Anasayfa / Köşe Yazıları / Ukrayna savaşı ve ABD

Ukrayna savaşı ve ABD

Ukrayna jeopolitik bir oyun alanı olarak bugünkü savaşın içine adeta çekildi. NATO’ un Nisan 2008 yılında ki Bükreş zirvesinde, Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliğine ilişkin aldığı karar, Rusya açısından kabul edilemez sayıldı ve ilk askeri refleksini Gürcistan’da göstererek, Güney Osetya ve Abhazya bölgelerine askeri müdahalede bulunmuştur.

Ukrayna ve Gürcistan, Rusya açısından jeopolitik sinir ucudur ve güvenlik kaygılarının ikna edilemez jeopolitik hattını oluşturur.

Rusya’nın Bükreş zirvesinden birkaç ay sonra Ağustos 2008’de Gürcistan’a yönelik başlattığı jeopolitik hamle ne ise bugün Ukrayna içinde aynı jeopolitik hamleyi yapmaktadır. Hedeflediği jeopolitik atmosferin oluştuğuna emin olmadan da vazgeçemeyecektir.

Ukrayna savaşı ve Rusya irdelemesini bir başka yazıya bırakarak, Ukrayna savaşının ABD açısından nasıl göründüğünü, nelerin hedeflendiğini, siyasi ve stratejik beklentisinin neler olduğuna bakılacak olursa, her şeyden önce ABD için Ukrayna halkının güvenliğinden çok önemli olanın ajandasında yazılanlar olduğunu söylemeliyiz.

Nedir onlar? Sıralayalım;

-Ukrayna savaşının Rusya için ikinci Afganistan olmasını yani Rusya’nın 2. Vietnam’ı olmasını sağlamak.

-Bunun için olabildiğince uzun ve yıpratıcı olmasını, savaşın şehir savaşına dönüşmesini, paramiliter güçlerin desteklenmesini, paralı savaşçıların, şirketlerin savaşa dahil olmasını desteklemek.

-Tüm bunlar yaşanırken, ABD’nin ve NATO’nun doğrudan savaşan taraf olmamasını sağlamak.

-Bu arada Rusya’nın ağır ekonomik yaptırımlara dayanamamasını ve içeride kaos ve çöküş atmosferinin oluşmasını beklemek.

-NATO, AB ve tüm Avrupa için, Rusya tehdidinin yapılandırılarak, daha kurumsal ve sürdürülebilir tehdit algısı olarak yerleşik kılmak.

-Diğer yandan NATO ve AB’yi yeniden ABD şemsiyesi altında daha kuvvetli olarak bütünleştirmek ve böylece aşınan küresel hegemonik zemini onarmaya başlamak.

-Bunu yaparken de; özellikle Almanya ve Fransa eksenli ABD’nin müzahir olamadığı muhtemel Avrupa bütünleşmesinin önüne geçmek. Avrupa’nın ABD’den bağımsız davranmasını engellemek.

– Rusya’yı yıpratarak, ABD-Çin rekabetinde etkisiz kılmak, ABD’nin Çin kuşatmasında jeopolitik üstünlük kazanmak.

-Tüm bunların yanı sıra mevcut NATO ülkelerinin ve muhtemel yenilerinin aşırı silahlanmalarının önünü açmak ve böylece silah endüstrisi eliyle çıkar temin etmek. Bunu yaparken ABD için silah pazarını genişletmek ama Rusya ve Çin için daraltmak.

Şimdi de sözü ABD’nin önde gelen uluslararası ilişkiler akademisyenlerinden Prof.Dr.John J. Mearsheimer’a bırakalım. Zira onun Ukrayna analizi, ABD içinden önemli bir akademisyen ve teorisyenin yapmış olması bakımından çok çarpıcıdır.

2015’te de, bugün de Prof. Mearsheimer diyor ki; “Burada olan şey Batı’nın Ukrayna’yı hayal alemine sürüklemesinden ibarettir. Ve Ukrayna bu işin sonunda çok fena duvara toslayacaktır. Benim savunduğum şey ise Ukrayna’yı tarafsız bir yer haline getirmek ve ekonomik olarak kalkındırmak. Rusya ve NATO arasındaki rekabetten çekip çıkarmaktır. Ukrayna için en iyi çözüm budur.

Bizim yaptığımız şey Ukraynalıları Rusya’ya karşı kışkırtmaktan ibaret. Ukrayna halkına bir gün bizim Putin’i yeneceğimiz ve Ukrayna’yı batının bir parçası haline getireceğimiz yönünde umut vermekteyiz. Çünkü zamanın bizden yana olduğunu düşünüyoruz.

Ukrayna halkı da bu dediklerimize güvenmekte. Ama Ukrayna halkının neredeyse tamamı Rusya ile çatışmaya gönülsüz bakmakta. Ve bunun yerine çetin bir politik mücadeleyi tercih etmekteler. Biraz önce söylediğimiz gibi böyle devam ederlerse ülkeleri sonunda duvara toslayacak. Ve bizim yaptığımız şey bunu hızlandırmak.

Yapmamız gereken en iyi şey Ukrayna’yı tarafsız hale getirmek. Bunu yapmak ABD olarak bizim de işimize gelecektir. Rusya’nın da işine gelecektir. Ve en önemlisi Ukrayna’nın işine gelecek ve onları bu kötü sondan koruyacaktır.”

Gördüğünüz gibi Ukrayna konusunda adı geçen ülkelerin ajandaları devrededir. Bir tek Türkiye meseleye hak, hukuk, adalet penceresinden, Ukrayna halkının yaşam güvenliğinden bakmaktadır. Bu yüzden de Türkiye’nin rolü ve etkisi çok önemlidir.

Son üçlü zirvede Rusya ve Ukrayna Dış işleri Bakanlarının masada buluşturabilmesi bunun yansımasıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Türkiye’nin açtığı güven kanalı sayesinde Rusya ve Ukrayna Dışişleri bakanları karşılıklı konuşma imkanı buldular. Bu durum diplomasinin zaferidir” demiştir.

Bu sözlerin kilit sözcüğü; “güvendir”. Türkiye bu güveni iki tarafa da vermeyi başarmıştır.

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …