Anasayfa / Köşe Yazıları / İmamoğlu kararının siyasi yansımaları

İmamoğlu kararının siyasi yansımaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilk derece mahkemenin verdiği siyasi yasaklı olmayı gerektiren cezanın tartışması sürüyor.

Her şeyden önce hatırlatılmalıdır ki, henüz hüküm içermediği için siyasi yasaklı duruma düşmüş değildir. Bunu İstinaf ve daha sonra Yargıtay aşamalarının tamamlanması belirleyecek.

Bu noktada ifade etmeliyiz ki, hakaret içeren bir suçun, siyasi yasaklı olmaya yol açması sorunludur. Bunun için yapılması gereken yasama tarafından kanunun ilgili ceza maddesinin gözden geçirilmesidir.

Ancak hiç kimsenin de hakareti kuşkusuz cezasız kalmamalıdır.

İmamoğlu’nun yargı süreci nasıl seyreder, nasıl sonuçlanır bekleyip göreceğiz. Meselenin hukuki tartışması bir yana siyasi yansımaları üzerinde duracak olursak, çeşitli açılardan farklı sonuçlara işaret etmek gerekir.

Öncelikle ifade edilmelidir ki; mahkemenin verdiği kararla doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ilişkilendirmeye çalışmak, ortaya çıkan tabloyu çarpıtmaktır, perdelemektir. Zira mahkeme kararının siyasi sonuçlarından çıkar devşirmeye çalışacak olanlar, ortak aday belirleme mücadelesini verenlerdir.

Bu noktada ayrıca belirtmeliyiz ki; geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın okuduğu şiirden ötürü cezaevine konularak, siyasi yasaklı kılınmasıyla uğradığı mağduriyetle, İmamoğlu’nun yüksek yargı organına yönelik hakaret suçunu işlemiş olduğuna yönelik mahkeme kararı arasında bir benzerlik yoktur. İlk günden beri benzerlik kurma çabası ise siyasi çıkar elde edebilme hevesidir.

Zira İmamoğlu’nun hiç eksilmeyen beklentisi, 6’lı masanın ortak cumhurbaşkanı adayı olmaktır. Bu beklenti, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun defalarca belediye başkanlarının görevlerini sürdürmeleri yönündeki açıklamasına rağmen hiç eksilmemiştir.

Mahkeme kararından önce Saraçhane’de miting planlaması yapılması, mitinge İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in ve yakın çevresinin hararetle katılmaları, Akşener ile İmamoğlu’nun sarılarak, abartılı sevinçlerini dışa vurmaları, sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, CHP üst yönetiminden önemli isimlerinin de olmadığı miting otobüsünün üstünde Akşener’in konuşma yapması, siyasi bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Bu tablo, Kılıçdaroğlu tarafından mutlaka irdelendiği gibi, 6’lı masanın gizli göz ağrısı HDP yönetimi açısından da değerlendirilmiştir.

İmamoğlu’nun üzerine Akşener’in bu denli düşmesi, HDP yönetimi açısından Kılıçdaroğlu seçeneğini kuvvetlendirir.

6’lı masanın ortak aday çıkarabilme zorluğu açısından mahkemenin kararı, masanın çevresindekilerin ajandalarını yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılmıştır.

Hesaplar yeniden yapılacaktır. İç ve dış siyasi odaklar ortaya çıkan yeni tabloya göre yeni pozisyonlar alacaktır. Erdoğan düşmanlığı yapan emperyalist küresel çevreler yeni heveslere kapılacaktır.

Almanya’daki ziyaret planını durdurarak, soluğu İBB’de alan Kılıçdaroğlu ise duruma vaziyet ederek, İmamoğlu’nun kaldığı yerden devam edeceğini, 16 milyona yani sadece İstanbul’a hizmet edeceğini duyurmuş, cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin alevlenen hevesleri kursaklarda bırakmanın ilk adımını atmıştır.

Zira ortaya çıkan siyasi tabloya ilişkin ilk izlenim; Kılıçdaroğlu’nun adaylık yolunun kesilmesi için sarf edilen çabadır.

Bu duruma ilişkin Kılıçdaroğlu’nun verdiği ilk refleks ise; bu çabayı kolayca kabullenmeyeceğidir.

Bu tablo, ortak aday meselesinin belirlenmesinin; Kılıçdaroğlu-İmamoğlu saflaşmasının zemininde cereyan edeceğini göstermektedir.

Ta ki, İmamoğlu’nun çok net olarak;” ben asla cumhurbaşkanı adayı değilim, beni bu göreve layık görenlere teşekkür ederim ama genel başkanım Kılıçdaroğlu’nun defalarca ve şimdi yine ifade ettiği gibi İBB Başkanlığına devam edeceğim ve genel başkanım Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masanın ortak adayı olmasını ısrarla talep etmekteyim” diyene kadar.

Der mi? Bekleyip göreceğiz…

Önerilen Haber

2023 için emperyalizmin şer hevesini artıranlar

Türkiye’nin 2023 seçimine yönelik ilgi artıyor. İngiltere merkezli The Economist Dergisi de büyük ilgi gösteriyor. …