Anasayfa / Köşe Yazıları / Hedef Ülke: Yükselen Güç… (Akşam Gazetesi)

Hedef Ülke: Yükselen Güç… (Akşam Gazetesi)

Uluslararası sistemde bugün devletler üzerinden önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Yeni güçlerin sahne almaya aday olması, yükselme eğilimi güçlenen ülkelerin konumlarının fark edilir düzeye erişmesi uluslararası sistemin öncelikli konularından. Paul Kennedy’nin ünlü eseri ”Büyük Güçlerin Yükselişi ve Düşüşü” kitabının başlığında vurgulandığı gibi kimi büyük güçlerin düşüş sürecine girdiğine dair çok sayıda makale yazılıyor ve analizler yapılıyor. Bu arada kimlerin yükseliş sürecinde olduğu ve bunların hedeflediklerine erişme ihtimalleri de bu analizlerin en önemli boyutunu oluşturuyor.

Dünya siyasal ortamı, aslında Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu siyasal sisteminin çözülmesinden sonra son derece dinamik siyasal bir evrene dönüşmüş durumda. Bu dinamizm esasen henüz tarifi yapılabilen bir düzeni ifade etmiyor. Daha çok eskinin çözülen sistemi üzerinden yol arayışları, sınamalar şekilde cereyan ediyor. Hiç kuşkusuz bu durum içinde çekişmeleri, çatışmaları ve bilhassa yükselen güçlere yönelik mevcut statükoyu elinde tutan güçlerin almak istedikleri önlemleri kapsıyor. Bu durum aslında doğal bir refleksi tarif ediyor. O refleks ise eşitliğin güvensizliğe yol açmasıyla ortaya çıkıyor. Buna göre; bir devletin bulunduğu konuma yaklaşanları fark ettikçe ortam daha güvensiz hale gelmeye başlar ve savunma veya fırsat buldukça da saldırı refleksleri gelişir.

Bu bağlamda “Yükselen Ülke” mercek altındaki ülkedir, düşmanı bollaşır ve özellikle iç uzantıları harekete geçirilir ve istikrar bozucu her imkan değerlendirilir. Bu noktada esas olan iç ahengin bozulmasıdır. İç ahengi bozulan hiçbir güç yükselişini sürdüremez. Bunun için “Yükselen Gücün “ ilerleyişine vurulan en önemli darbe, iç dengeleri bozacak tüm unsurları hareketlendirmektir. En ufak farklılıkları çelişki ve çatışmaların kaynağına dönüştürmek ve ortaya çıkan toplumsal atmosferden sürekli çıkar devşirmek; “Yükselen Gücün “ baş etmek zorunda kalacağı engellerin en başta gelenidir. “Yükselen Güce” yönelik bir diğer hamle ise milli sınırları dışında etkinlik kurduğu, ilişkilerini derinleştirdiği coğrafi bölgelerde ağırlığını zayıflatmak, itibarını zedelemeye çalışmaktır. Bilinmektedir ki, yükselmek isteyen her güç mutlaka çevresinde etkinliği olan, sözü dinlenen bir coğrafi alana ihtiyaç duyar. Bunun için benzer bir alanın mümkünse hiç oluşmamasına veya var olanın etkisizleştirilmesine çalışılır. Böylece “Yükselen Gücün “ kaynakları köreltilir, dayanakları etkisizleştirilir. “Yükselen Güç” her bakımdan mercek altındadır. İstihbarat servislerinin özel teknikleriyle, özenli çabalarıyla denetim altında tutulmaya çalışılır. Terör örgütlerine sahne yapılmaya, güvenlik sorunları öncelikli kılınmaya uğraşılır. Kırılgan bir ekonomi ye sahip olmasına, küresel sermayenin oyun alanı yapılmasına, sıcak paranın istikrar bozucu niteliğinin boyunduruğunda olmasına çalışılır. IMF gibi aracı kurumların vesayetinin zedelenmemesine, faiz-borsa-döviz üçgeninden çıkamayıp, üretim ekonomisine esaslı girişinin engellenmesine gayret edilir. Hele de ileri teknoloji üretimine yönelmesi, katma değeri yüksek ürünlerin öne çıkması hiç hoş karşılanmaz. Bu durumda içerdeki uzantılar devrededir. Üstlendikleri montajcı kimliğinin gereği olarak, gerçek yerli olan ama iddialı olan hedefleri etkisizleştirmenin çabasına yönelirler. “Yükselen Gücün “ uzun soluklu stratejik hedefler koyması, 25 yıllık 50 yıllık hedefler saptaması kaygı uyandırır. “Yükselen Gücün” güçlü liderliği de rahatsızlık nedenidir. Bu durumda güçlü lider hedeftedir. İtibarsızlaştırma önceliklidir, başarılamazsa algılar düzeyinde sözde demokrasi sınavından geçirilir, tek adamlıkla, otoriterlikle, diktatörlükle yaftalanır.

Yani 2500 yıl önce Çin’li ünlü stratejist Sun Tzu’nun dediği gibi;

1.Hasım ülkedeki iyi olan her şeyi gözden düşürünüz.

2.Hasmınızın yönetici kadrolarının temsilcilerini kötü teşebbüslere bulaştırınız

3.Şöhretlerini sarsınız ve zaman geldiğinde de vatandaşlarının onları hor görmesini sağlayınız

4.Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden faydalanınız.

5.Her türlü vasıtadan yararlanarak, hükümetlerin çalışmalarını aksatınız

6.Düşman ülkenin vatandaşları arasındaki uyuşmazlık ve kavgaları yayınız…

2500 yıldır değişmeyen bu teknikler, bugün de “Yükselen Güce” yönelmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki, tarih bu hamleleri püskürten ve yoluna devam eden yükselen güçlerden de söz eder…

Türkiye’den de edecektir…

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir