Anasayfa / Köşe Yazıları / İHA ve SİHA üretiminin hasımları

İHA ve SİHA üretiminin hasımları

Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi kararlılıkla sürüyor. Savunma sanayiinde yerli ve milli üretimdeki büyük artış, bu sürecin ana dinamosu. Savunma sanayiinde gelinen nokta, yüksek teknoloji üretiminin birçok alana yayılması açısından özgüven kaynağı niteliğinde.

Bir yandan Aselsan, Havelsan, Roketsan, TAI, MKEK gibi devlet merkezli şirketler bir yandan tamamen özel sektör merkezli birçok firma, Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine eklemlenmiş durumda.

Türkiye ortaya koyduğu bu kararlılığıyla; geçmişin silah pazarı ülke kimliğinden sıyrılarak, kendi silahını üreten bir ülke olma yolunda ciddi mesafe almıştır. Bu durumu inkar edemeyenler, şimdi türlü yaklaşımlarla bu sürecin körelmesinin ya doğrudan öznesi ya da tetikçiliğine soyunmuş durumdalar.

Teröre karşı mücadelede çok önemli katkısı olan İHA ve SİHA’ların faaliyetlerinden rahatsız olanlar, milletvekili kimliğiyle; “Eskiden JİTEM vardı, şimdi aynı görevi SİHA’lar yapıyor. Böyle yöntem hukuk devletinde olmaz ancak savaşta olur; savaşın da kuralları var… BAYRAKTAR adlı Silahlı İnsansız Hava Araçları sivil yurttaşları vurdu, öldürdü. Bütün alçaklığınıza rağmen bunu teşhir etmeye devam edeceğim” diyerek, karalamayla,hakaretle, tehditle Bayraktar Ailesi’nin büyük başarılarını aklınca zedelemeye çalışmıştı.

Şimdi de yine aynı partiden bir başka milletvekili ise; ”Bayraktar’ların İHA’larıyla ilgili firması da dahil savunma sanayiyle ilgili tüm ana firmaların devletleştirilmesi lazım. Yoksa, bu ülke başını savaştan çıkaramaz. İnsanlığın en büyük tutkularından biri kâr tutkusudur. Şimdiden uyarıyorum” diyerek, bu sürece yönelik köreltme çabasının yeni bir yöntemini yansıtıyor.

Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin iç bütünleşmesi; kurumlarının birbiriyle aynı amaca yönelik olarak bütünleşmesiyle, balıkçı ağı gibi örülmesiyle, kenetlenmesiyle mümkündür. Milli karakter taşıyan devlet-özel tüm üreten şirketlerin, Türkiye’nin uluslararası alanda güçlü olması için hem sayıca artması hem de birbiriyle kenetlenerek ortak amaca, hedefe, ideale doğru yol alması gerekir.

Batı’nın da başardığı da budur. Balıkçı ağı gibi tüm kurumlarını, başarılarını, tüm varlığını iç bütünleşmeyle birbirine bağlayarak, dış mücadelede çıkarlarının daha kolay koruyup kollanmasını başarmıştır. Bu ülkelerde esas olan; makro strateji, makro hedeftir. Makro stratejiye, hedefe hizmet eden her kurum, her fert kıymetlidir, sorumluluk sahibidir, ondan bekleneni yerine getirendir. Makro stratejiye hizmet etmek koşuluyla, onunla çelişmemek şartıyla ülke dışından da her türlü ekonomik, stratejik ve her alanda katkı kıymetlidir.

Türkiye de şimdi bu yolda ilerlemektedir. Makro stratejisini oluşturmuş, hemen her alanda Türkiye’yi merkeze alan iradeyle davranarak, güç parametrelerini, ulusal güç unsurlarının her birini hem güçlendirerek, hem de birbiriyle uyumlu, bütünleşik hale getirerek, geleceğin çok güçlü Türkiye’sini oluşturma mücadelesindedir. Bunun farkına varanlar hasımlara kulak asmayın. Onlar içeriden, dışarıdan şer işlevlerini yerine getirmenin çabasında olacaklar. Cumhuriyetin ilk yıllarının yerli ve milli uçak ve otomobil üretiminde alınan mesafeyi köreltenlerin, Vecihi Hürkuşların, Nuri Demirağların gayretlerini, başarılarını yok edenlerin bugünkü temsilcileri, bir kez daha aynı sonucu başta Bayraktar Ailesi’ne ve Türkiye’nin tüm istiklal sevdalısı üreticilerine yaşatamayacaklar, başarmayacaklar…

Önerilen Haber

Hedeftekiler

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı durumu, buna yönelik mücadele sürecini çok iyi özümsemez, bilinç düzeyine taşıyamazsak, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir