sancılı günlerini katmerli hale getiriyor ve nükleer enerjiye, kömüre dönüş çareleri aranırken, tasarruf konusunda tarihinde az rastlanır radikal önlemler konuşuluyor.

Çin faizleri artırmadan piyasasını korumaya çalışıyor. Tedarik zincirindeki kopmaları onarmanın çabasını sergiliyor.

Kısacası her ülke karşılaşılan küresel dalgalanmadan en az zararla çıkabilmenin çabasını, kendi sistemi ve işleyişi içinde ortaya koyuyor.

Türkiye’de aynı dalgalanmanın küresel sorunlarının yansımalarıyla boğuşuyor. Böylesi süreçlerde bazı yapısal sorunların akut durumu ağırlaştırabileceği gerçeğiyle de karşı karşıya.

Türkiye özellikle son yıldır verdiği mücadelenin bir sonucu olarak ekonomide güvenlik meseleleriyle yüz yüze .

Özellikle son 10 yıl boyunca çeşitli biçimlerde harekete geçirilen küresel kuşatma, küresel sıkıştırma ve böylece geleceğine ipotek koyma hamlelerine karşı koydukça ekonomide saldırılar daha da arttı.

Yeryüzünde teröre karşı gerçek mücadeleyi veren tek ülke Türkiye’dir. Üstelik müttefik diye geçinen ülkelerin kuklası terör örgütlerine karşı mücadele veren tek ülke Türkiye’dir.

Türkiye’nin mücadelesinin belirlediği rotası nettir. Enerjiden ekonomiye tam bağımsız Türkiye hedefidir.

Piyasa araçlarının istikrar bozucu niteliğine teslim olmayacaktır. Üretim gücünü artıracaktır. Milli teknoloji hamlesini büyütecektir. Sahip olduğu sismik arama ve sondaj gemi filosuyla kaynaklarına sahip çıkacaktır. Güneş ve rüzgar enerjisinde teknolojik üretimi hızlandıracak, nükleer enerji ligine yükselecek kendi teknolojisini üretecektir. Savunma sanayinde daha büyük başarılara imza atacak, Cumhuriyetin ilk yıllarında önleri kesilen Nuri Killigil’lerin, Nuri Demirağ’ların, Vecihi Hürkuş’ların intikamı almaya devam edecektir. Hiçbir zorluk karşısında ülkelerinden kopmayan, mücadeleden kaçmayan, Türkiye sevdalısı gençlerine güvenerek tam bağımsız Türkiye hedefine mutlaka ulaşacaktır.

Bu süreç başlamıştır. Sıcak paranın aldatıcı baharlarıyla yetinen, üretim gücü zayıf, başkalarının pazarı haline gelmiş bir ülke olmaktan uzak durarak, üreten Türkiye, bağımsız Türkiye bilinciyle yoluna kararlılıkla devam ediyor.

Üretim çarkları dönüyor. Büyüme rakamları yukarı eğilimini sürdürüyor.

Piyasa araçlarının terbiye edici yanını durdurarak, döviz- faiz kıskacından uzaklaşarak, bu büyük mücadelede milli seferberlik ruhuyla, kararlılıkla, inançla, dirençle sonuca ulaşmak zorundayız.

Bu yolun geri dönüşü olamaz. Döviz ve faiz le ekonominin bütününe yön vermeye çalışanların Türkiye’nin geleceğinde yeri olamaz.

Tek derdi faiz ve döviz olan ve onları dilinden düşürmeyenlere, üreten- sanayici denilmez. Tek derdi faiz ve döviz olan ve onları dilinden düşürmeyenlere gerçek ekonomist de denilmez.

Gerçek sanayici, gerçek ekonomist; üretimden daha kıymetli, üretmekten daha değerli derdi olmayandır, piyasayı salt piyasa araçlarıyla değil, asıl olarak üretim gücüyle güçlü kılmanın derdini taşıyandır.

Biliyor ve yolunda ilerliyoruz ki; üretmek mutluluktur, üretmek bağımsızlıktır.

Önerilen Haber

Annelerin yüreği emperyalizmin kirli oyununu bozacak

17 Ağustos 2022 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen “Evlat Nöbeti “çalıştayının düzenleyicileri ve katılımcılardan oluşan bir heyetle …