Anasayfa / Köşe Yazıları / Geçmişin tekrarlarıyla gelecek inşa edilemez (Akşam Gazetesi)

Geçmişin tekrarlarıyla gelecek inşa edilemez (Akşam Gazetesi)

Soğuk Savaş dönemi olarak tanımlanan iki kutuplu siyasal sistem çözüldükten sonra, uluslararası siyasi ortam içine düştüğü türbülanstan bir türlü sıyrılamıyor. Başta Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) olmak üzere ekonomik, askeri, kültürel alanda varlığını sürdürmek isteyen eskinin birçok uluslararası kurumu, yeni dönemin ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Savaşlar azaltılamıyor, dünyanın birçok yerinde barış umudu köreliyor, yeni çıkar hesapları adalet arayışını zedeliyor gelecek mazlumların hayal dünyalarına hapsoluyor.

Çıkarların boyunduruğunda güce dayalı hesaplar, her geçen gün insanlığın ortak yaşam alanlarını daraltıyor, nefes borularını tıkıyor. Uluslararası sistemde hukuka dayalı adalet sağlayıcı bir iradenin eksikliği, zalimlerin sınır tanımayan azgınlığını cesaretlendiriyor. İnsanlığın daha iyi bir yaşama duyulan özlemle beslediği geleceğe dair hayalleri, umutları zayıflıyor. Sürekli geçmişin tekrarları yaşanıyor ve gelecek sıradanlaşıyor. Böylece geçmişin tekrarlarıyla geleceğin inşa edilemeyeceği anlaşılıyor.

Yeniden ötekileştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın dışavurumuna tanık olunuyor. Kötü geçmiş yeniden sahne alıyor. Terör devletlerarası güç mücadelesinin silahlı diplomatik yolu olarak kullanılmaya devam ediyor. Irak’ta, Suriye’de DAEŞ veya PKK/PYD-YPG tarzı terör örgütleri, yeni dönemin kaotik ortamına daha büyük katkılar sunmak üzere ihaleler alıyor, başkaları için kestanelerin ateşten alınmasının maşalığını üstleniyor. İnsanca yaşamak için adalet arayan halkların mücadeleleri, türlü oyunlarla farklı kulvarlara çekiliyor, yeniden zorbaların, darbecilerin, diktatörlerin düzeninin kalıcı olmasına çalışılıyor.

Çıkarlar adına ülkelerin iç barışlarına göz koyuluyor. Kendi topraklarındaki bir sorunu üzerini öreterek küçültmek isteyenler, başka topraklarda yaşanan benzer sorunu sürekli gündemde tutarak büyütmeye çalışıyor.50 eyaletli, dünyanın birçok yerinden farklı milletlerden yeni kıtaya göç edenlerin ülkesinden ortak bir kimlik yani “Amerikan” kimliği üretilip titizlikle korunurken, farklı coğrafyalarda hemhal olmaya, bir olmaya, millet olmaya dayalı kimlik bunalımları özenle tırmandırılıyor. Birlikte yaşama iradeleri zayıflatılıyor. Yerli olmayanların çıkarları yörüngesinde mekanlar üzerinden ve insanların yaşamları üzerinden adına yeni devletler denilen yeni kar adacıkları üretilmeye çalışılıyor. Böl ve yönet hevesinden yüzyıllar geçse de ne bıkılıyor ne de başka bir yönteme ihtiyaç duyuluyor. Ve yine kötü geçmiş yeniden sahne alıyor. Topraklar, zihinler, yaşamlar, tarihsel bağlar, inançlar, kültürler, kimlikler, aileler, kurumlar, geçmiş, bugün, gelecek, duygular, düşünceler, algılar bölünüyor ve yönetiliyor. Muktedirin kibri sonunu hazırlama pahasına köreltilemiyor, mazlumlar dayanışması başlamadan dağıtılmaya çalışılıyor.

Doğrunun haklı olduğu değil, güçlünün haklı olduğu bir düzene seyirci kalınıyor, hepimizden güçlünün işine gelenin doğru olduğuna inanmamız isteniyor. Halklar özgüveni zedelenerek, günü yaşayıp geleceği düşünmeyen, kolayca yenik düşen, dirençleri kırılan topluluklara dönüştürülüyor.

Doğruları yanlış kişilere söyleterek, doğruların zarara görmesine çalışılıyor. Değerler tüketiliyor, vicdanlar köreltiliyor. Kalp gözleri kapatılıyor, yürekler çoraklaştırılıyor.

Geleceğinden tedirgin olunan ülkelerin tarihiyle bağı kopartılmaya çalışılıyor, özgüvenleri zayıflatılıyor, gelecek hedefleri etkisizleştiriliyor, stratejik aklı köreltiliyor.

Tarihsel hesaplaşmalar eksilmiyor, iştahlar köreltilemiyor, egemenlik heveslileri her yolu deniyor. Ortadoğu gibi kadim medeniyetlerin bereketli topraklarının kan ve gözyaşıyla sulanmasına seyirci kalınıyor. Aynı inancın, aynı kültürün evlatları birbirine düşman kılınıyor, küresel güç hesaplarının oyuncağına dönüşüyor.

Ve tüm bu yaşananlar, gerçek aydın olabilmenin sınavını içeriyor. Ülkesine, milletine, taşına toprağına, kurduna kuşuna sımsıkı bağlanmanın sınavını içeriyor. Her gerçek aydın için; değerlerine, bu toprakların alın terine, bereketine, inançlarına, geçmişine geleceğine sahip çıkmanın zorunluluğunu içeriyor. Umutlu olmayı, öncü olmayı, özgüveni yitirmemeyi içeriyor. Başkalarının uzantıları, mikrofonu, maşası olanların oyunlarını bozabilme kararlılığını içeriyor.

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir