Anasayfa / Köşe Yazıları / Yeni Sistemde “Balıkçı Ağı Modeli” (1)

Yeni Sistemde “Balıkçı Ağı Modeli” (1)

Yeni yönetim sistemimizle yepyeni bir dönem başlıyor. Geçmişin kalıplarıyla, alışkanlıklarıyla, sıfatlandırmalarıyla yeni dönemi anlamlandırmak çok güç artık. Yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, yeni siyasi davranışlar ve buna ilişkin yepyeni bir siyasi iklim oluşuyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin yeniden yapılanma ve buna bağlı olarak yükseliş sürecinin kurumsallaşması anlamına geliyor. Aynı zamanda özellikle yürütmede bürokratik hantallıktan kurtularak, dinamik, üretken ve eşit siyasi sorumluluğu üstlenen yetkin bir kadroyla söz konusu kurumsallaşma çok daha fazla işlevsel kılınabilecek. Bu durum Türkiye’nin tüm kurumlarının zorluklara karşı dayanıklılık düzeyini yükseltecek, dirençli ve güçlü bir kurum yapılanmasına imkan tanıyacak. Böylece Türkiye’nin iç mekanizmasında herhangi bir dış müdahalelere karşı kırılgan, mukavemetsiz ve dış yönlendirmelere eğilimli hiç bir kurum kalmayacak. Bu durum hiçbir çıkar odağının devlet mekanizmasında örgütlenmesini, FETÖ tarzı derin yapılanmaların sızabilmesini, iç ve dış vesayet odaklarının zemin bulabilmesini engelleyecek.

16 yıldır süren Ak Parti iktidarı döneminde hükümetin yaşadığı bürokratik güçlükler ve özellikle son yıllarda karşı karşıya kaldığı küresel menşeili şer hamleleri güçlü liderliğin halkla kurduğu sarsılmaz bağın imkanlarıyla bertaraf edildi. Ancak yine de sistemin doğası gereği ülkenin benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalma ihtimali her zaman mümkün idi. Bu durum Türkiye’nin kurumsallaşma önündeki en temel engeli oluşturuyordu.

Şimdi Türkiye için yeni bir dönem başlıyor. Yeni yönetim sistemiyle Türkiye için yapısal bir dizi sorunun aşılması adına fırsat doğuyor.

Bu noktada esas olan Türkiye’nin tüm kurum, kuruluş ve yapılarıyla eksiksiz kurumsallaşmasıdır.15 Temmuz ile açığa çıkan kurumsal zedelenmeye yönelik bugüne kadar yapılanların yanı sıra tüm kurumların çok daha kapsamlı çok daha eksiksiz bir şekilde onarılarak yeniden yapılanması gerekiyor.

Bir süredir üzerinde ısrarla durduğumuz, adını koyduğumuz balıkçı ağı modelinin uygulanmasında yeni yönetim sistemi son derece uygun bir iklim ortaya koyuyor. Zira balıkçı ağı modeli, bireysel veya kurumsal ayırmaksızın iç bütünleşmenin doğasını oluşturma iddiasıdır.

Buna göre balıkçı ağı modeli; ülkenin tüm kurumlarını birbiriyle bütünleştirebilme iradesi, birinin eksiğinin diğerinin fazlasıyla giderebilme, kurumlar arası çatışmayı değil ortak başarı için yarışmacı ruhun kurumsallaşması iddiasıdır.

Balıkçı ağı modeli; devletin sınırları içindeki her varlığı, bir zenginlik ögesi sayarak, herkese eşit mesafede durarak, farklılıkları çatışmanın, ayrışmanın değil zenginliğin, dayanışmanın unsuruna dönüştürerek, ülkedeki her unsuru birbirine balıkçı ağı gibi bağlayarak ve buna göre her unsuru diğerinin besleyicisi, destekleyicisi kılarak milletiyle bütünleşmenin kurumsallaşmasıdır.

Balıkçı ağı modeli; toplumsal çoğulculuğun ortak zemininin her türlü yıpratılmaya rağmen ayakta kalabilme becerisini gösterebilmesinin yapılanmasıdır.

Balıkçı ağı modeli; farklılıkları zenginliğe dönüştürebilmeyi, ayrışmayı değil ortak zeminin ayrılmaz asli bileşenleri hâline getirebilmeyi yerleşik kılabilmenin becerisidir.

Balıkçı ağı modeli; toplumsal yapıyı ortak kader de, ortak duygu ve hassasiyetlerde buluşturabilme anlayışıdır.

Balıkçı ağı modeli; tıpkı çeşitli enstrümanın bir araya gelerek oluşturduğu büyük bir orkestradaki durum gibi yani her enstrümanın farklı sesiyle katıldığı ancak ahenk içinde ortak sesi üretilebilmenin çabasının sergilendiği adına “senfonik uyum” diyebileceğimiz ahenk içinde işleyen mekanizmanın adıdır. Bu haliyle de; ülkede de her sesin özgürce dile getirildiği ancak ortak değere dönüşebildiği, dışlayıcı değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil, bütünleştirici ortak bir sesin üretilmesi becerisidir.

Balıkçı ağı modeli; iç bütünleşmesini sağlamış bir ülkenin, uluslararası ortamın güç mücadelesinde tek vücut olabilme iradesidir.

Balıkçı ağı modeli; iç bütünleşmesini yeterince tamamlayamamış yani yapıları, kurumları, iç bünyesi adeta “ağaç dalları” gibi kalmış bir ülkenin kırılgan, kolay egemenlik kurulabilir özelliklerini, zaaflarını ortadan kaldırabilme başarısıdır.

https://www.aksam.com.tr/yazarlar/prof-dr-yasar-hacisalihoglu/yeni-sistemde-balikci-agi-modeli-1/haber-750825

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir