Anasayfa / Köşe Yazıları / G20 Zirvesi ve küresel vicdan

G20 Zirvesi ve küresel vicdan

G20 Zirvesi Arjantin’de toplandı. Dünyanın ekonomik ve siyasi ağırlığını oluşturan G20 üyeleri, her zaman olduğu gibi üst ölçekli küresel sorunların başlıklarıyla bir araya geldi.

Bu başlıkların içeriğine ilişkin en kapsayıcı olanları; küresel ticaretin seyri, sorunları ve yeni döneme dair teknik buluş ve birikimlerin dünyaya vereceği yeni biçim.

Küresel düzeyde sorun ve yenilikler zemininde belirlenen resmi başlıklar bir yana esas olan G20 aktörlerinin ikili, üçlü, bölgesel ilişkilerinde vuku bulan ekonomik, siyasi ve stratejik gündemleri.

Bu gündemin içinde ise çok şeyler saklı. Her aktörün bu noktada ajandasında yazılı olanlar bu tür zirvelere bakışı en çok etkileyenler durumundadır.

Bu noktadan bakıldığında ülkelerin birbirinden farklı öncelikleri devreye giriyor. En güncel olarak; Rusya Ukrayna gerilimiyle, Fransa sokak çatışmalarıyla, İngiltere Brexit gündemiyle zirveye katılanlar ve zirvede merak edilenler.

Ukrayna krizinin; Rusya-Türkiye arasında nihai sonuca doğru boyut kazanan Türk Akımı konusundaki son gelişmelerin hemen ardından ortaya çıkması dikkat çekici. Öte yandan Fransa’da yaşanılan sokak çatışmalarının fitilinin Avrupa Ordusu düşüncesinden ve Macron’un ABD ve özellikle Trump yakınmalarının sertleşmesinden hemen sonra ateşlenmesi bir başka dikkat çekici nokta.

G20’ye ilgi duyanların bir başka yoğunlaşması, zirveye katılan Suudi Arabistan Veliaht prensi Muhammed Bin Selman’ın durumuna ilişkindir. Kaşıkçı’nın hunharca katledilmesinden sorumlu tutulan bu kişinin; insan haklarına saygıda, demokrasi şampiyonluğunda, hukukun üstünlüğünde kendilerini sözde emsalsiz yansıtan ülkelerin, liderlerinin yaklaşımı da zirvenin bir başka karnesiydi.

Bu karne ki, dünyanın geleceğini şekillendirecek olan ve küresel düzeyde en çok ihtiyaç duyulan küresel vicdanın sınavıyla şekillenen niteliktedir. Tabii ki, Türkiye dışındakilerin büyük bölümü sınıfta kalmıştır.

Bu tür küresel buluşmaların hemen hemen tümünde Türkiye’nin bu anlamdaki rolü; sağ duyusuyla, yaklaşımıyla, halklar üzerindeki etki düzeyiyle son derece ayrıcalıklıdır. Türkiye esasen kaybolmaya yüz tutmuş, tahribatı derinleşmiş küresel vicdanı ayakta tutmaya çalışan tek ülkedir.

G20 Zirvesi’ne Türkiye; terör örgütlerine karşı ayrımsız, çıkarsız insanlık suçu durumundaki teröre karşı mücadele kararlılığını sürdüren, bu konuda sözde müttefiklerinden bırakınız desteği, engellemelerle, terör örgütlerini destekleyenlerle karşı karşıya kalan, tüm ilişkilerini simetrik kılmak isterken, geleceğine sahip çıkma kararlılığını gösterirken hemen her alanda dışarıdan içeriden saldırılarla karşı karşıya bırakılmak istenen ve tüm bunlara rağmen direnen, başaran, mazlum milletlere umut olan bir küresel vicdan sembolü olarak katılmıştır. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi.

Hiç şüphesiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu noktadaki rolü ve ağırlığı temel belirleyicidir. G20 Zirvesi hemen öncesi İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı İSEDAK toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ; “Bütün dünya 194 ülke oraya bağlı. 5 tane daimi üye. Onlar ne derse herkes onlara tâbi olmaya mahkum. BM reforme edilmedikçe bu böyle olacak. BM sisteminin reforme edilmesi şart. Artık bizim mevcut uluslararası acziyeti dikkate alarak kapsamlı bir politika belirlememiz gerekiyor. Kendi göbeğimizi bizzat kendimiz kesmeliyiz” demişti.

Bu sözler aslında sadece İslam coğrafyasına yönelik değil, tüm mazlum halklara yönelik şahsiyetli, vicdanlı, adaletli duruşun, mücadelenin, direncin, inancın ve kararlılığın yansımasındaki sürekliliktir.

Hedefe ulaşana kadar da sürecektir…

Önerilen Haber

“Ilımlı İslam” kavramı, FETÖ ve Veliaht Selman

Sovyetler Birliği dağılıp, iki kutuplu sistem çözüldükten sonra peşe, peşe yeni egemenlik projeleri ve bunları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir