Suriye’nin PKK’sı(SDG), Suriye’nin huzurunda, refahında, güvenliğinde olmamanın çabasını sürdürüyor. SDG adıyla bugüne değin ABD-İsrail himayesinde yol aldı. Suriye’nin bütünlüğüne karşı, sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı, Siyonist çetenin ayrılıkçı piyonları olarak, alan hakimiyeti el etti. Sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı, Siyonist terör karakolu İsrail’in simetrisini, yandaşını Suriye’nin kuzeyinde kurmak için şer hevesle çabaladı. Kendisine dahil olmayan, kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere de zulmetti. DEAŞ terör örgütüyle mücadele maskesiyle meşruiyet elde etmeye çalıştı. Küresel efendileri silah verdi, para verdi, personel verdi, akıl verdi, üniforma verdi sahaya sürdü ve hedefini Suriye’yi parçalamak ve Türkiye’nin birliğini tehdit etmek olarak belirledi.
Türkiye bu şer planı bozmak için askeri harekatlar düzenledi ve şer planın içeriğini ve dengesini sarstı. Ancak küresel efendilerinin ısrarı nedeniyle ne şer planı tamamen ortadan kalktı ne de bunun sahadaki varlığı tamamen silindi. Şimdilerde özellikle soykırımcı, Siyonist İsrail’in cesaretlendirmesiyle, SDG (Suriye PKK’sı) ayak diremeye devam ediyor. 10 Mart 2025 tarihinde Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile imzaladıkları mutabakata aykırı tutum sergilemeyi sürdürüyor. Suriye güneyinde İsrail yanlısı Dürzi grup ile bazı Nusayri unsurlarla birlikte Suriye’nin bütünlüğüne karşı direnç oluşturmaya gayret sarf ediyor. Terörsüz Türkiye hedefi, terörsüz Suriye hedefiyle bütünleşmesin istiyor ve bölgenin terör üreten kuluçka mekanizması, sömürgeci emperyalizmin ve onun soykırımcı, Siyonist terör karakolunun çıkarları için bölgenin tüm mazlum halklarını ve o halkların umudu Türkiye’yi tehdit etmeye devam etsin istiyor.
Tüm bu şer hevesler, kirli planlar varlığını sürdürme çabasındayken, Türkiye en ufak bir gaflete düşmeden, tüm kararlılığıyla gelişmeleri yakından takip ediyor ve tavrının ne olacağını açıkça ortaya koyuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son açıklaması bu kararlılığın gür sesiydi. Suriye’nin bütünlüğünü tehdit edenleri, SDG/YPG’i sert olarak uyardı ve dedi ki; “Bölgedeki bazı aktörler kaos istiyor. Bunların başında da İsrail var. Kimse kusura bakmasın, kimse enayi değil. Biz enayi değiliz.
Sizi tekrar buradan uyarıyorum, durduğunuz yer, yer değil. Onu değiştirin artık. Suriye’yi beraber nasıl inşa edeceğinizi düşünün.”
10 Mart Mutabakatı’na yönelik ve Türkiye’nin yürüttüğü sürece dair SDG/YPG’nin “bizi ilgilendirmiyor” yaklaşımına ise;
“Peki sizi ne ilgilendiriyor? Bölgedeki Kürt kardeşlerimizi İsrail’in maşası yapmak mı sizi ilgilendiriyor?
Bu arada Hakan Fidan’ın bu sözlerine karşılık DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan; “Sürece uygun bir dil kullanmıyor. Siyasi güncelleme seçeneğini açık tutarsa daha faydalı olur. Dilini ve kendisini update etmeli” demiş. Asıl DEM dilini, tutumunu ve kendisini update etmeli. Emperyalizmin ve Siyonizm’in şer hesaplarının sahadaki varlığını ve ısrarını görmeli ve buna göre Türkiye’nin ve Suriye’nin birliğine yönelik tutumlarını, dillerini yenilemeliler.
Aksi durum sürecin hasmı emperyalizmi ve soykırımcı Siyonizm’i mutlu eder.
Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu Resmi Web Sitesi