Anasayfa / Köşe Yazıları / Bir ükenin geleceği, köklerindedir

Bir ükenin geleceği, köklerindedir

Bir ülkenin geçmişi imparatorluğa dayanıyorsa, onun refleksleri farklı işler. Tarih onun hep yanı başındadır. Bulunduğu coğrafi konum tarihle yoğrularak anlamlandırılır. Bu ülke için sınırlar çok önemlidir. Hassasiyeti her daim diridir, canlıdır.

Toplumsal dokuları da farklıdır. Köklü bir geçmişin izleri taşır. Bu ülke için çoğulculuk, kültür sentezi, çeşitlilik, sosyolojik zenginlik en önemli toplumsal güç unsurlarındandır. Bu ülkede maziden süzülenler toplumsal zihinlere, yüreklere ve reflekse derin izler bırakır. Bu ülke insanı, bunun bilinciyle iç içedir. Şayet kuşaktan kuşağa büyük kopuşlar, zedelenmeler yaşanmamışsa bu izler, her daim ülke yönetenlerinin referans kaynağıdır, gelecek motivasyonudur.

Zaman zaman sendelemeler yaşansa da bu ülkenin toparlanışı, diğer ülkelere kıyasla daha hızlı olur. Kolay kolay tarih sahnesinden silinemezler. Geçmişlerindeki çözülmeler, sarsıntılar onun için geleceğe sahip çıkma mücadelesinde rehberlik eder. Sık sık tarihsel referanslarla, hatırlatmalarla karşılaşılan güçlüklerin aşılmasında kolaylık sağlanır.

Üstelik imparatorluk geçmişinde kara lekelerin yerine, övünçlerin bolluğu varsa o ülke için güncel her zorluğun aşılmasında tarih rehberdir.

Bu ülke için, yaşananların tarihsel nedenleri mutlaka kavranılmalıdır. Geçmiş hesaplaşmaların bitmeyeceğinin farkında olmak zorundadır. Zira güç mücadelesinin esası değil, araçları, yöntemleri değişir. Nihai olarak bulunulan coğrafya ve sahip olunan tarih her daim güç çekişmesinin nedenlerinin en başat faktörleridir.

İmparatorluklara dayalı tarihsel güç mücadelesinin aslında ortadan kalkmadığını bugün de değişen rollerle, değişen yol ve yöntemlerle, farklılaşan aktörlerle sürdüğünü bilmek bu ülke için hayati değerdedir. Kabul etmek gerekir ki, tüm kürenin siyasi coğrafyası sanıldığından çok daha dardır. Bu nedenle de mücadele her daim keskin ve masumiyetten uzaktır. Kürenin tarih boyu fazlaca değişmeyen hep aynı coğrafi alanları egemenlik yarışının, çekişmesinin sahnesidir.

Türkiye geçmişiyle, yaşadıklarıyla böyle bir ülkedir. İmparatorluk mirası onun hem fırsatı hem de karşılaştığı güçlüklerinin nedenidir. Fırsatıdır, zira dün de, bugün de, görünür gelecekte de eksilmeyecek olan güç çekişmesinin tarihsel ve coğrafi üstünlükleri elindedir. Güçlüğüdür, zira bugün karşılaştığı her zorluk, her saldırı geçmişin hesaplaşmasından bağımsız değildir.

1071’den itibaren başlayan yürüyüş; güç birikiminin, tarih yazmanın, etkin olmanın, teslimiyete boyun eğmemenin, inançlarıyla, değerleriyle geniş bir toplumsal destek üretmenin birikimidir. Bu birikim, bugün de diridir. Milli mücadelede, Çanakkale’de, 15 Temmuz’da hep diri ve canlı olmuştur. İşgale, sömürüye, hainliğe, köleleştirmeye karşı hemen devreye giren refleks; tarihseldir, genetiktir, ecdat birikimidir, coğrafi sorumluluktur, inanç bağlılığıdır, durdurulmayan inat, bileği kolay bükülemeyen dirençtir…

Önerilen Haber

15 Temmuz ‘Milli Vuruş’ kitabında yaşıyor

15 Temmuz gecesinin tarihe işlenen gerçeklikleri, tüm canlılığıyla yaşamaya devam ediyor. 15 Temmuz iki farklı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir