Anasayfa / Köşe Yazıları / Türk dünyası kurumsallaşıyor

Türk dünyası kurumsallaşıyor

2009 yılında Nahçıvan’da imzalanan anlaşmayla yola çıkan Türk Dili Konuşan Ülkelerle İşbirliği Konseyi, İstanbul’da gerçekleşen 8.zirvesinde, Türk Devletleri Teşkilatı adına alarak, kapsamlı birlikteliğe yelken açıyor.

Yeni dönemin dinamizminin odağı haline gelen Asya kıtasının omurgasında yer tutan Türk devletlerinin bu adımı, son derece önemli ve heyecan vericidir.

Başlangıçta Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan ile başlayan bu birlikteliğe Macaristan ve Özbekistan da katılmış şimdi de gözlemci statüsünde Türkmenistan da dahil olmuştur. Bu da son derece önemlidir. Zira Türkmenistan 1995 yılında imzaladığı “tarafsızlık anlaşmasına” göre hiçbir birliğe dahil olmuyordu.

Türk Devletleri Teşkilatı, İstanbul’da Genel Sekreterlik binasının açılışını yaptı. Birlik yolunda ilerleyişi böylece hızlanmış oluyor. Ekonomi, enerji, teknoloji, güvenlik, dış politika, kültür ve daha birçok alanda işbirliklerinin yapılması ve ortak tutum belirlenmesi hususunda son derece önemli bir zemin oluşuyor. Bu adım Türk dünyasının kurumsallaşma adımıdır.

21. yüzyılın kilidi de, anahtarı da Asya’dadır, Avrasya’dadır diyen Batılı emperyalist güçlerin gözünü diktiği coğrafi alanın omurgası Türk devletlerinin egemenliğindedir. Bu coğrafi gerçekliğin siyasi ve stratejik değere dönüşmesi gerekir. Bunun için birlik ruhu ve icraatı zorunluluktur.

Türk Devletleri Teşkilatı, 2040 vizyon belgesi hazırlayarak, önümüzdeki 20 yılın yol haritasını ve icraatını ortaya koyacak. Ortak kalkınma fonu kurulacak. Ortak birçok kurumsal yapılanma oluşturulacak. Ve Teşkilat Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de unutmayacak. Onun da teşkilata katılması gündeme gelecek.

Dünya doğal kaynaklarının önemli bir kısmının yer aldığı coğrafi alanda Türk devletlerinin geleceklerine sahip çıkması birlik ruhuna bağlıdır.

Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; kurumsallaşmasını geliştiren, bölgesinde ve ötesinde itibarını artıran Türk Konseyi’nin adını “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştireceklerini belirterek, “Tabii bu tarihi değişikliğin sadece sözde kalmaması, fiiliyata da dönüşmesi gerekiyor. Ülkelerimizi ve bölgemizi ilgilendiren meseleleri ve fırsatları istişare etmek için teşkilatımızdan daha fazla faydalanmalıyız” sözleri meselenin esasını ve özünü ortaya koyuyor.

Bu heyecan veren, umut aşılayan önemli gelişmelerin yanı sıra Türkiye’ye cephe açanların şer çabaları eksilmiyor. Şimdi de Irak’ın toprak bütünlüğünü bozmaya yeltenenlerin yeni adımlarına şahit oluyoruz.

Kerkük’ün güvenliğini Peşmerge’nin üstlenmesine dair Irak’ın merkezi hükümetiyle varılan anlaşma Irak’ta yeni karmaşaların ilk adımı olacaktır. Yıllardır Kerkük’e yönelik bu saldırgan, ırkçı ve emperyalist kirli oyun yine yeni bir şer adımını atmanın peşindedir. Kerkük’ün demografik yapısını değiştirerek, Türklerin varlığını hiçe sayarak, Kerkük’ün tarihini, kültürünü, hukuki gerçeklerini yok etmenin anlamına gelecek olan bu adıma gereken tepki gösterilmelidir. Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan haklarını unutanlara hatırlatılması zorunluluktur.

Doğu Akdeniz’den, Adalar Denizi’nden, Karadeniz’den, Kafkaslar’dan, Balkanlar’dan, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinden dört koldan Türkiye’yi etkisizleştirmeye çalışanların derdi; sömürge alanlarının daralmasının ıstırabıdır. Biliyorlar ki Türkiye; tüm mazlum halkların ön kalesi, ön cephesi, özgüveni, direnç noktasıdır.

Türkiye’yi dört koldan kuşatmaya çalışanlara karşı; dirençle, inançla, kararlılıkla yapılacak mücadelenin sonucu mutlak zaferdir.

Zira zafer inananlarındır…

Önerilen Haber

ABD’nin Türkiye’yle derdi nedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden, Roma’da beklenenden daha uzun süren bir görüşmeyle bir araya …