Anasayfa / Köşe Yazıları / FETÖ Mücadelesinin Maskelileri

FETÖ Mücadelesinin Maskelileri

FETÖ mücadelesinde kurumsallaşmanın önemine her fırsatta değiniyoruz. Zira bu mücadelenin en etkin yürütülmesi ve sonuçlarının başarıyla elde edilerek süreklilik kazanması mücadelenin kurumsallaşmasına bağlı.

Karşımızdaki maşa örgütün çok fonksiyonlu yapısını, arkasındaki aktörlerin sürmekte olan desteklerini ve beklentilerini gözardı ederek, duygusal reflekslerle, fevri çıkışlarla, ferdi çabalarla bu örgütle yeterince mücadele edilemez, kökü kurutulamaz.

Bu mücadele bugüne değin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığına bağlı olarak sürdürüldü. Bugün de bu kararlıkla sürüyor. Ancak bu kararlılığın, hemen her kuruma ve mücadelede olması gereken herkese aynı seviyede yansıması gerekir. Maalesef bu noktada değiliz. Bu mücadele içinde çok sayıda maskelinin varlığı dikkat çekiyor. Bu durum da zaman içinde örgütün nefes alabileceği alanların doğmasına zemin hazırlıyor. Nitekim son zamanlarda bunun izlerini görmek mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarısı kadar mücadelede kararlılık göstermeyenler örgüte nefes aldırmış oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın FETÖ mücadelesinde ne tek tek kurumları ne de tek tek şahısları takip etmesinin mümkün olacağına göre bu kurumların başındakilerin en az Cumhurbaşkanı kadar kararlılık göstermesi kaçınılmazdır. Aksi durumda bu mücadelenin etkin ve kalıcı kılınması mümkün değildir. Bu yüzdendir ki, Türkiye düşmanı her cenah doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef almaktadır. Onunla bu mücadelenin ayakta kaldığının farkındadır.

Ana muhalefet partisi genel başkanının FETÖ üzerinden doğrudan Cumhurbaşkanını hedef alması da FETÖ mücadelesindeki “Erdoğan Kararlılığına” darbe çabasıdır. Ana muhafetin sıkça yaptığı gibi FETÖ konusunda sürekli geçmişi örnek göstermek bugünün mücadelesini gölgelemektir. Hâlâ her fırsatta 15 Temmuz’u kontrollü darbe olarak görmek, asıl darbenin OHAL‘in ilan edildiği 20 Temmuz’da olduğunu söylemek FETÖ’nün motivasyonunu diri tutmaktır.

Tüm bu çabalardan etkilenerek veya farklı nedenlerle FETÖ mücadelesinde zaaf gösterenlerin, yeterince istekli olmayanların bilinmesi, ortaya çıkartılması ve bunların bulundukları görevlerinde kalmalarına asla müsamaha gösterilmemesi gerekir. Bu noktada dağarcığımızda çok sayıda örnek var. Eminim sizlerin de ya şahit olduğunuz ya da mutlaka haberdar olduğunuz birçok örnek vardır.

Düşünün bir üniversitede öğretim üyeliği görevine devam eden, örgütün akademik kariyer imamıyla yazışması ve irtibatı ortaya konan bir şahsı, bırakın üniversiteyle bağını kesmek, 15 Temmuz’un sene-i devriyesinde düzenlenen anma programında konuşmacı tayin etmek, nasıl bir tercihtir? Hangi refleksin ürünüdür?

Bunun gibi birçok örnekle karşı karşıya kalıyoruz. Bunların bilinmesi ve gereğinin yapılması gerekir. Gereğini yapmayanların hâlâ muteber kişiler olarak varlıklarını sürdürmeleri, FETÖ mücadelesinde gecesini gündüzüne katan, her türlü zorluğa göğüs geren gerçek kahramanlara yapılmış büyük haksızlıktır.

Bu örnekler, FETÖ mücadelesinin yılmaz savaşlarının direncini kırmayı başaramayabilir ama bu örneklerdeki zatların hak etmedikleri pozisyonlarını koruyarak, itibar görmeleri şehitlerimizin kemiklerini sızlatır.

Kimsenin bu duruma seyirci kalmaya hakkı yoktur.

FETÖ mücadelesinde kimin ne pozisyonda olduğunu, buna göre bu zatların nasıl sıfatlanacağı ve tanımlanacağını ortaya koyarak, gruplandırmak gerekir.

Sonraki yazımda bu durumu ele alacağım…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir