Anasayfa / Köşe Yazıları / ABD dış politikasının içimizdeki uzantıları

ABD dış politikasının içimizdeki uzantıları

Siyasi parti sanılan PKK/PYD-YPG terör örgütünün siyasi kolu HDP’nin varlığı, konumu, ondan kimlerin neler beklediği Türkiye’nin iç politikasının en önemli sorunudur. Seçim aritmetiğine, oy hesabına, iktidar heveslerine kurban edilmeyecek düzeyde önemli bir meseleyle karşı karşıyayız.

Bugüne değin HDP yapısına ilişkin her yol denenmiştir. Küresel terör baronları ve onların maşası PKK-YPG terör örgütüyle bağının kopması için, terörün sonlandırılması için, akan kanın durdurulması için, emperyalizmin kirli savaşının ve kirli emellerinin yerle bir edilmesi için her yol denenmiştir. Ama asla bu kirli yoldan geri dönmemişlerdir. Kandil vesayetinden çıkmadıkları gibi, küresel sömürü ve terör baronlarının, emperyalizmin kirli planının parçası olmaya devam etmişlerdir. Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’yi hedef almayı sürdürmüşlerdir. Bunu yaparken de siyaset alanını kullanarak, iç cephede gedikler açmanın rolünü üstlenmişlerdir. Türkiye’nin aleyhine olan her türlü faaliyetin içinde yer almaya çalışmış, Türkiye’nin teröre karşı verdiği mücadeleyi baltalamanın her yolunu denemişlerdir. Suriye’nin kuzeyinde terör yuvalarına yapılan askeri harekatları siyaseten yıpratmak için çaba içine girmiş, Gara operasyonunda Türkiye karşıtı kara propagandanın öznesi olmuş, terör denkleminin siyasi rolünün gereğini yapmaya gayret etmişlerdir.

Son olarak da; ABD Başkanı Biden’ın çizgisini harfiyen takip ederek, onlardan bekleneni yerine getirmek adına Türkiye’ye, “Ermeni soykırımıyla yüzleşin” çağrısı yapmış ve böylece saflarını açıkça ortaya koymuş, kimin kuklası olduklarını bir kez daha netleştirmişlerdir. Geldikleri bu son nokta, Türkiye’yi hedef aldıkları son noktadır. Esas olan bu yapının Türkiye’nin bir partisiymiş gibi muamele görmesidir. Bu ülkeyle, bu topraklarla, bu milletle bağı olmayan görevi, misyonu netleşmiş bu yapının kuyruğuna takılanların, ittifak hesaplarını sürdürmek isteyenlerin, dostlarımızla iktidar olacağız diyerek, görmezden gelenlerin de son noktasıdır.

Siyasetin hukukunu, erdemini korumak, siyasetin görevidir. Türkiye karşıtlığı yapan bir yapıyı siyasi parti olarak görmek, oy hesabına tabi tutmak siyasete de, seçmene de kötülüktür. TBMM’de Türkiye’yi savunan ortak bildirilere, ortak kararlara asla katılmayan bu yapının Gazi Meclis’te varlığı, gerçek kimliğini ve kimin kuklası olduğu gerçeğini örtemez. 600 günü aşan süredir HDP önünde evlat nöbeti tutan Diyarbakır Anneleri; “HDP’yi parti kabul etmeyin. Onlar evlatlarımızı çalıp, PKK’ya teslim edip, ABD’ye asker yaptılar” haykırışıyla tüm gerçekliği ortaya koyuyorlar.

Bu maskeli balo sürdürülemez. Hukuk gereğini yapmalıdır. Ancak siyaset kurumu da gereğini yapmalıdır. Türkiye’nin dış cephede bileğini bükemeyenler, iç cephesine saldırmaktadır. İç cepheyi sağlam tutmak siyaset kurumunun asli vatan görevidir.

Türkiye’nin iç politikasını, ABD’nin dış politikasına açmak isteyen siyasetçiler, siyasi partiler Türkiye’nin bağımsızlığının mayalandığı yer olan iç cephesinin unsurları olamazlar. Olsa olsa ABD Başkanı Biden’ın; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek için muhalefeti desteklemeliyiz” hedefinin bir parçası olurlar.

İsrail terörünü ve onun eli kanlı Netanyahu’sunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a benzetmek, Netanyahu gibi sivil halkı, çocukları öldürdüğü anlamını taşıyan cümleler kurup, dünya kamuoyu önünde bunu okumak, Filistin davasına hizmet etmediği gibi, İsrail terörünü ve eli kanlı Netanyahu’yu da esaslı bir şekilde kınandığı anlamına da gelmez. Olsa olsa mazlum Filistin halkının ve bölgenin tüm mazlumlarının son umuduna, Türkiye beklentisine yapılmış bir saldırı anlamına gelir. Küresel sömürü ve terör baronlarını, emperyalizmi ve onun maşaları FETÖ ve PKK/PYD-YPG terör yapılarını sevindirerek, küresel odaklara, ABD emperyalizmine, Biden’a el sallamış olursunuz.

Unutmayınız ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sivil halkı ve çocukları öldürdüğüne dair kirli, rezil, alçak iftirası, kara, kirli propagandası, PKK/PYD-YPG terör örgütünün ve onun siyasi kolunun ve yandaşlarının kirli ürünüdür.

Biden’dan demokrasi bekleyenler, Afrin’e girmeyin, PYD bize mi saldıracak, S-400’e ne gerek var, ne işimiz Libya’da, ne işimiz var Karabağ’da diyenler de bağımsızlığımızın mayası, odağı olan iç cephemize hizmet etmiş olamazlar. Onlar da olsa olsa Biden’ın beklentisine karşılık vermiş olurlar.

İstiklal tutkunu Türkiye sevdalıları her şeyin fakındadır. Son sözde ona aittir; Türkiye Türkiye’den yönetilecektir.

Önerilen Haber

“Gerçek çizmesini giymeden, yalan dünyayı iki kez dolaşırmış”

Sosyal medya son zamanlarda, adeta karanlığa kurşun sıkılan bir alana çevrilmiş durumda. Neyin gerçek, neyin …