Anasayfa / Köşe Yazıları / ABD’nin İran yaptırımı

ABD’nin İran yaptırımı

ABD’nin İran’a yönelik yaptırım kararının ikinci fazındayız. İlki 7 Ağustos’ta başlayan yaptırımlar enerji, finans ve deniz taşımacılığını kapsayacak. Yani İran’ın can damarını doğrudan sarsmayı hedefleyen yeni bir döneme giriliyor.

Bu yeni dönemde; ABD’nin yaptırım listesine aldığı 50 İran bankası, İran Havayolları ve 700’den fazla İranlı bu süreçten doğrudan yıpratıcı bir biçimde etkilenecek. ABD tarafından esasen İran’ın ekonomisinin felç edilebilmesi hedefleniyor. Bu yolla; İran’ın bölgesel etkisinin ortadan kaldırılması, nükleer potansiyelinin derinleştirmesinin engellenmesi ve Ortadoğu’da yeni gerilimlerle, yeni hesapların sahaya sürülmesi planlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’ya göre; “Trump yönetimi altında İran bir daha nükleer silah geliştirme kapasitesine sahip olmayacak ve açıklanan yaptırımlar İran ekonomisine ciddi bir şekilde zarar verecek.” Pompeo bu açıklamalarına ek olarak ; “şimdiye kadar 20 ülkenin İran’dan gerçekleştirdiği petrol ithalatını kestiğini, İran’ın günlük petrol ihracatının 1 milyon varil azaldığını” da ifade etti. Yani ABD, açıklanan alanlarda yaptırımların diğer ülkeler tarafından sorunsuz olarak uygulanmasıyla hedeflediklerini almaya çalışacak.

Bu arada yine Pompeo’nun açıkladığı ABD’nin kararı doğrultusunda; aralarında Türkiye’nin de olduğu Çin, Hindistan, Güney Kore, İtalya, Yunanistan, Tayvan ve Japonya’dan oluşan 8 ülkeye petrol ithalatı konusunda 6 ay süreyle muafiyet tanınacak. Söz konusu ülkeler bu süre içerisinde İran’la petrol ticaretlerin en alt seviyeye indirmeye çalışacak ve 6 ay sonra durum yeniden gözden geçirilecek.

Bu durum kuşkusuz Türkiye açısından son derece önemli. Zira söz konusu bu yaptırımların uygulanmasında her şeyden önce komşu olması nedeniyle en fazla zararı yaşayabilecek ülke Türkiye’dir. Bu nedenledir ki; başından beri başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm yetkililerin vurguladığı gibi, Türkiye’nin tek yanlı olarak alınan bu yaptırımları harfiyen uygulayabilmesi çok güç.

Bu noktada saptamak gerekir ki; ABD-Türkiye ilişkilerini daha da gerilimli bir çıkmaza sokmaya sebep olabilecek bu yaptırımların uygulanması sürecinde Türkiye’nin muafiyete tabi tutulması, ABD açısından stratejik bir tercihtir. Bir yanda Fırat’ın doğusunda düğümlenen ilişkinin gerilim boyutu diğer yanda Türkiye’nin ısrarlı ve kararlı tutumu, ABD’yi tercihe zorlayan bir kulvara sokmuş görünüyor. Henüz ilişiklerin bütünüyle Türkiye’nin arzu ettiği seviyeye geleceğini söylemek için erken olabilir. Ancak ABD cenahında bir yumuşama eğilimi baş göstermiş durumdadır. Bu sürecin seyrini kuşkusuz ABD’nin Fırat’ın doğusundaki PKK/PYD ısrarı belirleyecek. Her iki tarafın da son tahlilde benimsediği çizgi; çözemeyeceğin düğümü kesmeme yönünde. Bu ortak anlayış, yeni çözüm paketlerini üretebilir. İdlib benzeri bir mutabakatın Fırat’ın doğusu için geliştirilmesi bu çözüm paketlerinden biri olabilir. Bu noktada yeni mutabakatlara, ABD’nin belki de son denemelerle Türkiye’nin kararlı tutumunu değiştiremeyeceğinin test edilmesiyle varılabilir.

Şimdi bu sürecin içine İran’a yönelik yaptırımlarda fiilen girmiştir. Zor bir süreç olduğu muhakkak. Zira İran sonuna kadar direnmeyi deneyecektir. Nitekim İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD’nin ikinci aşama yaptırımlarının devreye girmesinin ardından yaptığı açıklamada; İran’ın petrol satmaya devam edeceğini ve böylece yaptırımları deleceğini söyleyerek, ABD’nin İran’a ekonomik savaş açtığını ifade etti.

Silah pazarı haline getirilen Ortadoğu’da yeni silahların, yeni hesaplar adına denenmesi her an gündemde…

Önerilen Haber

15 Temmuz ‘Milli Vuruş’ kitabında yaşıyor

15 Temmuz gecesinin tarihe işlenen gerçeklikleri, tüm canlılığıyla yaşamaya devam ediyor. 15 Temmuz iki farklı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir