Anasayfa / Köşe Yazıları / FETÖ, küresel baronlar ve adalet (Akşam Gazetesi)

FETÖ, küresel baronlar ve adalet (Akşam Gazetesi)

15 Temmuz’un sene-i devriyesine yaklaşıyoruz. 15 Temmuz ruhunun, direncinin ve inancının değerini bir kez daha özümseyerek, bugüne değin yaşadıklarımızdan önemli sonuçlar çıkararak yarınımızı güvenceli kılmanın çabasında olmalıyız.

Aslında mücadele yeni başlıyor. 15 Temmuz küresel hamlesinin püskürtülmesinin ardından şer odaklarının Türkiye’ye yönelik hesapları ve geleceğine el koyma çabalarında eksilme olmadığı gibi türlü yol yöntemler ve türlü kirli, karanlık ittifaklar ve maskeli yüzlerle yeniden vücut bulma gayreti dikkat çekiyor. “Erdoğan düşmanlığı” projesinde ısrarcı olanlar; yeni bir siyasi kulvar yapılandırarak, öncelikle 15 Temmuz bilincini köreltmeyi ve o gecenin seyrini belirleyen lider-halk bütünleşmesinin zedelenmesini arzuluyorlar. Ülke içindeki maşalarına roller biçiyorlar. Bu noktada, iç bütünleşmeyi engelleyecek her yol ve yöntemi devreye sokmanın, FETÖ’ ye karşı mücadeleyi soğutmanın ve sulandırmanın bunun için tutuklu FETÖ mensuplarının davalarını siyasallaştırarak uluslararası yargıya taşımanın şimdiden altyapısını oluşturmak, Türkiye karşıtlarının temel hedefi olduğu gözden kaçmıyor. Bu zeminde kabul etmek gerekir ki; 15 Temmuz gecesi yaşananları görmezden gelenlerden; bu milletin canını verip demokrasisini, istiklalini ihanet şebekelerine teslim etmemesinin değerini hiçe sayanlardan medet umanların dilindeki adalet arayışı, FETÖ’nün son çıkış kulvarı, tutunacağı son daldır. Buna karşı iktidarıyla-muhalefetiyle, farklı kimlikleri, görüşleriyle ortak kaygısı bu topraklarının istiklali olan tüm Türkiye sevdalılarının tek ses ve tek yürekle Türkiye’ye müttefik, dost görünüp de FETÖ kaçaklarına kucak açanlara söyleyecekleri tek söz şunlar olmalıdır;

“15 Temmuz’da ülkemi yalnız bırakmanızı, FETÖ gerçeğini bir türlü kabul etmeyişinizi, bazılarınızın gözü dönmüş ‘Erdoğan düşmanlığınız’ nedeniyle ülkeme zarar verecek kararlar almanızı, ülkemi köşeye sıkıştırmaya çalışmanızı, neredeyse bir yarım asırdır tüm terör örgütlerine tek başına mücadele eden Türkiye’yi terörü destekleyen ülke olarak karalamaya çalışmanızı, FETÖ’ nün üst düzey kadrolarına, darbe girişiminde bulunanlara topraklarınızı açarak, kol kanat germenizi, 15 Temmuz demokrasi ve istiklal destanımızı hiçe saymanızı asla içime sindiremiyorum.”

Özellikle de Ana Muhalefet Partisi olarak bu yaklaşımın sergilenmesi gerekirdi ve buna ilişkin denmeliydi ki; “sizler ki; demokrasi şampiyonluğunu kimseye bırakmayanlarsınız, 15 Temmuz’da milletimizin demokrasi direnişini ve zaferini, en üst seviyede takdir etmeniz ve bunun gereği olarak FETÖ kaçaklarına, demokrasi düşmanlarına karşı ülkemin verdiği mücadeleye destek olmanızı istiyor, bekliyoruz.”

Evet biz bu ülkenin Ana Muhalefet Partisi’nin yönetiminden bu tavrı beklerdik. FETÖ meselesinin memleket meselesi olmasının, bu ülkenin beka sorunu olmasının gereğini harfiyen eksiksiz yapmasını beklerdik. Kendisinden istenilen FETÖ’ye karşı en samimi mücadeleyi, hükümet eleştirileriyle geçiştirmemesini beklerdik. Özellikle Batı ülkelerinin sosyal demokrat, sol çevrelerini harekete geçirerek, Türkiye’nin yaşadığı FETÖ belasını muhataplarına anlatmayı, buna karşı mücadelenin son derece önemli olduğunu, bu mücadeleye destek olunması gerektiğini en etkili biçimde aktarmasını ve sonuç almasını beklerdik.

Maalesef bu beklentimiz bugüne değin karşılık bulmamıştır. Aksine FETÖ tarzı yaklaşımlar ve 15 Temmuz’a dair FETÖ yakıştırmaları, sergilenen tutumlarda, ifadelerde kolayca yer bulmuştur.

Yıllardır Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin arkasında duranlardan, bugüne değin mazlum halkların hak, hukuk, adalet arayışını hiçe sayanlardan, sömürgeci reflekslerini her daim cilalayanlardan, çıkarları için hukuku, adaleti demokrasi kılıflı misket bombalarıyla yok edenlerden ve dünya hakimiyetini ele geçirmiş vicdanları kör, merhamet duyguları yitik küresel baronlardan medet ummak, adalet aramak; safdillik değilse, teslimiyettir, gönüllü itaatkarlıktır, mızrak ucu olmaktır.

FETÖ’nün içerideki dışarıdaki tüm üyeleri bunun için heyecan içindeler. Kendileri için de adalet isteneceğinin umudu içindeler. Adaleti aradıkları küresel efendilerinin çok daha etkili olacağının umudu içindeler.

Ama nafile… Bu milletin ferasetini, inancını, direncini köreltemeyecekler…

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir