Anasayfa / Köşe Yazıları / Geleceğimizi kelepçelemeye yeltenenler

Geleceğimizi kelepçelemeye yeltenenler

Zorlu süreçlerin hiç eksilmediği bir fazın içindeyiz. Türkiye olarak geleceğimizi en narin, en kırılgan, en hassas bir değerin korunması titizliğiyle sahip çıkma bilincini taşımamız gereken bir fazın içindeyiz.

Küresel düzeyde ortalık toz duman. Uluslararası ortam sistemsizlik krizi içinde, güçlerin çıkar hesaplarının en keskin, en yıpratıcı atmosferini yaşıyor. Küresel liderliğin zerre saygınlığının olmadığı, küresel vicdanın nasırlaştığı, hakkın, hukukun adaletin mazlumlardan uzak tutulduğu, yok sayıldığı bir dönemin en koyu evresindeyiz.

Hukuku, demokrasiyi, insan haklarını dillerinden düşürmeyen bazı devletlerin, terör örgütleriyle tereddüt etmeden iş tuttuğu, konsolosluk binalarında adına diplomat, devlet görevlisi denilen kişilerin, insan boğazlayıp, parçasına bile ulaşılmaması için vahşice cinayet işleyebildiği ve bunu yapanlara küresel adaletin, vicdanın, hukukun kılını kıpırdatmaktan uzak olduğu bir sürecin içindeyiz.

Tüm bu karabasanların içinde Türkiye direniyor, mücadele ediyor. Hakkın, hukukun, adaletin küresel âleme hakim olması için direniyor, çabalıyor. İstiklal yürüyüşüyle sadece kendi halkı için değil, tüm mazlum halklar için çare arıyor, kararlılık sergiliyor, inancını ve direnişini canlı ve diri tutuyor. Terör örgütlerine karşı amansız ve ayrımsız mücadeleyle insanlık adına tüm maskeli devletlere ders veriyor, çıkarları için insanlığı uçuruma sürükleyenlere karşı umut sancağı olmaya devam ediyor.

Türkiye’yi hiçbir dış cephe hamlesi veya saldırısı diz çöktüremez, bileğini bükemez, yolundan çeviremez, geleceğine hükmedemez. Ama iç cephe için aynı güvenle konuşabilmek, söz edebilmek maalesef mümkün değil.

Bugüne değin tüm yaşadıklarımız ortaya koymaktadır ki, esas olan Türkiye’nin iç cephesinin tunç olma halidir. Bu konuya sık, sık temas ediyor, kaygılarımızı ifade ediyorduk. Bu noktadaki hassasiyetimiz sürüyor. İç bütünlüğümüzde gedikler açılabilmesi, fitneler oluşturulabilmesi, kolayca ayrışmanın ikliminde iç cephenin zayıflatılarak aşılabilmesi unutulmamalıdır ki ve kabul edilmelidir ki, Türkiye’nin geleceğine kelepçe vurmak isteyenlerin her daim başvurdukları yöntemlerdir.

Değerlerini yıpratıcı ve maksatlı tartışmaya açmak, günahıyla, sevabıyla iç çekişmenin, ayrışmanın, kutuplaşmanın malzemesi haline getirmek, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

Tüm farklılıklarımızı birer zenginlik öğesi olarak görerek, daima en üste ortak olduğumuz en güçlü ve en sarsılmaz olguları yerleştirmek, bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin aslında kimler olduğunu, neye hizmet ettiğini net olarak görmek ve bunlara karşı sarsılmaz bağımızı dimdik ayakta tutmak boynumuzun borcudur.

Bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır. En önemli manevi sermayemiz; bu vatan topraklarının altında koyun koyuna yatan şehitlerimizdir. Onlar ki, kemiği, kemiğine karışmış, tek vücut olmuş ve birbirlerini asla ayrıştırmadan bu toprakların ilelebet istiklali için şehit düşenlerdir.

Bu gerçeği asla unutmadan, ortak mirasta, ortak inançta, ortak gelecekte buluşarak, geleceğimizi kurda, kuşa yem etmeyelim. Giderek zenginleşen, büyüyen, yüksek teknoloji üreten, değerlerine, kültürüne, inancına karşı her türlü saldırıları kolayca püskürten, oyuna gelmeyen, kimselerin oyuncağı olmayan, hakkı, hukuku, adaleti herkes için koşulsuz gözeten, tüm sömürü baronlarına karşı dirençle karşı koyabilen, hiçbir şer gücün karşısında boyun eğmeyen, diz çökmeyen bir ülkenin, bir ecdadın evlatları, fertleri olarak, ayrışarak değil, ortak zenginliğimizi bölüşerek, sımsıkı sarılarak güçlü oluruz, saygın oluruz, bizi biz yapan değerlerle Türkiye oluruz.

Önerilen Haber

15 Temmuz ‘Milli Vuruş’ kitabında yaşıyor

15 Temmuz gecesinin tarihe işlenen gerçeklikleri, tüm canlılığıyla yaşamaya devam ediyor. 15 Temmuz iki farklı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir