Anasayfa / Köşe Yazıları / Bir Kayyım’ın kaleminden FETÖ gerçeği

Bir Kayyım’ın kaleminden FETÖ gerçeği

Unutulmamalıdır ki, unutulan ihanet tekrarlanır. 40 yıl boyunca küresel efendilerinin son derece titiz sinsi, her durumu hesap ederek belirledikleri strateji doğrultusunda Türk devletine, ABD derin devletinin uzantıları olarak yerleşen FETÖ ihanet şebekesinin yaptıkları, yapmak isteyip yapamadıkları ve hâlâ süren şer hevesleri asla unutulmamalı.

Örgütün elebaşı Fetullah Gülen 1986 yılında Hava Harp Okulu öğrencilerine yaptığı konuşmada ; “Bizim işimiz çok uzun soluklu bir iş, acele etmeyin ve kendinizi belli etmeyin, askeriyede, maarifte, emniyet içerisinde ve bunların etkin mevkilerinde yerimizi alacağız. Harekete geçtiğimizde kimsenin yapacak bir şeyi kalmayacak!…” demişti. Örgütün hedefini ve işleyişini özetleyen bu sözlerde unutulmamalı.

Örgütün; küresel ağını diri, canlı tutma çabası sürerken, küresel efendilerinin beklentileri körelmemişken Türkiye’ye yönelik şer çabalarının da körelmeyeceği unutulmamalıdır. Bu noktada esas olan FETÖ’ye karşı verilen mücadelenin eksiksiz, sorunsuz sürmesidir. Bugün biliniyor ki, örgüt yeniden toparlanma gayretindedir. Yaşanılanların yanlışlığını görenlerin, samimi pişmanlık duyanların dışındakilerin hâlâ örgüt sadakatini göstermeleri de bilinen gerçek.

Örgüt, Türkiye’nin siyasi çizgisine göre beklentilerini belirliyor, iktidar değişikliğine dayalı hesaplar yapıyor. Bunun için de yine esas hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan olmaya devam ediyor. Biliyorlar ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu sürece istediklerine ulaşmaları çok güç.

FETÖ denilen örgütün; nasıl bir şebeke olduğu, nasıl girdiği her kalıbın şeklini aldığı, nasıl son derece özel kripto yeteneğinin olduğu, nasıl birlik, bütünleşme ortamına fitne-fesat karıştırabilme marifetinin olduğu artık biliniyor olması gerekir. Onca yaşanılanlar bize bunların cevaplarını yeterince vermiş olması gerekir.

Örgütün her alandaki faaliyetlerinin yanı sıra medyadaki rolü ve hedefleri de özel bir yere sahipti. Medyada ise Zaman Gazetesi’nin konumu çok daha özel içerik taşıyordu. Binasıyla, personeliyle, işleyişiyle ve örgütün diğer medya unsurlarıyla olan ilişkisiyle bu özel içeriğin ayrıntıları örgütün anatomisi hakkında da ilgi çekici bilgi kaynağı durumundaydı.

2016 Mart ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı örgütün medya kuruluşlarına; Tahsin Kaplan, Metin İlhan ve Sezai Şengönül’ü kayyım olarak atadı. Kayyımların görev süreleri boyunca yaşadıkları ilgi çekici niteliklere sahip.

İşte bu sürecin tüm ayrıntılarını, örgütün medyadaki konumunu özel işleyişini, rolünü çok daha açık bir şekilde anlatan Kayyım Sezai Şengönül’ün yayınladığı “Griftin” kitabı tarihe şahitlik yapıyor.

Sezai Şengönül, kitabında kayyım olarak atandığı dakikalardan görevinin son erdiği ana kadar tüm yaşadıklarının tanıklıklarını, öykü tadında tarihe aktarıyor. Kitapta, Zaman Gazetesi’nin nasıl bir işleyiş içinde olduğunu, 5 katının kimler için nasıl tasarlandığını, niçin bir gazete binasında otel odası tarzında 10 odanın neden yapıldığı, kimler için düşünüldüğü, kimlerin kalmış olabileceği, binanın işleyişinin nasıl ve neden bir kast sistemiyle planlandığının, binadaki dinleme izleme altyapısının neden, kimler için kurulduğunun, kimlerin nasıl kalemlerinin bu binada kırıldığının, iddianamelerin bir gazete binasında nasıl hazırlandığının ipuçlarını bulacaksınız.

Türkiye sevdalısı herkesin mutlaka bu kıymetli kitabı okumalarını öneririm. Yaşanılan ihanetin unutulmaması ve tekrarlanmaması için, mücadele azminin kırılmaması için, yaşanılan gerçeklerin her daim hatırlanması, bilinmesi ve bilincimize kazınması gerekir.

Sezai Şengönül’ün Beta Kitaplarından çıkan “Giriftin” adlı eseri, bilginin bilince dönüşmesi için önemli bir işlev üsteleniyor… Bize de okumak düşüyor…

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …