Anasayfa / Köşe Yazıları / Polis Akademisi’nin FETÖ Sempozyumu’ndan Yansıyanlar – Akşam Gazetesi

Polis Akademisi’nin FETÖ Sempozyumu’ndan Yansıyanlar – Akşam Gazetesi

Perşembe gününden itibaren Antalya’dayız. Polis Akademisi Uluslararası Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nin (UTGAM) düzenlediği “Uluslararası Bir Tehdit Olarak FETÖ” konulu 2.Uluslararası Güvenlik Sempozyumu’nu icra ediyoruz. Başta Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak, Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı ve Doç. Dr. Ufuk Ayhan, UTGAM Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şahin ve Müdür Yrd. Y.Doç.Dr. Levent Yılmaz olmak üzere bu sempozyumun hazırlığında emeği geçen tüm Polis Akademisi kadrosunu tebrik ediyoruz. Bu kadro, 15 Temmuz’dan bugüne FETÖ ‘ye karşı mücadelede eksilmeyen duyarlılıkları ve hazırladıkları raporlarla oluşturdukları veri yüklü bilgi birikimiyle takdirin büyüğünü hak ediyor.

Sempozyumun ilk gün, ilk oturumunda Akademi’nin hazırladığı; ‘Yeni Nesil Terör FETÖ’nün Analizi” başlıklı raporu’nun değerlendirmesini yaptık. Rapor, FETÖ nün çeşitli yönleriyle irdelendiği, özgün vurgularla önemli bir çalışma. Rapor, FETÖ ye karşı yürütülen mücadelede rehber niteliği de taşıyor.

Sempozyuma katılan ABD Başkanı Donald Trump’ın Kampanya Danışmanı Theodore Roosevelt Malloch yaptığı konuşmada; “ ABD, Türkiye’nin makul talebini yerine getirmekte başarısız oldu. Bu talep, FETÖ olarak bilinen terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in geri gönderilmesidir. Ancak ABD’nin dışişleri ve adalet bakanlıkları, bu konuda yavaş hareket ediyorlar. Oysa Türkiye’nin, ABD ile anlaşması var. Birçok suçluyu Türkiye, geri göndermiştir. Türkiye, ABD’nin yasal bir şekilde seçilmiş başkanını devirmek isteyen bir kişiye ev sahipliği yapsaydı biz, onun kellesini isterdik. Buradaki sorun, derin devlet ve Gülen’in yardım kampanyalardır. Trump ve politikalarına bağlı olmayan ABD’nin önceki Ankara Büyükelçisi John Bass, ilişkilere zarar verdi. 70 yıl boyunca kurduğumuz ilişkilere zarar vermiştir. Bu dönemde, çok kötü bir süreç yaşadık” dedi.

Malloch ayrıca; “FETÖ, İslami bir örgüt değil; terör örgütüdür. ABD’deki seçim kampanyalarına sponsorluk yapmış ve kendilerine koruma sağlamıştır. ABD’de yaptığı yatırımlar sayesinde yaşıyor. Derin devleti yeniden sorgulamaya başladık. Trump’ın bu sorunu çözmesi gerekiyor. Dışişleri Bakanlığı, bunu yapmıyor. Gülen’in çok yakın zaman içinde ve yasal şekilde Türkiye’ye geri gönderilmesi konusunda çalışmalıyız” diyerek, dikkat çekici bir değerlendirme de bulundu. Bu vurguların bir sonuç üretme kabiliyeti olmasa da en basitinden bir ABD’li tarafından yapılmış olması da önemlidir. Bir ABD’li den bu sözleri duyarken, Türkiye de bazı siyasilerin 15 Temmuz’a ve arkasındaki FETÖ’ye yönelik bilinçli bir sis perdesi örme gayretlerini unutmamak gerekir.

FETÖ konusunda bir kez daha açık olarak saptamak gerekir ki; bu örgütün anatomisi çok bileşenli, çok fonksiyonlu ve çok özel tekniklerle donanmış kuvvetli bir kripto yapısına dayanmaktadır. Küresel ağın varlığı ve bu ağın istihbarat ağıyla iç içeliği, örgütün kripto yapısının yeterince hızlı, kapsamlı ve geride hiçbir eksik bırakmaksızın çözümlenmesini güçleştiriyor. Ayrıca görünen o ki, kendini tazelemeye yönelik yetenekleri de bütünüyle köreltilemediğinden yeni motivasyon imkanları elde etmeleri mümkün oluyor.

Tüm bu imkan ve kabiliyeti sağlayan yegane güç, arkasındaki küresel baronların varlığı ve onların etkileme yeteneği. Bu güç örgütün iç içe geçen hücreler biçimindeki halkalarının iç çekirdeğine nüfuz ederek, bu çekirdekte saklı olan gladyo tipi yapılanmasıyla her zaman dirilme ve tazelenmeye müsait hale getirilmiştir.

Bu noktada bugüne kadar verilen mücadeleyi asla azımsamadan, yapılması gerekenlerinde asla göz ardı etmeden topyekun mücadele ruhuna, kararlılığına dayalı bir stratejiyle geleceğimizi güvence altına almak hayati bir zorunluluktur.

Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki; bugün Türkiye’yi hedefe koyan her türlü hesap 2019 yılı içindir ve bu sinsi hesapların odağı, esası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’sız bir Türkiye hesabıdır ki, bu gayretin iç ve dış unsurlarının her karesinde FETÖ izi, eli ve arkalarındaki küresel sömürü baronlarının desteği vardır.

Bu sinsi planlara, siyasi mühendislik çabalarına, şer ittifaklarına, küresel sömürü baronlarının gayretlerine rağmen bu toprakların milyonları tehlikenin nereden, nasıl geldiğinin farkındadır ve direnişin öznesi olmaya her daim hazırdır. Tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi.

Esasen 15 Temmuz’da halk mücadele çıtasını belirlemiştir. Bunun altında kalanların sahiciliğinden, samimiyetinden ve siyasi hayatiyetinden söz edilemeyeceğinin de bilinmesi gerekir…

Milyonlar bu sınavı yapmaya hazırdır… Ya siyasi kadrolar bu sınava girmeye hazır mı? Göreceğiz…

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir