Anasayfa / Köşe Yazıları / Emperyalizmin kirli paralarıyla fonlananların ahlak karnesi

Emperyalizmin kirli paralarıyla fonlananların ahlak karnesi

Emperyalizmin kirli paralarıyla fonlanan medya unsurları, onlardan beklenenleri yerine getirmenin çabasını sürdürüyor. ABD kaynaklı bir kuruluştan alınan fonların miktarları da, kimlerin aldığı da biliniyor. Esas olan alınan bu paraların karşılığında söz konusu bu medya unsurlarının sahada neler yaptığının, neler yapmak istediğinin bilinmesidir.

Bu paralar neden, ne karşılığı özellikle seçilmiş unsurlara verilir? Nedir istedikleri? Hiçbir ABD kuruluşu karşılığını almadan, karşılık beklemeden hiç kimseye bol keseden para dağıtmaz.

O ABD ki; FETÖ’yü, PKK/PYD-YPG terör örgütlerini sahaya süren, Türkiye’yi hedef alandır. Türkiye’nin Mavi Vatan’da haklarını hiçe saymaya çalışan, savunma sanayiindeki gelişmelerini köreltmeye çabalayan, S-400 bahanesiyle hasım ülkeler grubuna dahil edendir.

Tüm bu konularda Türkiye’nin kararlılığı, direnci, mücadelesi devam ettiği sürece de emperyalizmin hedefi olmaya devam edeceği aşikardır.

Bu noktada tek bel bağladıkları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kurtulma hedefidir. O yüzden de; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratabilmek, etkisizleştirebilmek, darbe girişimleriyle başaramadıklarını yeni iç gerilimler üreterek, sokakları gayrimeşru zemine çekerek, nefret dilini yayarak özellikle gençleri zehirleyebilmek şimdilerde yeniden bel bağladıkları yol ve yöntemdir.

Emperyalizmin kirli paralarının karşılığında bel bağladıkları bu yol ve yöntemler onlar için ahlaktan uzaklaşmayı da kolayca olağanlaştırıyor. Bunun için de; sözde medya faaliyeti görüntüsü altında yalan, hakaret, çarpıtma, cızbızlama, olmayanı varmış gibi, var olanı yokmuş gibi gösterebilme gayreti kolayca başvuracakları yol ve yönteme dönüşüyor.

Fonlanmış medya unsurları, örgütlü çalışıyor. Birinin yaptığı sözde haberi diğerleri köpürterek yayıyor. Özellikle sosyal medya alanında peşlerine taktıkları takipçileriyle sorgulamadan, doğru-yanlış ayrımına gidilmeden, sunulanı kutsayarak, yalan çevrimiçine sokuluyor. Yani göz göre göre yalanı, hakareti, çarpıtmayı, karalamayı olağanlaştırıp yine aynı yol ve yöntemle sorgulamadan kutsallaştırılıyor. Göz göre göre yapılmış hakareti bile savunur hale getirilen yandaşlarıyla, fondaşlar arasında sıkı bağ kurulmuş oluyor.

Bu çaba şer çabasıdır ve bedeli Türkiye hasımları tarafından peşin olarak ödenmiştir. Ödemenin beklentisi büyüktür. Türkiye’nin tam bağımsızlık mücadelesini zayıflatmak, geleceğine ipotek koyma beklentisidir.

Bugünlerde yaşanan, isminin altında iletişim uzmanı olarak yazılan bir zatın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bilerek isteyerek, doğrudan hedef alarak ahlakdışı çirkin bir yakıştırmayla saldırı çabası da, emperyalizmin kirli paralarıyla fonlananların örgütlü gayretinden bağımsız değildir. Zira bu zatın ilk vukuatı da değildir. Özellikle sosyal medyayı etkin kullanarak, çarpıtma, karalama, yalan ve hakarete dayalı yol ve yöntemi daha önce de kullandığı görülmektedir.

12 Ocak 2016’da İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda can kayıplarına yol açan DEAŞ terör örgütünün saldırısı sonrası Türkiye’yi hedef alan attığı tweetin vahameti aslında her şeyi açıkça ortaya koyuyor.

Bu zatın adliyeye getirilme esnasında ellerini arkaya götürerek, kameralara ters kelepçe takıldığı görüntüsü verme çabası da ortaya koyuyor ki; planlı, programlı toplum üzerinde gerilimi artırarak, provokasyon ile sonuç alma peşindedir.

Bu tür şer gayretleri eksilmeyecek, 2023 seçimine doğru daha da tırmandırma eğilimi artırılacak. Emperyalizmin fonlananları, mikrofonları, plastik suratları rollerini yerine getirmenin çırpınışını hep sürdürecekler.

Ne yaparsa yapsınlar başaramayacaklar… Tam bağımsız Türkiye davasını köreltemeyecekler…

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …