Anasayfa / Köşe Yazıları / Vicdanın sesi ve maskeli balo – Akşam Gazetesi

Vicdanın sesi ve maskeli balo – Akşam Gazetesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan neden hedef? Nedir alıp veremedikleri? Bugüne değin girdiği her seçimi kazanmış, halkıyla bütünleşmiş ve millet iradesinin büyük çoğunluğu hep onun lehine tecelli etmiş bir lider neden rahatsızlık veriyor?

Küresel baronların ve onların içimizdeki uzantılarının yaşadığı bu rahatsızlığın sebepleri oldukça derinde saklı. Aslında her şey Davos’ta “one minute” çıkışıyla başladı. O gün yürekli bir ses, Ortadoğu’nun mazlum halklarının yüreğine bir tohum ekti. Yıllardır zalim rejimler altında zengin toprakların yoksul halkları olarak yaşamış geniş kitleler için bir umut sesi, içlerindeki örselenmiş heyecanı uyandırdı. O akşam mazlumların heyecanı, küresel sömürünün baronlarını rahatsız etti ve o akşam Recep Tayyip Erdoğan’ın diktatör olduğuna karar verdiler ve dünyaya yaymaya ant içtiler. Demokrasi konulu yeni bir maskeli balonun senaryosunu yazdılar, aktörlerini, figüranlarını saptadılar sahaya sürdüler. Onlar için artık kontrolü güçleşecek bir ülke olarak Türkiye, demokrasiden uzaklaşıyordu ve denetlenemeyen lideri ise diktatör oluyordu.

Maskeli balonun tüm aktörleri aynı koronun sadık elemanları olarak bulundukları her yerde, saf tuttukları her ortamda bu kara propagandayı yaymanın, etkin kılmanın çabasına giriştiler. İki kutuplu siyasal sistemin yaşandığı yıllarda NATO’nun ileri karakolu görülen, Batı blokunun patronluğunu yapanların sorgusuz her istediğini yerine getiren Türkiye, değişmişti artık. Tüm ilişkilerini asimetrik olmaktan çıkarmak simetrik bir çizgide karşılıklı saygıya dayalı hale dönüştürmek istiyordu. Bu istek ve kararlılık köreltilmeliydi ve bu yüzden Türkiye’nin demokrasisi Erdoğan üzerinden karalanmalı, ülke ve millet güvenliğine ilişkin en ufak bir hassasiyet durumunda ülkenin demokrasi dışına çıktığına dair kara propagandanın her tekniği kullanılmalı, gerçeklerin önüne algılar yerleştirilmeli, olmayan varmış gibi var olan yokmuş gibi gösterilmeliydi.

Tüm bunlara rağmen Davos’tan yükselen vicdan sesi, susmamaya kararlıydı. Tüm Ortadoğu halklarına verdiği umut, “dünya beşten büyüktür diyerek” yeryüzünün tüm mazlumlarına da yayılmasına yol açmıştı. Küresel sömürünün baronlarının rahatsızlığı giderek artıyordu. Sömürü alanlarının daralmaması için, terör örgütlerinin hüküm süreceği alanların genişlemesi gerekiyordu ve bunun için mazlum halkların coğrafyaları şiddet sarmalının hep içinde tutulmalıydı.

Türkiye’ de terörle cezalandırılmalı, toplumsal bütünleşme adına hangi değer varsa tüketilmeli, iç barışı her zaman tehdit altında tutulmalıydı. Ülkenin tüm kurum ve kuruluşlarına yayılmış tüm ihanet odakları harekete geçirilmeli, vicdan sesi susturulamayan, yükselişi durdurulamayan, halk sevgisi köreltilemeyen Erdoğan için diktatörlük karalaması gündemden düşmemeli ve Erdoğan, FETÖ ihanet şebekesiyle meydan işgalleriyle, hukuk darbeleriyle yetmedi askeri darbe girişimleriyle ve iç savaş hamleleriyle ortadan kaldırılmalıydı.

Başaramadılar… Ama pes de etmediler… Yeni yöntemlerin peşindeler. “Diktatör” karalamasını sürdürerek, yeni siyasi mühendisliklere, küresel efendilerinin çizdiği yolda gösterdikleri hedefte sonuç almanın çabasındalar.

Ama yine başaramayacaklar…

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir