Anasayfa / Köşe Yazıları / KKTC’de bağımsızlık seçimi

KKTC’de bağımsızlık seçimi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçiminde 2.tur yarın gerçekleşecek. En çok oyu alan Ersin Tatar (%32.34) ve Mustafa Akıncı (%29.84) 2.turda yarışacaklar.

Her iki adaya da şans veren kamuoyu araştırmaları var. Ancak ilk tur seçimi öncesi belirttiğimiz gibi bu seçim her zamankinden çok daha önemlidir.

Her şeyden önce unutulmamalıdır ki; özellikle son 5 yıldır Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiği siyasi ve stratejik açıdan bölgenin temel belirleyicisi durumundadır. Bu nedenle de KKTC’nin değeri geçmişle kıyaslanmayacak öneme sahiptir. Doğu Akdeniz’in zengin hidrokarbon potansiyeli, KKTC için de gelecek güvencesi durumundadır.

Bu noktada Türkiye’nin sismik araştırma ve sondaj gemi filosuna kavuşması, KKTC’nin geleceği açısından büyük imkandır. Her türlü hukuksuz sıkıştırmalara rağmen Türkiye’nin kararlı tutumu, Doğu Akdeniz’de yeni jeopolitik ortamın belirleyiciliğinde son derece etkilidir.

Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisi; sadece Türkiye’nin değil, KKTC’nin de varlığının en güçlü güvencesidir, zenginliğidir, güç potansiyelidir ve nihayetinde yeni jeopolitik iklimin en temel dayanağıdır.

Sömürgeci emperyalist reflekslerle bölgeye üşüşenlerin, Doğu Akdeniz’in kaynaklarına göz koyanların, zenginliğin kokusunu alanların, bölgede askeri varlıklarını artırmaya çalışanların Doğu Akdeniz havzasının her ülkesinde yandaş arayışları, yönetim tezgahları, beğenmediklerini devirme planları, darbelere başvurma alışkanlıkları sürüyor. Tüm bu gelişmeleri ve gerçekleri görerek, KKTC’nin cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşmak gerekir. Kıbrıs Türk’ü karar verecek ya etkinliği azaltılmış, azınlık durumuna düşürülmüş, toprak kaybına uğramış ve giderek devletsiz bırakılmış bir geleceğe evet diyecek ya da direnerek, bugünkü haklarını koruyarak, yeni dönemin jeopolitik fırsatlarından yararlanarak, geleceğini güçlendirerek zenginleştirecek.

İki aday arasındaki fark budur. Mustafa Akıncı, 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde görülmüştür ki, iki devletli anlayışa karşıdır. Cumhurbaşkanı olduğu devleti, federasyon modeline dönüştürme çabasındadır. Bugün için bunun zemini yoktur. Zira Kıbrıs adasının tek hakimiymiş gibi haksız, hukuksuz biçimde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla Avrupa Birliği (AB) üyesi yapılmıştır. Oysa AB hukukuna göre sınır sorunları çözülmemişlerin tam üye olması mümkün değildir ama yapılmıştır.

Üstelik 1959 Zürih-Londra ve 1960 Lefkoşa Antlaşmalarına göre üç garantör ülke olan Türkiye Yunanistan ve İngiltere’nin birlikte yer almadığı herhangi bir birliğe Kıbrıs adası hangi ad altında olursa olsun giremez, üye olamaz ama yapılmıştır.

AB hukuku da, uluslararası hukukta çiğnenmiştir. Şimdi GKRY’nin bu haksız kazanımına karşın tamamen kendi çıkarlarına uygun, iradesini en güçlü tutabileceği bir düzen olmadan hiç Kuzey Kıbrıs’la bütünleşir mi? Mümkün değildir. Bugün için amacı çok açıktır. Arkasındaki emperyalist güçlerin desteğiyle Kıbrıs Türk’ünü azınlık durumuna düşürmek, jeopolitik olarak çok kıymetli toprakları geri almak, adadaki Türkiye’nin askeri varlığını sonlandırmak ve KKTC’nin ölümünü bir an evvel gerçekleştirmektir.

Mustafa Akıncı’nın federasyon çabasının GKRY’deki karşılığı budur. Zira Akıncı açıkça söylemektedir ki; “Kıbrıs’ta çözüm için topraklarımızın bir kısmını Rumlara geri vermeliyiz” Bugünlerde Rumların gizli Kıbrıs haritasını gündemdedir. KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Mustafa Akıncı’nın kendisini mağdur gibi göstermesine tepki göstererek, “Ben bu ülkenin Dışişleri Bakanı olarak Sn. Akıncı’nın müzakereler sırasında verdiği haritayı görmedim. Ülkemiz için asıl mağduriyet burada yaratılmıştır. Konuşulması gereken bir mağduriyet varsa budur” ifadelerini kullanmıştır.

Harita incelendiğinde, Rum tarafının Türkleri azınlık durumuna düşürmeyi, Rum toplumu içinde eritmeyi ve KKTC’yi tamamen yok etmeyi hedeflediği görülmektedir.

Aslında yarınki seçim; KKTC’yi yok etmeyi hedefleyen bu haritanın oylanmasıdır. Ya KKTC varlığını koruyarak, Doğu Akdeniz’in zenginliklerinde pay sahibi olarak geleceğini aydınlatacak ya da Rum yönetiminin boyunduruğuna girerek, geleceğini karartacak. 

Gazetemiz yazarlarından İstanbul milletvekilimiz çok kıymetli Markar Esayan, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Kendisine Allah’tan rahmet, tüm sevdiklerine başsağlığı diliyorum.

Önerilen Haber

Türkiye’nin jeopolitik kararlılığı

Türkiye’nin jeopolitik kararlılığı; özellikle son 10 yıldır belirginleşen, son beş yıldır boyutlanan ve nihayetinde 15 Temmuz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir