Anasayfa / Köşe Yazıları / Doğu Akdeniz kararlılığı

Doğu Akdeniz kararlılığı

Doğu Akdeniz bugünün ve yakın geleceğin en önemli enerji jeopolitiği olarak her geçen gün önemini artırıyor.

Suriye ve Irak’ın siyasi ve stratejik geleceğini Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiği belirleyecek. Bu haliyle bakıldığında özellikle Suriye’nin yaşadıkları, Doğu Akdeniz’in örtülü enerji savaşının ürettikleridir. Suriye’nin üzerindeki tüm stratejik düğümlerin çözümü, Doğu Akdeniz’in yeni enerji jeopolitiğinin seyriyle ilişkilidir.

Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin yansıması, havzanın çevresinde yer alan tüm aktörlerin davranışlarında izlenebilirken, havza dışı küresel ve bölgesel güçlerin ajandalarında ise özel yer bulmaktadır.

ABD’nin Jeolojik Araştırma Merkezi’nin 2010 yılında yayımladığı rapora göre, sadece Kıbrıs’ın çevresinde 3,5 trilyon metreküplük doğalgaz mevcuttur ve tüm Doğu Akdeniz’in doğalgaz ve petrol kaynakları paha biçilemez değerdedir. Bu potansiyel, Doğu Akdeniz’e kıyısı olan her ülke için geçerlidir. Sadece Mısır karasularındaki bugün için bilinen doğalgaz rezervi, 25 yıllık Euro Bölgesi’nin doğalgaza ihtiyacını giderecek düzeydedir.

Bilinenler ve yeni keşfedilenler dışında tespit edilmeyi bekleyen yatakların varlığının biliniyor olması, iştahı kabartıyor, stratejik hamleleri besliyor, bölgenin aktörleri arasındaki pozisyonları etkiliyor, gelecek hesaplarını yönlendiriyor.

Tüm bu potansiyelleriyle, bölgenin enerji oyuncularının varlığıyla gelinen noktada henüz rolleri, işleyişi belli olan bir enerji oyunu kurulabilmiş değildir. Bu durum gerilimi de içinde barındıran, yeni sorunlar üreten bir atmosfere neden olmaktadır.

Türkiye’nin kilit konumu, Doğu Akdeniz’de muhtemel stratejik denklemler için temel yönlendirici ve etkileyici durumdadır. Kıbrıs adasının kuzey ve güneyi hem petrol hem doğalgaz açısından büyük ilgi alanıdır. Kıbrıs adasının çevresinde 8 milyar varillik petrolün varlığı 2010 yılında tespit edilmişti.

BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne, uluslararası hukuka göre Türkiye’nin hakları tartışmaya sebep olmayacak düzeyde açıktır. Bunu yok saymaya çalışan Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, İsrail ve darbeci Sisi’nin Mısır’ını yanına alarak yangından mal kaçırırcasına oldubittiye yönelme çabasındadır. Türkiye’nin kararlı tutumu buna engeldir. Açık olarak saptamak gerekir ki; Türkiye’nin tüm kazanımlarına, stratejik çıkarlarına dayalı hakkın, hukukun gereği olan temel iddialarına yönelik kararlılığı eksilmediği sürece bölgede adaletsiz bir adımın atılması mümkün değildir.

Doğu Akdeniz’deki kararlılığın yansıması Fırat’ın doğusunda karşılık bulmaktadır. Türkiye’yi terör örgütleriyle köşeye sıkıştırmaya çalışanlar, Doğu Akdeniz’de de boyun eğmesini beklemektedirler.

Bu noktada Türkiye’nin; inancıyla, direnciyle, kararlılığıyla bölgedeki haklarını çok güçlü bir şekilde savunmak temel stratejisidir. Buna bağlı olarak Kıbrıs adasında kapsamlı bir deniz üssü kurulması zorunluluktur. Türkiye’nin bunun da farkındadır ve gereğini yapacaktır. Türkiye her açıdan meseleyi enine boyuna irdeleyerek stratejik hedefine kilitlenmiş durumdadır.

Türkiye’nin bugün için, içerideki tüm siyasi gelişmeleri ve bunların içeriği, dış gelişmelerden bağımsız değildir. Yerel seçimlerin gündemi de buna dahildir. Bölge üzerinde küresel hesap yapanlar için Türkiye‘nin Türkiye’den yönetilme kararlılığı her şeyin belirleyicisidir.

Bölgesel kaynaklardan güç ve kaynak devşirmeye çalışanların gözü kulağı, Türkiye’nin direncindedir, kararlılığındadır. Bu yüzdendir ki; her defasında altını çizdiğimiz gibi Türkiye’nin önüne gelen her seçim sandığı istiklal sandığıdır, istiklal yürüyüşünün kararlılık sandığıdır.

Önerilen Haber

Çekilme kararındaki yeni hesaplar

Trump’ın Suriye’den çekilme kararından sonra yeni gelişmelere şahit oluyoruz. Başından beri Trump’ın çekilme kararına ihtiyatlı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir