Anasayfa / Köşe Yazıları / Kentsel dönüşümü engelleyenler

Kentsel dönüşümü engelleyenler

Yaşadığımız asrın deprem felaketinin yaraları süratle sarılmaya çalışılıyor. Yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için büyük bir titizlik içinde adımlar atılmaya başlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman vurguladığı yatay mimarinin güvenli konutları üretilecek. Bu konutlar; şehirlerin kültürel ve tarihsel kimlikleriyle uyumlu, zemin şartlarını dikkate alan ve ona göre yapı tekniğinin uygulandığı konutlar olacak. Fay hatlarından en az 500 metre uzaklıkta, çok katlı olmayan ve bina altlarında işyeri bulunmayan konutlar olacak. Şehirler; yeşil alanlarıyla, sosyal donatı sahalarıyla bütüncül planlama anlayışıyla yeniden oluşacaklar. Şehirsel fonksiyonlar gözden geçirilecek, yoğunluk artırıcı fonksiyonlardan kaçınılacak, gerekirse bunun için yeni denge şehirlerinin, yeni denge metropollerinin oluşumu düşünülecek.

Böylece bütüncül planlama anlayışıyla, mekansal planlama hiyerarşisi içinde mahalle-şehir-bölge-havza-ülke mekan planlaması dizilişiyle yükler paylaştırılarak ve fonksiyonel bütünlük oluşturulacak.

Kırsal yerleşmelerin de konutları da aynı hassasiyetlerle yapılacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da vurguladığı gibi, yıkılan binaların %98’i, 1999 Marmara depremi öncesi yapılan binalar. Bu binaların kentsel dönüşüm uygulamasından yararlanarak, yenilenmeleri, daha güvenli binalara dönüşmeleri gerekirken, çeşitli nedenlerle başarılamamış olması, yaşadığımız acı tablonun büyümesinin önemli bir sebebidir. Oysa TOKİ tarafından yapılan tüm konutlar, asrın deprem felaketinden hasarsız çıkmıştır. Kentsel dönüşümün yaygınlaşmasının önünde siyasi, ideolojik saiklerle karşı koyuşlar sergileyenler, vatandaşları bu konuda ihmale sürükleyenler, zihinleri karıştırarak, kentsel dönüşümden soğutanların şimdi vicdanları nasıldır acaba?

Sırf iktidara muhalefet edebilmek için kentsel dönüşüme karşı çıkmanın bugün acı sonuçlarını görünce, yaşayınca şimdi bu zatlar, bu çevreler hangi duygu ve düşünce içindeler acaba?

Bugünlerde kamuoyunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 4 yıl önce Üsküdar’daki kentsel dönüşüme direnen mahalleliyi ikna edebilmek için söyledikleri hatırlatılıyor. O konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki; “Allah göstermesin yarın bir gün buralarda bir deprem olursa ve hazmedemeyeceğimiz neticeler olursa ne yaparız? Kime ah edersiniz? Yine bana ah edersiniz. Her şey gönüllülük esasına göre olacaktır. Bazı müteahhitler diyormuş ki ben yüzde 60’ını 70’ini alırım ondan sonra da seni kapıya koyarım… Müteahhittin dediği geçerli değil ki… Biz cumhurbaşkanı bakanları değil müteahhitti dinliyorsun. Sen evini müteahhitte vermek zorunda değilsin böyle bir şey yok… Her şey gönüllü kimseyi olacak kimseyi kovma diye bir şey kentsel dönüşümde söz konusu değildir. Çevre Bakanlığı da devreye girer, adımları atarız, vatandaşı mağdur etmeyiz. Müteahhitler kazansın diye de adım atmayız.”

Bu sözlerle, güvenli konutlarda oturmayan halk uyarılırmış, hakikatlerle yüzleştirilmiş, ülkenin en yetkili makamı tarafından güvence verilmiştir.

Deprem bölgesi dışında İstanbul’da da kentsel dönüşüme yönelik muhalefet tarafından engelleyici tutumlar sergilenmiştir.

İstanbul’da tüm bu engelleme çabalarına rağmen bazı ilçelerde önemli mesafeler alınmıştır.

Engellemeler, davalar açarak yapılmış,

halk kışkırtılmıştır.

Bir siyasi partinin lideri, kentsel dönüşümü engellemelerini; ” Gürültü çıkardık ve durdurduk” sözleriyle ortaya koymuştur.

Bazı örgütlerle el ele vererek, muhalefet, Hatay İskenderun’da 6 mahallenin dönüşümü yargıya taşıyarak, durdurmuştur.

O mahalleler depremde maalesef büyük yıkımla karşılaştı, yüzlerce can kaybedildi.

İstanbul’da da bu engellemeler çokça yaşandı. Provokasyonlarla, davalarla kentsel dönüşümü engellemeye çalışanların çabalarının yanı sıra kentsel dönüşüm bütçesini azaltanların da varlığı çok vahim bir tabloyu ortaya koyuyor.

Şimdi tüm engellemelerin, siyasi ve ideolojik tutumlarla kentsel dönüşümü baltalamaların aşılması gereken fazdayız.

Güvenli olmayan tüm yapılar, kentsel dönüşüme tabi tutulmalıdır.

Bu konuda herkese büyük sorumluluk düşüyor.

Yaşadığımız çevreye sahip çıkma bilincini yerleşik kılmak önceliğimiz olmalıdır.

Önerilen Haber

Siyasette “Normalleşme” diyenler ve olması gerekenler

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebiyle başlayan siyasette yumuşama veya normalleşme sürecinin …