Anasayfa / Köşe Yazıları / Anayasa değişikliği, millet iradesi ve demokrasi – Akşam Gazetesi

Anayasa değişikliği, millet iradesi ve demokrasi – Akşam Gazetesi

Halkoylamasına sayılı günler kala seçmenin zihninde hiçbir muğlaklığın kalmaması gerekir. Önerilen değişikliğin içeriğini ve değişimin ruhunu samimi olarak anlamak isteyenlerin mutlaka gerçeğe ulaşması gerekir. Bu noktada herkese büyük görev düşüyor. Değişikliğin içeriğini ve anlamını son derece açık ve gerçeği çarpıtmadan, ideolojik koşullandırmaya tabi tutmadan, bilgiye dayanmayan saptamalardan ve yanılgılardan uzak durarak ortaya koymak gerekir. Bu yöntemle değişiklik önerilerini izah edenlere de inanmak gerekir.

Anayasa değişikliği önerisinin esasen hangi anlayışı benimsediğini çok iyi kavramak gerekir. Her şeyden önce değişiklik önerisinin dayandığı temel anlayış; yasama, yürütme ve yargının milletle doğrudan bağını kurabilmektir. Nitekim değişiklik önerisinde yasama ve yürütme yani Meclis ve hükümet doğrudan halk tarafından seçilerek, çifte meşruiyet sağlanacak. Yargı ise milletin seçtikleri tarafından seçilecek. Böylece millet adına karar veren yargı erkininde kapalı devre biçiminde kendi içinde yürütülen seçim çekişmesi ortamında gruplaşma, kamplaşma üreten ve kast sistemine dayanan düzeni değişecek ve böylece yargının da millet ile bağı kurulacak.

Değişiklik paketinin milletle doğrudan bağ kurabilme anlayışının bir başka yansıması, hükümetin mevcut sistemdeki gibi parlamentodan çıkması yerine doğrudan milletin en az % 50+1 oy verdiği cumhurbaşkanı eliyle kurulmasında da görülüyor. Parlamentonun mevcut sistemdeki gibi siyaset dışı aktörlerin millet iradesini zedeleyecek düzeyde oyun alanı haline getirmesi, zorlama ve pazarlıklara dayalı hükümetler kurma çabaları ortadan kalkacak. Böylece “yönetimde istikrar, temsilde adalet” ilkesi gerçek anlamda hayat bulabilecek. Zira bugüne kadar yönetimde istikrar uğruna, aman parçalı bir tablo çıkmasın, hükümet kurma krizleri yaşanmasın diye yüksek barajlarla temsilde adaletten adeta vazgeçildi. Şimdi bu değişiklik önerisiyle hem baraj zorunluluğu olmayacak ve temsilde adalet sağlanmış olacak hem de yasama organı asli işlevine kavuşacak.

Bugün Meclis de kabul edilen kanunlar tamamen hükümetin ürünü olarak meclise geliyor ve orada hükümet partisinin vekillerinin çoğunluğuna dayanılarak, içeriği yeterince kavranmadan oylanarak kabul ediliyor. Oysa bu değişiklik önerisinde bu durum ortadan kalkacak ve kanun tasarısı hazırlama yetkisi sadece Meclis’te olacak. Sadece hükümet bütçe konusunda Meclis’e teklifte bulunabilecek o da Meclis tarafından kabul edilirse hayata geçecek. Şayet kabul edilmezse o vakit cumhurbaşkanlığı hükümeti bir önceki bütçenin sadece enflasyon oranında artırılmış haliyle çalışmak zorunda kalacak. Ama bu bütçe hiçbir zaman ilk sunduğu bütçe olmayacak ve böylece Meclis, hükümeti kanun tasarılarında olduğu gibi bütçe yoluyla da denetlemiş olacak. Böylece cumhurbaşkanı da Meclis ile uyumlu çalışmak durumunda olacak.

Bu değişiklik paketinin bir başka önemli anlayışı, Türkiye’nin siyasi tarihinde geniş yer tutan hükümet ve cumhurbaşkanı krizlerinin yaşanma ihtimalinin ortadan kaldırılmasıdır. Cumhurbaşkanı seçimiyle hükümet kuramama krizleri ortadan kalkacak, zorlama, zayıf, cılız, kısa ömürlü ve siyaset dışı aktörlerin ve vesayet odaklarının çıkarlarının yansıtıldığı koalisyon hükümetleri sorunu bir daha yaşanmayacak, sık sık erken seçim baskılarıyla yürütme erkinde istikrarsız ortam üretilemeyecek.

Önerilen anayasa değişiklik paketinin esas aldığı bir başka anlayış; yasama ve yürütme arasında şahsi, keyfi ve siyaset dışı aktörlerin güdümünde krizlerin yaşanmaması, yetki karmaşası, çift başlılıktan kaynaklanan gerilimlerin olmamasına yöneliktir. Bu noktada her türlü hassasiyete rağmen Meclis ile hükümet arasında olabilecek bir kriz durumunda ise önerilen değişiklik paketi, milletin hakemliğine başvurmayı esas alıyor. Bu durumda karşılıklı seçim yenilemeyle yine milletin iradesi sorunu çözmüş oluyor.

Sonuç olarak milletin söz ve kararının esas alındığı, etkin olduğu bu değişiklik paketini; anti-demokratik zihniyetin, beğenmediği kararın verilmesi halinde halkı İzmir’den denize dökmeyi hedefleyen anlayışın kabul etmesi mümkün değildir…

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir