Anasayfa / Köşe Yazıları / Adana Mutabakatı’na dair

Adana Mutabakatı’na dair

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile 23 Ocak’ta Moskova’da yaptıkları görüşmede Putin’in Suriye’de teröre karşı “Adana Mutabakatı” önerisi yapması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu öneriye yönelik olumlu yaklaşım sergilemesi, Suriye’de PKK terör örgütüne yönelik mücadeleye ilişkin yeni bir durum değerlendirmesinin yapılmasını zorunlu kılıyor.

Ankara mutabakatı; Türkiye ile Suriye arasında 21 sene önce imzalanmıştı. Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye’ye tehdit oluşturmasını önlemeyi amaçlayan bir mutabakattı.

Her şeyden önce Adana mutabakatında neler vardı? Maddelerinde neler, nasıl ifade edilmişti? Hatırlamakta fayda var.

1- Suriye kendi topraklarından Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, PKK’nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek.

2- Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmiştir. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.

3- Suriye, PKK’nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.

4- Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.

5- Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir.

Görüldüğü gibi mutabakat maddeleri; Suriye’nin o dönem için kısa vadede yerine getirmesi gereken taahhütleri içerdiği gibi iki ülke arasında uzun dönemli terörle mücadelenin zeminini de oluşturuyor. Mutabakattan anlaşılacağı üzere o dönem için Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmiş durumda. Mutabakatın bu anlayışa dair içeriği, bugünde canlılığını koruyor ve Türkiye’nin mücadelesinin ana gayesine denk düşüyor.

Türkiye; Suriye topraklarını taşeronluk işleviyle emanetçi olarak işgal eden PKK terör örgütünün bu topraklardan sökülüp atılmasının mücadelesini veriyor. Bu mücadeleye kim samimi katkı sağlarsa onunla aynı amaçta buluşması kaçınılmazdır. Ama hiç kimse katkı sağlamasa da, Türkiye bu mücadele kararlılığını göstermeye yeminlidir.

Putin’in Ankara Mutabakatı’nı hatırlatmasını Türkiye açısından kıymetlendirecek olursak, şu hususlar dikkat çekicidir;

-Her şeyden önce PKK’nın terör örgütü olarak tanımlanmış olan bir mutabakattın referans olarak hem Şam Yönetimi hem de Rusya açısından değerlendirilmesi önemlidir.

-Diğer yandan Putin’in mutabakatı öne çıkararak, Esad yönetimine PKK terör örgütüne ilişkin mücadele anlamında sorumluluğunu hatırlatması olarak değerlendirilmesi de önemlidir.

Türkiye açısından da olumlu yaklaşılan öneriye; HDP’nin Eş Başkanı Sezai Temelli’nin verdiği tepki, meseleyi daha da netleştiriyor. Temelli diyor ki; “Ne oldu? Aklına 1998’de yapılan Adana Anlaşması gelmiş. Senin aklına bunlar gelmesin, senin aklına 31 Mart’tan sonra nasıl gideceğin gelsin…” Bu sözler; yerel seçimin tıpkı öncekiler gibi önümüzdeki seçim sandığının da yine istiklal mücadelesi sandığı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor…

Önerilen Haber

PKK-FETÖ hevesini cesaretlendirenler

Cumhur İttifakı pazar günü Yenikapı’daydı. Tohumlarının ekildiği yerde Cumhur İttifakı, geleceğe dair sağlam, inançlı, kararlı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir