Anasayfa / Köşe Yazıları / Türkiye’nin Mavi Vatan kararlılığı

Türkiye’nin Mavi Vatan kararlılığı

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kararlılığı eksilmeden sürüyor. Bugünlerde Yunanistan ile müzakere yapılacağına dair açıklamaların esası, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki, haklarının müzakeresine yönelik değildir. İki ülke arasında, Ege odaklı sorunlara ilişkin 2002-2016 yılları arasında sürdürülmüş olan istikşafi denilen ve 60 tur yapılan görüşmelerin kaldığı yerden devam ettirilmesine dayalıdır.

Yunanistan ve arkasındaki güçler, Doğu Akdeniz’e dayalı rahatsızlıklarını masaya getirebilirler ama bu noktada esas olan Türkiye’nin tavrıdır. Türkiye’nin tavrı nettir ve Yunanistan ile Doğu Akdeniz konusunu müzakere etmeyecektir. Zira Yunanistan doğrudan Doğu Akdeniz’e taraf değildir ve olamaz.

Yunanistan’ın; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden bugüne değin oldubittilere dayalı yaptığı hamleleri de nafiledir. Ne coğrafi gerçeklik, ne hukuk ona haklılık kazandırmaz.

Türkiye Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığını koordinatlarını belirleyerek, 18 Mart 2019 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) bildirmiştir. Buna dayalı olarak, ayrıca Libya ile deniz yetki alanlarını da karşılıklı saptayarak, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) mutabakatını da imzalamıştır. Ayrıca; tüm denizlerindeki coğrafi gerçekliğe ve hukuka uygun bir şekilde ve hiçbir kıyıdaş ülkelerin hakkını, hukukunu zedelemeyen Mavi Vatan haritasını da oluşturmuştur.

Her şey çok açıktır. Türkiye’nin 462 bin km2’lik Mavi Vatan’ı, karadaki vatan toprağının devamıdır. Bir karış toprağının değeri neyse, bir damlası da aynı kıymettedir. Türkiye’nin Mavi Vatanını müzakereye açması demek, İstanbul, İzmir, Antalya’yı müzakereye açması anlamına gelir ki, bu durum doğal olarak asla düşünülemez.

Türkiye’ye yönelik şu sıralarda diplomasi trafiğinin artması, Türkiye için; sahada gösterilen aynı kararlıkla diplomasiye de alan açılmasına imkan tanımak anlamına gelmektedir. Sahadaki kararlılık neyse masadaki de odur. Türkiye sahadaki gücünü, masaya da yansıtacaktır. Zira haklılığı, diplomasideki gücüdür.

NATO, AB, Yunanistan, Fransa, ABD ve diğerleri şimdi de diplomasi kulvarında mevzilenebilirler. Bu mevzilenmede; sahada kıramadıkları kararlılığı, bu defa da masada deneyebilirler. Ama inanıyoruz ki, bu muhtemel çabaları da nafile olacaktır.

Türkiye sondaj-sismik arama filosuyla, Mavi Vatanında hidrokarbon arayışını da, sondajlarına da aynı inanç ve kararlılıkla devam edecektir.

Oruç Reis sismik araştırma gemisiyle, 3500 km2’lik alandan elde ettiği veriler en güzel biçimde değerlendirilecektir. Yavuz sondaj gemimiz, Doğu Akdeniz’de ki sondajlarını sürdürmeye devam edecektir. Bu konuda geri atmamız söz konusu değildir.

Siz bakmayın her zamanki asitli bünyelerin, diplomasi sürecini teslimiyet gibi gösterme çabalarına. Sömürgeci zihniyet sahada yaptığı sıkıştırmaları ve yıldırma çabalarını elbette masada da deneyecektir. Ama esas olan Türkiye’nin kararlılığıdır.

Türkiye’nin kararlılığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözlerinden yansıyanlardır; “Bir asır önce vatanımızı parçalamayı hedefleyen Sevr’i nasıl yırtıp atmışsak, bugünde Mavi Vatanı aynı kararlılıkla koruyacağız.”

İşte kararlılığımızın kaynağı budur. Masadaki gücümüzde budur. Müzakeredeki ölçümüz de budur.  

Önerilen Haber

Türkiye’nin tezlerine muhalefet

Türkiye belirlediği rotasıyla, büyük stratejik hedefleriyle ve bunların harmanlandığı tarih teziyle, geleceğine sahip çıkarak, başta …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir