Anasayfa / Köşe Yazıları / Küresel salgının ekonomik etkileri ve Türkiye

Küresel salgının ekonomik etkileri ve Türkiye

Yeryüzü küresel salgının olumsuz etkileriyle yüz yüze. Gelişmiş, gelişmekte olan, az gelişmiş kim varsa her ülke bu sarsıcı etkilere maruz kalmış durumda.

Küresel enflasyon dalgası gelişmiş ülkeleri de sarsıyor. Euro Bölgesi’nin enflasyon oranı; 2008 yılından bu güne %3,4 ile en yüksek seviyeye tırmanış durumda. Almanya’da enflasyon, 1993’ten bu yana ilk kez %4’ü geçti. İngiltere’de son 9 yılın en yüksek oranı olan %3,8’e çıktı. Fransa’da da durum farklı değil. ABD’den Güney Amerika ülkelerine, Çin’e kadar her ülke bu sürecin sarsıntılarıyla yüz yüze.

Ekonominin farklı sektörlerini etkisine alan bu zorlu süreç, özellikle üretimin azalmasına yola açmış durumda. Buna bağlı olarak istihdamın daralması, finansal kaynakların sağlık harcamalarına aktarılması, tedarik zincirlerinde aksamaların boyutlanması gibi hususlar nedeniyle tüm küreyi etkisine almış durumda. Bu zorluklar nedeniyle enflasyon artışlarının yaşanması, arzın talebi karşılayamamasının yol açtığı üretim sorunları, başta gıda olmak üzere özellikle enerji alanında emtialar da rekor seviyede artışlara yol açmıştır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) aylık olarak yayımladığı Gıda Fiyat Endeksi verilerine göre; 2021 Mayıs ayında dünya gıda fiyatlarında son 10 yılın en yüksek seviyesi yaşanırken, Ağustos ayında ise gıda fiyat endeksi yıllık bazda %33 oranında artış göstermiştir.

Enerjide durum daha dramatik bir tablodadır. Avrupa’da elektrik fiyatlarında % 250’leri aşan artışlar yaşanmaktadır.

Doğalgaz ve Kömürde de durum farksızdır. Fiyat artışları rekor seviyelerindedir. Almanya’da bu yılın başından bugüne artış oranı %300’dür. Hollanda’da yılın ilk 9 ayında artış oranı %270 seviyesindedir. Bu durum kömüre yönelişe yol açmış ama onda da rekor fiyat artışları yaşanmıştır. Avrupa’da kömürün tonu 275 dolara çıkarak, tarihi rekor kırmıştır. Çin’de de kömürün tonu, 250 dolara yükselmiştir. Geçen yılın başında kömürün tonu 55 dolar düzeyinde olduğu hatırlanırsa bugün artışın % 400 seviyesine çıktığı görülür.

Petrolde bu artış kervanındadır. Onda da bir önceki yıla kıyasla iki katına çıkan artışlar yaşanmıştır.

Tüm bunların yanında Türkiye’nin rakamları, sürecin çok daha az hasarlı geçirildiğini gösterir. Avrupa’daki 40 ülke içinde Türkiye elektrikte en ucuz 7.ülke, Doğalgazda ise en ucuz 3.ülkedir.

Türkiye’de devlet, akaryakıttaki vergi gelirlerinden feragat ederek, sadece bu yıl içinde 52 milyar liraya ulaşan düzeyde evlere ve küçük tüketiciye artan maliyetlerin yansımamasını sağlamıştır.

Bu noktada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı zemininde Aile Yardımlaşma Vakfı üzerinden dar gelirli 2 milyon haneye, 3,1 milyar liralık elektrik yardımı yapılmıştır.

Bir yandan da Türkiye’de enerjide dışa bağımlılığını gidermek için kendi sularında ve topraklarındaki arama ve sondaj çalışmalarının yanı sıra, işletme aşamasına geçilmesine yönelik de hummalı çalışmalar sürüyor. Bu noktada Akkuyu Nükleer Santralinin devreye girecek olması da son derece kıymetlidir. Öte yandan yenilebilir enerji kaynaklarında çeşitliliği sağlanmasına ve verimin artırılmasına yönelik de büyük gayret görülmektedir.

Tüm kürede ekonomik sarsıntıya yola açan küresel salgın koşulların da bile Türkiye’nin makro göstergeleri de olumlu seyrindedir. Bu zorlu süreçte Türkiye ekonomisi, %21,7 büyüyerek, OECD ülkeleri arasında 2. Sırada yer almıştır.

İhracat oranlarındaki artış da yüz güldürücüdür. Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) verilerine göre; Türkiye’nin ihracatı Eylül’de geçen yılın Eylül’üne göre %30 artışla 20,8 milyar dolara yükselerek, Cumhuriyet tarihinde aylık bazda ilk kez 20 milyar eşiği aşılmıştır. Yıllık ihracat değeri ise 212,2 milyar dolara erişerek, Cumhuriyet tarihinde rekor kırılmıştır.

Tüm bu makro düzeyde ki olumlu atmosferin, hiç kuşkusuz mikro düzeyde de her haneye isabet etmesi gerekiyor. Bu noktada 2022 yılı büyük önem arz ediyor.

2022 yılında; iş, aş, geçim konusunda rahatlama sağlanarak, geleceğe umutla bakmaya, üretim seferberliğimizde yol almaya, enerjide ve yüksek teknoloji de dışa bağımlılığımızın giderilmesine yönelik karalılığımızın her zamankinden çok daha ivmelenmesi gerekiyor.

Daha çok üreterek bağımsızlığımızı koruyacağımız bu mücadelede; karamsarlık, kötümserlik, umutsuzluk yaymaya ve aşılamaya çalışanlara kulak asmadan, bu ülkenin evlatları geleceklerine sımsıkı sarılmalıdır.

Geleceğimiz aydınlıktır. Terörle, iç ve dış küresel saldırılarla Türkiye’nin ekonomisini yıkıma uğratarak, toplumsal harcını dağıtmaya çalışanlara karşı, mücadele azmimiz eksiksizdir, inancımız tamdır.

Başaracağız.

Önerilen Haber

Tezkereye “Hayır” oyu verenlerin safı

Tezkereye “hayır” oyu veren CHP, tarihi bir kırılmanın içindedir. Dayanaksız gerekçelerle tezkereye hayır oyu vermenin …