Anasayfa / Köşe Yazıları / İran Dersleri – Akşam Gazetesi

İran Dersleri – Akşam Gazetesi

İran’da sokak gösterileriyle başlayan ve kan dökülmesiyle boyutlanan gerilimin günlerdir nedenleri tartışılırken, gözden uzak tutulmaması gereken bilimsel bir gerçekliğin hatırlanmasında yarar var.

Unutulmamalıdır ki, hiçbir sosyal olgu, sadece tek bir faktör ile kolayca açıklanamaz. Analizi yapılmak istenen her sosyal gelişmenin veya sosyal olgunun mutlaka tüm unsurları, bileşenleri, gelişmeyi etkileme potansiyeli taşıyan her faktörün anlaşılması öncelikli olmalıdır. Ardından mutlaka bu faktörlerin, bileşenlerin ortaya çıkan her olguda veya gelişmede etkisinin derecesi, düzeyi belirlenmelidir. Ancak bu yapıldıktan sonra hangi faktörün etkisinin ağırlık kazandığı daha sağlıklı anlaşılabilir.

Bunun yanı sıra belirlenen bu faktörler arasındaki etkileşimin varlığını da ihmal etmemek gerekir. Zira toplumsal düzeyde sosyal olgunun öznesi insandır ve insan çok bileşenli bir varlıktır. Buna göre her sosyal olgunun çok bileşenli ve etkileşimli olduğunu kabul etmek ve analizi yapılan her sosyal olguda ve gelişmede bu gerçeği unutmamak gerekir.

Bu gerçeklikten hareketle İran’ da son yaşananların iç dinamiklere yönelik nedenleriyle birlikte dış etkenlerin sürece dahil olması ihtimali de göz ardı edilemez. Kuşkusuz gösterilerde öncelikle öne çıkartılan ekonomik sorunların halk nezdinde bir karşılığı olmakla birlikte bu sorunların çözümüne dair benimsenen yöntemler, bir dış elin ve maksadın yansımaları konusunda ciddi ipuçları veriyor. Geçmişin benzer durumlarında yaşananların tecrübesiyle bugünün görünen ve saklanan yüzünü sentezlemek kolaylaşıyor. Her şeyden önce İran gerek bölgesel gerekse küresel düzeyde devletlerarası güç ilişkileri açısından odak bir ülke durumdadır. Zira Trump tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan ABD ulusal strateji belgesinin 17 yerinde kötülenerek adı geçen ve terörü destekleyen ülke sıfatlandırılmasıyla ABD için bir tehdit odağı olarak ilan edilmiştir. Aynı belgede İran ABD için önemli bir tehdit ise, bu tehdide karşı nasıl mücadele edileceği açıkça belirtilmemiştir. Esasen belirtilmesi de beklenecek değildir. Bunun için örtülü operasyonların daha çok tercih edileceği, geçmiş uygulamalar ve bugünün benimsenen yöntemlerinin ışığında söylenebilir.

Öte yandan Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerini, Arap yarımadasını, Mısır ile de Kuzey Afrika hattını kontrol ederken İran’dan başlayıp Pakistan’a uzanan jeopolitik ekseninde denetime alınması ABD açısından göz ardı edilemez. Bu yöntemle İslam coğrafyasında Şii ve selefi eliyle Sünni yapıyı da yeri geldiğinde örselemek mümkün olacaktır. Bu tablo ile de esasen adına “yaratıcı kaos” denilen stratejik yöntemle, iç çatışmalarla, iç savaşlarla, iç bölünmelerle zengin ve bereketli İslam coğrafyası sürekli muhtaçlıkla ve şiddet le başa başa kalacaktır.

Bu durumdan ders çıkartması gerekenler, Müslüman halklardır. Onlar mazlum halklardır. Zalimlerin kumandasında kukla rejimlerin elinde heder edilenlerdir. Küresel baronların göz diktikleridir. Sömürgecilerin ilelebed köleleştirmek istedikleridir. Uyanmaları, direnmeleri, kazanacaklarına inanmaları ve tarih yazmaları gerekmektedir.

Ve Türkiye’den küresel baronlara karşı tarih yazılmaya başlanmıştır…Bu tarihe katkı sunmaları gerekmektedir…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir