Anasayfa / Köşe Yazıları / 24 Haziran’a Doğru Demokrasi ve İstiklal Nöbeti

24 Haziran’a Doğru Demokrasi ve İstiklal Nöbeti

CHP’nin 15 milletvekilini İP’e göndermesi, sadece seçim sürecine ilişkin değil yeni yönetim modelinin siyasi süreci açısından da tespit edilmesi gereken önemli hususlar içeriyor.

CHP’den gelen bu hamleyle; ana muhalefet partisi için genel başkanlık koltuğunun, hükümeti kuracak olan cumhurbaşkanlığı koltuğundan daha kıymetli olduğu anlaşılıyor. Zira köklü bir geleneğin temsilcisi durumundaki ana muhalefet partisinin genel başkanı, kendisi yerine yeni kurulan ve henüz siyasi içeriği ve pratiği tam olarak netleşmemiş bir partinin genel başkanını öne çıkarma çabası dikkat çekici.

Bu tutum, fikri bütünleşmeden daha çok, yapay bir aradalığa yönelik projelendirme çabası izlenimi veriyor.

Amaç; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçtirmemek adına bugüne değin açık-örtülü iç ve dış tüm Erdoğan düşmanlarını bu ortak projede paydaş kılabilmek. Buna göre siyaseten fikir değil, karşıtlık esas alınacak ve nefret dili öne çıkartılarak, Erdoğan düşmanlığından sonuç alınmaya çalışılacak. Bu amaç doğrultusunda kutuplaştırma tekniklerini kullanarak, “tek adam” “ diktatör” karalamalarıyla dış desteğin sağlanması için sürekli bayrak sallanacak. Bu noktada, Türkiye düşmanı birçok dış aktör ve oluşum devreye girecek. Şimdiden bazı Avrupa ülkelerinden seçime yönelik sert mesajlar gelmeye başladı. Görünen o ki, referandum sürecinde olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkelerindeki Türk seçmenlerle buluşmasına yönelik engeller çıkarmaya çalışacaklar.

Erken seçim duyulur duyulmaz, ABD’den S-400 füzeleri bahanesiyle tehditler savurmaya, seçimlerin güvenliği konusunda yakışıksız sözler sarf edilmeye başlandı.

Bu arada küresel sömürü ve terör baronlarının maşası FETÖ’de de heyecan had safhada. 15 Temmuz direnişini önemsizleştirerek,” tiyatro”, “kontrollü darbe” diyenlerin yeni bir siyasi kulvarı projelendirmelerinin mutluluğu ve umudu içindeler. Aslında kendileri açısından haklılar. Çünkü onlar için belki de son şans, yeniden dirilmenin, etkin olmanın yeni bir fırsatı. Zira 15 Temmuz’a “kontrollü darbe” diyenlerin iktidar olma durumunda, FETÖ’nün umudu, akıllarınca aklanma ihtimali doğacaktır.

15 Temmuz’a kontrollü darbe diyenlere bir başka umut besleyecek olanlar ise, Mehmetçiğin Suriye’deki kararlılığının sonlanmasını isteyenlerdir. Aslında onlar da kendileri açısından haklılar. Zira; “Afrin’e girmeyin”, ”ÖSO terör örgütüdür”, ”PYD’nin terör örgütü olduğuna emin değiliz“, “PYD Suriye’nin kuzeyinde komşumuz olursa rahatsız olmayız” diyenlerin iktidar olmaları durumunda küresel sömürü baronlarının istedikleriyle örtüşen bir siyasi iklim ortaya çıkmış olur.

Tüm bu beklentilerin ajandasında, Türkiye’nin yükselişini destekleyecek özellikle büyük milli yatırımların ve girişimlerin durdurulmasını da ekleyebilirsiniz.

Sonuç olarak, önümüzdeki seçim bu ülkeye yüreğiyle, zihniyle sımsıkı bağlı olanlar için her zamankinden çok daha fazla milli hassasiyet gerektiriyor.

Esasen halkımız her şeyin farkındadır. Onun feraseti her daim devrededir…

Türlü oyunlara, şeytani planlara, küresel sömürü baronlarının kirli ve karanlık heveslerine karşı Türkiye sevdalıları tek yürek, tek vücut dimdik ayaktadır… 24 Haziran’a kadar her günümüz, her gecemiz birer demokrasi ve istiklal nöbetidir…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir