Anasayfa / Köşe Yazıları / Acılarla değil, siyasi rantla hemhal olanlar

Acılarla değil, siyasi rantla hemhal olanlar

Asrın felaketini yaşıyoruz. Dünya deprem tarihinde eşine az rastlanan, karada peş peşe yaşadığımız büyük depremlerle karşı karşıya kaldık.

Depremin büyüklüğü, etkileri, yıkıma yol açma faktörleri ve tüm bunlarla ilişkilendirilebilecek olan unsurların payı mutlaka ayrıntılı bir şekilde ele alınmalı ve analiz edilmelidir.

Ancak şu anda içinde yaşadığımız faz; yaraların hızlıca sarılması, ihtiyaçların eksiksiz karşılanması, eksikliklerin süratle giderilmesi, ilerleyen zamana rağmen enkazlardan canların sağ salim kurtarılma çabasının sürdürülmesi gereken fazdır.

10 ilde sabaha karşı, çetin kış koşularının yaşandığı bir günde tüm olumsuz şartlar altında peş peşe yaşanan büyük iki deprem, 250-300 km’lik mesafe boyunca 10 ilde binlerce binanın çökmesine yol açtı.

Aynı anda saniyeler içinde 10 ilde büyük yıkımlar oldu. Özellikle Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman illeri enkaza döndü.

Saniyeler içinde karanlığa gömülen şehirlerin yaşam bağı o an koptu. Saniyeler, dakikalar içinde yıkımlar olur olmaz kurtarma faaliyetlerinin devreye girmesi çok güçtü. Bu denli büyük yıkımın yaşanması durumunda saniyesinde derhal sonuç alabilecek dünyada bir ülke yoktur.

Ancak çok hızlı hareket edebilmek ve tüm imkanları seferber edilebilmek önemliydi. Devletin ilgili tüm birimleri ilk hamleleriyle sahaya çıktı. Buna milletin üstün duyarlılığı eklenerek, yardım, arama kurtarma çabası giderek sahanın bütününe yayıldı.

Yine de büyük eksiklikler yaşandı. 10 İle yayılmış bir felaketin çapı, yoğunluğu ve büyüklüğünün etkisi eksikliklerin yaşanmasına yol açtı.

Her kim yüreğinde bu büyük acıyı hissediyorsa, öncelikle yapması gereken yardım elinin uzanmasına vesile olmak veya doğrudan yardım eli olmaktır.

Bunun yerine el çabukluğuyla derhal harekete geçip; deprem felaketinden siyasi rant çıkarmaya çalışmak, seçim hesabı yapmak ve buna yönelik çıkar elde etmenin fırsatını aramak, öncelikle acıların sarılmasında seferber olmak yerine, kendini bütünüyle soyutlayarak, tek suçlu aramak ve onu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklemek; fırsatçılıktır, sahteliktir, enkaz siyasetidir. Acılarla değil, siyasi rantla hemhal olmaktır.

Bu denli tarihte eşine az rastlanılan büyük deprem felaketine rağmen elbette şehircilik ve imar anlayışı, işleyişi, yapı güvenliği gibi hususlar enine boyuna irdelenmeli, ihmaller, kusurlar, eksiklikler ortaya konulmalıdır. Ancak bunu yaparken irdelenmeye; uzun bir süreç ( en az 100 yıllık) ve geniş bir sorumluluk kitlesi dahil edilmelidir. Siyasi kimliklerden, parti ayrımlarından bağımsız olarak sorumluluklar topyekûn ele alınmalıdır.

Felaket anını siyasi ranta dönüştürme çabası; asla saygın, samimi ve derde derman çabası olamaz. Bunun yanı sıra; Türkiye düşmanı küresel çevrelerin deprem felaketinden sonuç elde etme şer hevesi de dışa vuruyor.

Örneğin Fransız dergisi Charlie Hebdo; “Türkiye’de deprem. Tank yollamaya bile gerek yok” çirkin sözlerini sarf ederek, insanlık dışılığını kusmuş oldu. Bu denli mi medeniyetten yoksunsunuz? Bu denli mi nefret yüklüsünüz? Yazıklar olsun insanlığınıza.

Öte yandan ABD’nin USS George H.W. Bush uçak gemisi yardım için gelecekmiş. Bu da bir başka sahtelik, pişkinlik, pervasızlık örneği. Bırakınız deprem için yardım gemisi yollamayı, siz Türkiye’ye saldıran terör örgütlerine akıl, strateji verip, para, silah yollamaktan vazgeçin.

Açıkça görülüyor ki; deprem felaketini fırsat bilip, acıları istismar ederek, maskelenen iç ve dış unsurlar, el birliğiyle enkaz siyasetiyle sonuç alabilmenin hevesine kapıldılar…

Çok yazık…

Önerilen Haber

Siyasette “Normalleşme” diyenler ve olması gerekenler

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebiyle başlayan siyasette yumuşama veya normalleşme sürecinin …