Anasayfa / Köşe Yazıları / Küresel planda 28 Şubat darbesinin içeriği

Küresel planda 28 Şubat darbesinin içeriği

28 Şubat darbesinin siyasete müdahalesinin, başörtü yasaklarıyla, fişlemelerle yaptığı zulmün üzerinden 24 yıl geçti. Milyonlarca mağdur üretti. Gençler eğitim hakkından mahrum bırakıldı. İnsanlar işlerinden oldu. İnsanları etiketleyerek, fişlemeler yaparak, tüm kurumlarda bilhassa da Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) alan çalışması yapıldı.

Samimi Müslümanlara yönelik, mütedeyyin subaylar, kimisi eşleri başörtülü diye kimisi namaz kılıyor diye fişlemelere maruz bırakıldı. Bu çaba aslında bir alan açma çalışmasıydı.

Bir büyük şer projesinin önemli bir parçasıydı.

Hazırlanan mizansenler Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz gibi isimler kullanılarak sahneye kondu. Günlerce görsel ve yazılı medya bu isimler üzerinden yayınlar yaptı.

TSK komuta kademesinin diline “irtica” kavramı dolandı ve “irtica PKK’dan tehlikeli” diyecek kadar, boyut kazandı. Buna dayalı sıkıştırmalar peşi sıra gelmeye başladı. Dönemin gazetelerinin manşetlerine, “gerekirse silah bile kullanırız “tehditleri yerleştirildi.

Büyük projenin görünen, görünmeyen aktörleri ve unsurları, bu sürecin hedeflediklerine erişmesi için üzerlerine düşen rolleri yerine getirmenin çabasına giriştiler.

Üniversitelerde, medyada, sivil tolum örgütlerinde, vakıflarda, şirketler de ve daha birçok kurum ve kuruluş da birçok aktör bu sürecin içinde roller aldılar.

TSK içinde cereyan eden gelişmelere bağlı olarak, bir büyük tasfiyenin sağlanarak yerine konumlandırılmak istenenlerin önünü açtılar. FETÖ bu sürecin önemli bir aktörüydü. Arkasındaki küresel gücün belirlediği rotada yeni bir döneme hazırlanıyordu. TSK içinde samimi Müslümanlara, dindarlara yönelik tasfiye sürecinde, aldığı küresel role bağlı olarak alan kazanmanın sürecine girişti.

FETÖ elebaşı Gülen merkez medyanın manşetlerinde; “Becermediniz artık bırakın” sözleriyle öne çıkartıldı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığında Refahyol hükümetine yönelik bu sözleriyle FETÖ, kendisi için uygun iş ikliminin yapılandırıldığının bilgisiyle davranıyor, kendisine açılacak alanın hakkını vermek istiyordu. Zira bir el değiştirme süreci yaşanıyordu.

Bu süreç; Soğuk Savaş döneminde bazı NATO üyesi ülkelerin içinde konumlandırılan, derin devlet niteliğinde gladyo yapılandırılmasının, Sovyet bloğunun dağılmasından sonra bazı ülkelerde tasfiye edilmesine karar verilirken, Türkiye’de el değiştirmesinin benimsenmesiyle yaşanıyordu.

Bu el değiştirme de FETÖ’nün 40 öncesine uzanan CIA bağına dayanılarak, pozisyon alması, emaneti devralması isteniyordu. Öyle de oldu. Böylece özellikle TSK içinde yeni NATO konsepti kapsamında, FETÖ mensuplarına alan açılmaya başlamıştı.

Bu el değiştirme kararının verilmesinde, Türkiye’nin özellikle İslam coğrafyası içindeki etkisi, rolü hesap ediliyordu. Bu dönemde yeni egemenlik tezleri geliştirilerek sahaya sürülmüştü. Yeni egemenlik projelerine odaklanılıyordu. Yeni seferler tasarlanıyordu. Sovyetler’in dağılmasından sonra ortaya çıkan çok geniş İslam coğrafyası iştah kabartıyordu. Yerinin altına üstü de yeni sömürü düzenine tabi tutulabilecek zengin potansiyelleri vardı. Bu nedenle iştah kabartıyordu. Yeni sömürge planları devreye sokulmalıydı. Bunun için de İslam coğrafyasının üzerine örtü çekilerek, buradan doğabilecek bir reddiyenin önü kesilmeliydi. Bu örtü; terör şiddet, iç karmaşalar, etnik ve mezhepsel çatışmalar olmalıydı.

Bu örtü; İslam’ın işlenmesi gereken cevherinin yani hakka, hukuka, adaleti esas alan, kul hakkına dayalı adalet anlayışının toplumsallaşmasının engellenmesi için tasarlanmıştı. Böylece Batı’nın sömürü düzeninin zedelenmemesi sağlanacaktı. Bu örtünün kapatacağı gerçekler içinde İslam kavramının önüne yapay, sahte sıfatlar eklenmeliydi. Örtünün bir ucuna “radikal İslam” denilerek terörle buluşturulan ve bunun için peydahlanan terör örgütleri yerleştirilirken, diğer ucuna da “ılımlı İslam” kavramı yerleştiriliyordu. CIA laboratuvarlarında üretilen bu kavramlar, aslında İslam kötüdür ama Ilımlısı iyidir denilmek istenerek, onunda ABD tarafından kontrol edileni makbuldür hedefi güdülüyordu.

FETÖ de bunun için gerekliydi ve önü açılmalıydı. Böylece İslam’ın önüne radikal -ılımlı sıfatlarını takanlar, haçlı emperyalizminin kirli emellerini planlayacaklar ve sömürü düzenlerine karşı İslam’ın reddiyesini engelleyebilmeyi hedefleyeceklerdi.

İşte büyük fotoğrafta bu tablo altında, 28 Şubat darbesinin küresel ve ulusal düzeyde kirli, karanlık ilişkiler ağı sonuç almaya çalıştı.

Kalıcı başarı elde edemediler… Ama pes de etmediler… Kirli planları biçim değiştirmiş de olsa bugün diri ve canlıdır. Ama biz de her türlü kirli planları bozmaya karşı diri ve canlıyız… Boyun eğmeyeceğiz…

Önerilen Haber

“Kontrollü Darbe” karalamasının maksadı hasıl olmuştur

15 Temmuz gecesinden itibaren safını belirleyenlerin vatan sınavı sürüyor. Aynı duyarlılıkla, aynı kararlılıkla emperyalist kuşatmaya …