Anasayfa / Köşe Yazıları / İhanet şebekesinin son hamlesi…

İhanet şebekesinin son hamlesi…

Kabına sığmayan, yükselme arzusunun heyecanıyla daha iyiyi, daha etkin olanı sistemine yerleştirmeye çalışan bir Türkiye dinamizmi yeniçağın yükselen yıldızı olmaya adaydır. Bu vurgu kör iyimserliği yansıtmıyor. Ortada somut veriler ve göstergeler ve yapısal dönüşümler ve tüm bunları besleyen ve diri tutan güçlü bir zihniyet ve onun taşıdığı özgüven var.
Esasen bu durum uluslararası güç mücadelesinde ve onun yaşandığı uluslararası sahnede devam etmekte olan büyük siyasi bulanıklığın, türbülansın ve kaosun içinden geçen güçlerin yükseliş ve düşüş seyriyle ilişkilidir.
Yeni dönem eskinin bazı güçlü aktörlerinin gerileyişine, bazı aktörlerin de güçlenerek sahne almasına tanıklık edeceği bir sürece girmiş durumda. Bu durumun farkına varanlar hem kendi konumlarını hem de muhtemel rakiplerini gözden geçirerek yeni güvenlik stratejilerini uygulamanın telaşındalar. Gerilim ve savaşın eksilmeyeceği bir dönem olarak da görülmesi gereken bu süreç, aynı zamanda yeni teknikler edinerek daha etkin bir tarz kazanan istihbarat mücadelelerine ve buna bağlı işleyen casusluk faaliyetlerine, terör örgütlerine ihale edilen yeni güç mücadelelerine sahne olmaktadır.
Tüm bu gerilim ve savaş atmosferinde hedefe konulan ülkenin öncelikle içyapısında gedikler açmak, sistemini işlemez kılmak ve iç ahengini zedeleyerek toplumsal huzursuzluğu körükleyerek geleceğini belirsizlik girdabında karartmak esas alınmaktadır.
Türkiye bu durumla karşı karşıya bırakılmak istendiğinin farkındadır ve bunun için dört koldan tüm saldırıları püskürtmenin gayretindedir. Bu saldırılar Türkiye’nin yükselişinin önündeki son bentlerdir. Kabul edilmelidir ki; bunun son olduğunu, başarılamazsa Türkiye’yi durdurmanın çok güçleşeceğinin bu saldırıları, hamleleri yapanlarca da biliniyor olmasıdır.
Bu yüzden de Türkiye’yi hedefe koyanlar; tüm kozlarını oynamayı, tüm imkânlarını seferber etmeyi amaçlamaktadırlar. Uzantısı oldukları her yapıyı, her unsuru devreye sokmaya ülkenin iç uyumunu bozarak, olmayanı varmış gibi göstermeye çalışarak uluslararası baskı oluşturmaya çabalamaktadırlar. En ince ayrıntısına kadar her şeyi hesap etmeyi ve bu son şanslarını iyi kullanmayı hedefliyorlar.
Başarısız Gezi ve 17-25 Aralık hamlelerinden sonra açığa çıkan maşaları ve uzantılarının yerini doldurabilecek yeni kadroların etkinleştirilmesi ve kripto konumuna geçen eskinin azılı tetikçilerinin işlevler üstelenmesi ve ardından zamanı geldiğinde aşama, aşama harekete geçirilmesi planlanmıştır…
Erdoğan karşıtlığı üzerinden kişiselleştirilmiş gibi gösterilmek istenen karalayıcı muhalefet çizgisi aslında memlekete, Anadolu’ya, Türkiye’ye, ülkenin istikrarı ve istiklaline düşmanlık refleksleriyle işlemektedir. Bu maşaların büyük bölümü günü geldiğinde kullanılmak üzere yıllarca özenle ve örtülü olarak yetiştirilmişlerdir. Önemli bölümü devşirilmiş kimliklerdir. Öncelikli görevleri, devlet mekanizmasında fitne fesadı yerleştirerek devletin çarklarının sağlıklı dönmesini önlemektir. Böylece ele geçirilebilir kılınan devlet mekanizması üzerinden ülkenin geleceğine kement atmaktır. Son bir hamleyle ucu küresel baronlara bağlı vesayet düzenini yerleştirmektir. Bu son hamle, bu son saldırı; topyekûn son bir diz çöktürme hamlesi, saldırısıdır. Bu yapı çok ayaklıdır. Bir ayağında Paralel devlet yapılanmasının kripto unsurları, bir ayağında terör örgütleri, bir ayağında devşirilmiş yazar çizer takımı, bir başka ayağında ‘uluslararasılaşma’ kılıfı altında ‘kozmopolitleştirilmiş’ yerli ve millî olmayan sermaye yapısı ve onun şirketler ağı ve tüm bunların ortak ayağında medya bulunmaktadır.
Tüm bu gerçekler ışığında Türkiye’nin yeni anayasasıyla yeni yönetim yapısıyla, yargı, yürütme ve yasama ilişkisindeki dengenin kurulmasıyla başta yargı ve güvenlik bürokrasisi olmak üzere tüm devlet bürokrasisine ve yapısına çöreklenmiş devlet ve millet iradesi dışında hareket eden tüm gayrimeşru unsurların bertaraf edilmesi şarttır.
Yerel mahkemeler, yüksek yargı ve Anayasa Mahkemesi arasındaki yetki sınırlarının yeniden belirlenmesi ve düzenlenmesi zorunludur. Siyasileştirilmiş davaların hukuk zemininden çıkmaması için bu durum elzemdir. Hiçbir kurumun devlet ve millet bütünleşmesini bozmaya, iradesini kötüye kullanmaya hakkı yoktur. İmkânı da olmamalıdır. Bu duruma seyirci kalınamaz.
Millet iradesinin sarsılmadan, yılmadan, inançla, dirençle, kararlılıkla ilerlemeye devam etmesi, iç bütünleşmeyi dağıtmaya çalışanlara en sert cevapların verilmesi hukukun ve demokrasinin gereğidir.
Hiçbir demokratik hukuk devleti, içinde beliren ihanet şebekelerine teslim olmaz…
Türkiye de olmayacak…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir