Anasayfa / Köşe Yazıları / İçlerinde sevinç üremeyen asitli bünyelere kötü haber

İçlerinde sevinç üremeyen asitli bünyelere kötü haber

Her şey 3 sondaj ve 2 sismik arama gemisine sahip olmamızla başladı. Yıllardır yapamadığımızı başardık ve üç taraflı denizlerle çevrili ülkemizin deniz alanlarına sahip çıkmaya karar verdik.

Enerji jeopolitiği derslerimizde derdik ki, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz ülkesi olmadığını söyleyemezsiniz. Öğrencilerimiz nedenini sorduğunda; birincisi, denizlerinizin her karışını yeterince aramadınız ve ondan da önemlisi siz aramadınız cevabını verirdik.

Yabancı şirketler tarafından yapılan aramalardan sonuç almak için, aslan payını vermeniz gerekiyordu. Ayrıca derin deniz sondajlarının yapılabilmesinin güçlüklerinin faturasını da size yüklemelerini kabul etmeniz gerekiyordu. Nihayetinde ülkemizde yabancıların eliyle bugüne değin kayda değer hiçbir sonuç alınamadı. Nitekim geçmişte kapatılan kuyulardan bugün petrol bulunması da bu acı gerçeği ortaya koyuyor.

Hiç kimse de kalkıp; esas olan kârlılık ve ekonomik getiridir ve yabancı şirkette olsa, esasen buna bakar ve öyle davranır diyemez. Zira enerji meselesi güç meselesidir. Küresel ve bölgesel güç mücadelesinin en önemli mücadele alanıdır. Enerji şirketleri bağlı oldukları devletlerin enerji stratejilerden tamamen bağımsız asla davranmazlar. Hele de emperyalist devletlerin şirketleri için esas olan devletlerinin sömürge alanlarının daralmayıp, artırılmasıdır.

Petrol için, doğalgaz için, kıymetli madenler için yani yerin altının bereketi için bugüne değin her türlü güç mücadelesi, egemenlik çabaları, seferler, darbeler, kanlı müdahaleler, katliamlar, ihanetler, işgaller yaşanmıştır. Bugün de bu durum farksızdır.

Hatırlayınız bir süre önce Elon Musk; ürettiği otomobilde kullandığı pilin hammaddesinin kaynak ülkesi olan Bolivya’da darbe tezgahının içinde olduğu iddiaları boyutlanınca, meydan okurcasına; “kime istiyorsak darbe yaparız” demişti.

21 yüzyılın teknolojik ilerlemelerine rağmen doğal kaynaklara olan ne ihtiyaç ne iştah, ne egemenlik arayışı eksilmiştir. Aksine giderek daha da boyutlanmıştır. Doğu Akdeniz’de yeni kaynakların kokusunu alan bölge dışı sömürgeci güçlerin bu bölgede yeni sömürge düzenini dayatmaları bunun en yakınımızdaki görünen yüzüdür.

Ülke olarak belirlediğimiz Mavi Vatan stratejimiz kapsamında, sahip olduğumuz sismik arama ve sondaj gemi filomuzla geleceğimize sahip çıkma gücümüz artmıştır. Barbaros Hayrettin ve Oruç Reis sismik arama gemilerimizin saptadıklarıyla Fatih, Kanuni ve Yavuz sondaj gemilerimizden gelecek müjdeli haberlerle bugünümüz ve geleceğimiz güvence altına alınacak.

Karadeniz’de Fatih sondaj gemimizin Sakarya Gaz sahasında, Tuna-1 kuyusunda yaptığı sondajla 405 milyar m3 doğalgaz keşfinin müjdesine şimdi yenileri eklendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı yeni müjde ile sevincimiz büyümüş durumda. Yenilerinin de geleceğine dair inancımız tam. Türkiye artık öncelikle bölgesinde güçlü bir enerji oyuncusudur.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışını yaptığı ve 150 yıllık hayal olan Filyos Limanı’nın faaliyete geçmesiyle, bölgesel seviyede çok önemli jeopolitik değere sahip bir lojistik üsse de kavuşmuş oluyoruz.

Öte yandan dünyada güneş enerjisi paneli üretimi yapan tesis sayısında Çin ve Hindistan’dan sonra ülkemiz bugün itibarıyla 3. sıradadır. Bu sıralamada Avrupa’dan sadece Almanya vardır ve Türkiye’nin gerisindedir. Bu noktada belirtilmelidir ki; Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarında da yaptığı yatırımlarla ve milli enerji stratejisiyle aldığı mesafe çok kıymetlidir. Ayrıca Akkuyu nükleer santralinin devreye girmesiyle, Türkiye nükleer enerji ligine yükselecek ve enerji gücünü daha da artıracaktır.

Hem yüksek teknolojide, hem enerjide dışarıya olan bağımlılığımızda zincirler kırılmış durumdadır. Şimdi büyük yolculuğa çıkıyoruz. Daha çok üreteceğiz, en kıymetlileri üreteceğiz. Bulacağız, biz bulacağız, en kıymetli, doğal kaynakları bulacağız.

Ülkemizin ve milletimizin refahını yükselteceğiz. Buna olan inancımız tam. Tutulan yolun, belirlenen tarih tezimizin kararlığı bu inancımızın temel dayanağı.

Yaşadığımız bu müjdeli haberlere sevinemeyenler bizden olamazlar. Yürekleri kararmış, zihinleri işgale uğramış olanlar, ülkesinden, milletinden, değerlerinden kopanlardır.

Sevinç üretemeyen asitli bünyelerin çevreye asit yaymaya çalışmalarına rağmen, yolumuza devam edeceğiz, yılmayacağız, körelmeyeceğiz, yüreklerimizden sevinci eksiltmeyeceğiz ve zihinlerimize hiçbir gücün zincir vurmasına izin vermeyeceğiz.

Tam bağımsız Türkiye davasının neferi olmaktan asla geri durmayacağız. İçinde sevinç üremeyen asitli bünyelere inat bu da bizim yeminimizdir…

Önerilen Haber

Emperyalist refleks kimden nefret eder, kimi sever?

Türkiye’nin iç cephesine yönelik hamleler eksilmiyor. Küresel emperyalist refleks, Türkiye’nin direncini kırma hevesinden vazgeçmiyor. ABD …