Anasayfa / Köşe Yazıları / S-400’ün anlamı

S-400’ün anlamı

Rusya’dan alımına karar verilen S-400 hava savunma sistemiyle ilgili ABD’nin ve NATO’nun tavrı, yaşadığımız dönemin kodlarıyla, siyasi ve stratejik atmosferiyle son derece çelişkilidir.

Her şeyden önce defalarca da olsa bir kez daha hatırlanması gereken temel gerçek; artık Soğuk Savaş dönemimin iki kutuplu siyasi sisteminin içinde olmadığımız gerçeğidir. Bu sistem geçmişte kaldı. Ama bu sistem değişmemiş gibi davranmak isteyenler olabilir. Bu noktada ABD’nin ve NATO patronajlığının tavrı, blok bağımlılığı varmış gibi Türkiye’nin geçmişin edilgen tutumunu sergilemesine yönelik olabilir. Bu beklenti veya istek, Türkiye’nin dünyaya, gerçeklere, çok seçenekli yeni siyasal atmosfere gözlerini kapatmasının istenmesi anlamına gelir. Bir yandan Türkiye tüm terör örgütlerine karşı amansız mücadele verecek ve bu mücadelede ABD ve NATO’dan gerekli desteği alamayacak ve bırakınız desteği Türkiye’ye karşı terör örgütleri bu ülkeler tarafından korunup, kollanacak, stratejik, ilişkilere girişilecek öte yandan da Soğuk Savaş bitmemiş gibi davranması istenen bir Türkiye olacak. Böyle bir Türkiye’nin kimden tehdit algılayacağına blok patronajı karar verecek.

Bu durum asla kabul edilemez. Nitekim Türkiye’de bu durumu asla kabul etmiyor, dünya gerçeği neyi öngörüyorsa, Türkiye çıkarları neyi zorunlu kılıyorsa onu yapıyor ve bu noktadaki kararlılığını koruyor. Zira yeni dönemde blok çıkarları değil, milli çıkarlar öncelikli. Esasen ortada yekpare davranan veya davranma gereği görülen bir blokta yok. Batı ülkeleri de bunun farkında ve bu duruma göre pozisyon almış durumdalar. İngiltere bir çırpıda yüzyıllık proje diyebileceğimiz Avrupa Birliği’nden arkasına bakmadan çıkıp gitti. Almanya, Fransa İngiltere ABD’nin başlattığı ticaret gerilimini, İran ambargosundan doğan hak kayıplarını yaşarken aldıkları tutum, milli çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde davranmaktır.

İngiltere’nin, Çin ile Almanya’nın, Fransa’nın, Rusya ve İran ile ilişkileri sıkıca sürerken, hiç kimse bu ülkelere eksenleri kaydı nitelemesinde bulunmuyor. Söz konusu Türkiye olunca, Batı’nın yanı sıra Doğu’nun ülkeleriyle de ilişkilerini derinleştirirken ekseninin kaydığına ilişkin tezvirat devreye sokuluyor. Esasen bu çabanın özü; Türkiye’nin Batı’ya yönelik tek yanlı bağımlılıktan çıkmasının istenmemesine dayanır.

Bugün için; müttefiklik kavramı, eksen nitelemesi, blok vurguları, tehdit algıları bütünüyle değişmiştir. Geçmişin kavramlarıyla bugünün gerçeğini anlamlandırmak ve kavramak mümkün değildir.

NATO’nun düşmanı kimdir? Bir Soğuk Savaş döneminin kurumu olarak NATO’nun simetrisi, düşmanı, tehdit unsuru Varşova Paktı dağılmıştır. NATO onun için vardı. Şimdi ne için var? Şayet terörle mücadele içinse esas varlığı o vakit NATO üyesi Türkiye’nin yıllardır süren terörle mücadelesinde NATO nerede yer alıyor? Bugüne değin NATO Türkiye için neden samimi bir güvenlik üretiminde bulunmamıştır? Üstelik NATO’nun temel hükümlerine göre bir üyeye dışarıdan yapılan bir saldırı tüm üyelere, NATO’ya yapılmış sayılır. Neden bu konuda Türkiye yalnızdır?

Bizler bu soruların cevabını çok iyi biliyoruz. Buna göre kalkıp da Türkiye’ye her bakımdan rakip ürünlerden çok daha üstün olan Rusya’nın S-400’ünü alamazsınız demek; “siz bizden onay almadan sağ sola, dönemezsiniz, savunma ihtiyaçlarınızı biz vermesek de, bizden izinsiz başkalarından da temin edemezsiniz” demektir. Buna Türkiye’nin boyun eğmesi mümkün değildir. Artık tek yanlı blok bağımlılığı yoktur. Çok seçenekli bir dünyada Türkiye’nin milli çıkarları vardır. Geleceği belirleyecek olan da budur…

Önerilen Haber

15 Temmuz ‘Milli Vuruş’ kitabında yaşıyor

15 Temmuz gecesinin tarihe işlenen gerçeklikleri, tüm canlılığıyla yaşamaya devam ediyor. 15 Temmuz iki farklı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir