ABD Başkanı Trump , Rusya Fedarasyonu Devlet Başkanı Putin zirvesi, ABD’de Alaska’da gerçekleşti. Zirve, dünya kamuoyunun dikkatlerini üzerine çeken, tarihsel anlamı olan, üzerinde çok tartışılan bir buluşma oldu. Batı’nın savaş suçlusu olarak kabul ettiği Putin’i ABD Başkanı Trump önüne kırmızı halı sererek karşıladı. Son derece samimi pozlar eşliğinde geçen zirveden, kamuoyuyla paylaşılan resmi bir açıklama veya bir mutabakat metni ortaya çıkmadı. İki liderin görüşmelerinin içeriğiyle ilgili de net bir bilgi sızmadı. Ancak görüşmenin iki taraf açısından da kazançlı çıktığı söylenebilir. Trump için esas olan Ukrayna-Rusya savaşını sona erdirebilmenin zeminini oluşturmaktı. Bu zirveyle bu zeminin Trump açısından oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu noktada Trump bu zirvede Putin’in nelere razı olacağını tespit etmiştir. Buna göre Ukrayna’nın, Zelenski’nin nelere razı olacağını, bundan önemlisi nelere razı edileceğini belirlemenin imkanını elde etmiştir. Nitekim şimdi gözler Ukrayna devlet başkanı Zelenski’nin Washington’da Trump buluşmasına çevrilmiştir. Bu yazı kaleme alınırken, bu buluşma gerçekleşmediği için sonuçları anlaşılana kadar, elbette ancak tahminlerimizi ifade edebiliriz. Buna göre Zelenski daha önce Beyaz Saray’da yaşadığı Trump’un hırpalamasına yine maruz kalmamak için bu defa daha tedbirli olacaktır.
Bu arada unutulmamalıdır ki, Zelenski, ABD Başkanı Trump’dan gördüğü hırpalayıcı muameleye rağmen, ayak dirediği, Ukrayna’ya ihanet olarak gördüğü ;
ABD‑Ukrayna Mineraller Anlaşması’nı (Ukraine–United States Mineral Resources Agreement) bazı düzeltmeler yapıldığı gerekçesiyle imzaladı. Bu durumu; muhalif bazı Ukraynalı politikacılar ve medya organları, doğal kaynaklar anlaşmasını, Ukrayna’nın stratejik minerallerini ABD’ye “satmak” olarak nitelendirdi.
Bu çevreler, anlaşmanın ülkenin egemenliğini zayıflattığını ve kaynakların kontrolünü yabancı sermayeye açtığını iddia ederek Zelenskiy’yi “ihanet”le suçladı.
Şimdi Trump’un Putin’den elde ettiği bilgiler zemininde, Zelenski’yi bu defa nelere zorlamaya veya ikna etmeye çalışacağı merak konusu.
Putin için Donesk ve Luhansk’tan oluşan Donbas’daki hakimiyetlerini sürdürmeyi, ilhak ettiği Kırım’ı pazarlık konusu yapmamayı, geriye kalan Ukrayna’nın da NATO üyeliğinin bir daha gündeme gelmeyeceğinin garantisini Trump’a sunmuş olabilir. Şayet bu çerçevedeyse Putin’in ısrarı, o zaman Zelenski’nin bunu kabul etmeme iradesinin Trump’un tutumuna rağmen oluşabilirmi sorusunun cevabı Ukrayna’nın kaderini belirleyecek.
ABD açısından özellikle önceki ABD başkanı Biden eliyle Ukrayna kullanılmıştır. Biden için NATO’nun Avrupa kanadını ortak düşman karşısında derleyip toparlamak, simetrik bir örgüt olarak NATO’yu var eden karşıtı Varşova Paktı dağıldıktan sonra girdiği düşmansızlık krizinden adam akıllı çıkabilmesi için Rusya’yı kışkırtacak, jeopolitik sinir ucu olan Ukrayna’yı NATO’ya alacakmış gibi davranmak planı uygulandı. Büyük ölçüde sonuç da verdi. Avrupa için Rusya tehdidi belirdi. Daha önce dahil edilmesi mümkün olamayacak İsveç ve Filandiya NATO’ya üye yapıldı.
Trump’da Biden’ın bıraktığı yerden Avrupalıları NATO ortak bütçesine katkılarını % 5’e yükseltmeyi sağladı. Bu arada olan; ABD, Avrupa, NATO tarafından yeterince korunamayan Ukrayna halkına oldu.
Çekya devlet başkanı Pavel bile Ukrayna için;” Rusya tamamının işgal etmektense, işgal ettiği topraklarla yetinmesine, Ukrayna’nın, Zelenski’nin razı olmasını önerdi.
Bir halkın, bir ülkenin kaderini başkalarının belirlemeye çalışması, en acı olanıdır. Bunda Zelenski’nin de payı yadsınamaz.
Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu Resmi Web Sitesi