Anasayfa / Köşe Yazıları / 16 Nisan; Türkiye sevdalılarının yemini – Akşam Gazetesi

16 Nisan; Türkiye sevdalılarının yemini – Akşam Gazetesi

Kabına sığmayan, yükselme arzusunun heyecanıyla daha iyiyi, daha etkin olanı sistemine yerleştirmeyi çalışan bir Türkiye dinamizmi yeniçağın yükselen yıldızı olmaya adaydır. Bu vurgu kör iyimserliği yansıtmıyor. Ortada somut veriler ve göstergeler ve yapısal dönüşümler ve tüm bunları besleyen ve diri tutan güçlü bir zihniyet ve onun taşıdığı özgüven var.

Esasen bu durum uluslararası güç mücadelesinde ve onun yaşandığı uluslararası sahnede devam etmekte olan büyük siyasi bulanıklığın, türbülansın ve kaosun içinden geçen güçlerin yükseliş ve düşüş seyriyle ilişkilidir.

Yeni dönem eskinin bazı güçlü aktörlerinin gerileyişine, bazı aktörlerinde güçlenerek sahne almasına tanıklık edeceği bir sürece girmiş durumda. Bu durumun farkına varanlar hem kendi konumlarını hem de muhtemel rakiplerini gözden geçirerek yeni güvenlik stratejilerini uygulamanın telaşındalar. Gerilim ve savaşın eksilmeyeceği bir dönem olarak da görülmesi gereken bu süreç, aynı zamanda yeni teknikler edinerek daha etkin bir tarz kazanan istihbarat mücadelelerine ve buna bağlı işleyen casusluk faaliyetlerine, terör örgütlerine ihale edilen yeni güç mücadelelerine sahne olmaktadır.

Tüm bu gerilim ve savaş atmosferinde hedefe konulan ülkenin öncelikle içyapısında gedikler açmak, sistemini işlemez kılmak ve iç ahengini zedeleyerek toplumsal huzursuzluğu körükleyerek geleceğini belirsizlik girdabında karartmak esas alınmaktır.

Türkiye bu durumla karşı karşıya bırakılmak istendiğinin farkındadır ve bunun için dört koldan tüm saldırıları püskürtmenin gayretinde olmuştur ve olmaya da devam etmektedirler. Bu saldırılar Türkiye’nin yükselişinin önündeki son bentlerdir. Kabul edilmelidir ki; bunun son olduğunu, başarılamazsa Türkiye’yi durdurmanın çok güçleşeceğinin bu saldırıları, hamleleri yapanlarca da biliniyor olmasıdır.

Bu yüzden de Türkiye’yi hedefe koyanlar; tüm kozlarını oynamayı, tüm imkanlarını seferber etmeyi amaçlamaktadırlar. Uzantısı oldukları her yapıyı, her unsuru devreye sokmaya ülkenin iç uyumunu bozarak, olmayanı varmış gibi göstermeye çalışarak uluslararası baskı oluşturmaya çabalamaktadırlar. En ince ayrıntısına kadar her şeyi hesap etmeyi ve son şanslarını iyi kullanmayı hedefliyorlar.

Başarısız Gezi ve 17-25 Aralık hamlelerinden sonra açığa çıkan maşaları ve uzantılarının yerini doldurabilecek yeni kadroların etkinleştirilmesi ve kripto konumuna geçen eskinin azılı tetikçilerinin işlevler üstelenmesi ve ardından zamanı geldiğinde aşama, aşama harekete geçirilmesi planlanmış ve sonunda 15 Temmuz hain saldırısına da cüret etmişlerdir. Şimdi de uluslararası tüm şer ittifaklarını Türkiye düşmanlığı için seferber etmekle meşguller. 16 Nisan’ı yeni bir son hamle olarak görüyorlar.

Erdoğan düşmanlığı üzerinden kişiselleştirilmiş gibi gösterilmek istenen karalayıcı muhalefet çizgisi aslında memlekete, Anadolu’ya, Türkiye’ye, ülkenin istikrarı ve istiklaline düşmanlık refleksleriyle işlemeye maalesef devam ediyor. Bu maşaların büyük bölümü günü geldiğinde kullanılmak üzere yıllarca özenle ve örtülü olarak yetiştirilmişlerdir. Önemli bölümü devşirilmiş kimliklerdir. Öncelikli görevleri, devlet mekanizmasında fitne fesadı yerleştirerek devletin çarklarının sağlıklı dönmesini önlemektir. Böylece ele geçirilebilir kılınan devlet mekanizması üzerinden ülkenin geleceğine kement atmaktır. Son bir hamleyle ucu küresel baronlara bağlı vesayet imkanlarını ve araçlarını büsbütün yitirmemektir. Bu son hamle, bu son saldırı; topyekun son bir diz çöktürme hamlesi, Türkiye’nin geleceğine kilit vurma saldırısıdır. Bu yapı çok ayaklıdır. Bir ayağında FETÖ açık veya kripto unsurları, bir ayağında diğer terör örgütleri, bir ayağında devşirilmiş yazar çizer takımı, bir başka ayağında uluslararasılaşma kılıfı altında kozmopolitleştirilmiş yerli ve milli olmayan sermaye yapısı ve onun şirketler ağı ve tüm bunların ortak ayağında medya bulunmaktadır Tüm bu gerçekler ışığında Türkiye’nin yeni anayasasıyla yeni yönetim yapısıyla, yargı, yürütme ve yasama ilişkisindeki her bir erkin kendi içinde güçlenerek, gerçek dengenin kurulmasıyla başta yargı ve güvenlik bürokrasisi olmak üzere tüm devlet bürokrasisine ve yapısına çöreklenmiş devlet ve millet iradesi dışında hareket eden tüm gayri meşru unsurların kökünün kazınarak, ülkenin tüm kurumlarının yerli ve milli karakterlerinin güçlenerek, bürokratik kireçlenmenin çözülmesi şarttır.

Millet iradesinin sarsılmadan, yılmadan, inançla, dirençle, kararlılıkla ilerlemeye devam etmesi, iç bütünleşmeyi türlü karanlık ve kirli oyunlarla dağıtmaya çalışanlara karşı, 16 Nisan’da aracısız doğrudan devlet- millet bütünleşmesinin sağlanması, yeni hükümet modeliyle geleceğine sahip çıkması, istiklal mücadelesinin azmi, Çanakkale ruhunun sarsılmaz imanıyla, tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan inancı ve direnciyle kutlu yürüyüşünü sürdürmesi Türkiye sevdalılarının yeminidir.

18 Mart sene-i devriyesinde, Çanakkale şehitlerimizi rahmetle anıyoruz…

Önerilen Haber

ABD‘yi yönetenlerin sancısı

Derin ABD’nin hezeyanlarıyla bir kez daha karşı karşıyayız. Adalet ve İçişleri bakanlarımız hakkında verdikleri karar, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir