ABD Başkanı Trump’ın adına 12 gün savaşı dediği İsrail-İran arasındaki karşılıklı füze atışları kesildi.
Trump’ın İran nükleer tesislerine ABD B-2 bombardıman uçaklarıyla vurma kararının ardından iki taraftan isteği ateşkes çağrısı şimdilik sonuç vermiş gibi. Ancak Netahyahu’nun bölgeye dair şer heveslerinin eksilmesi mümkün değil. Zira İran’a yaptığı saldırının esas amacından henüz sonuç alabilmiş değil. Esasen kısa sürede de alması kolay değil. Zira asıl odağı Suriye’dir ve Suriye’ye yönelik şer hedeflerine ulaşmasında karşısına çıkan engelleri aşmasının kolay olmayacağını kabul etmek gerekir. Bu noktada da ifade etmek gerekir ki, Suriye’ye yönelik tüm hedeflerinin en önemli engeli Türkiye’nin kararlılığıdır. Türkiye’nin, bölgenin terörden arındırılması kararlılığıyla, soykırımcı Netanyahu’nun (ve Siyonist İsrail’in) terör örgütlerinden beklentileri zarara uğramaktır. Suriye’yi bir ülke olarak değil, istediği gibi kullanabileceği bir tampon coğrafya görmesi, Türkiye’nin Suriye stratejiyle zıtlaşmaktadır. İşgal ettiği Filistin topraklarının çevresindeki Suriye hariç tüm ülkeleri kendine müzahir yönetimlerle kullanmayı başarmışken, Suriye’yi aynı noktaya getirebilmenin şer çabasındadır. Suriye devrimini, çalmanın gayretindedir. ABD’nin, Centcom’un Türkiye’ye yakınlaşmadan koşulsuz desteğini almanın peşindedir. Bu noktada da tek engeli, Trump’tır.
İkinci başkanlık döneminde Trump’ın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bakışından, tutumundan Netanyahu çok rahatsız durumdadır. Beyaz Saray ziyaretinde Suriye sahasında ve Türkiye yaklaşımında, Trump’ın “makul ol” uyarısı, Netahyahu’nun canını sıkmaya devam etmektedir.
Sömürgeci, işgalci, bölücü emperyalizm ve onun terör karakolu, soykırımcı, Siyonist İsrail ve eli kanlı Netanyahu’nun öncelikli çabası; terörsüz Türkiye hedefini provokasyonlara uğratmak, terör örgütü ve siyasi kolu içinde etkili olabileceği tüm unsurları harekete geçirmek ve böylece bu süreci baltalamaya çalışmaktır.
Bu noktada Türkiye’nin devlet aklı tüm bunların farkındadır ve gereği için kararlılığını her aşamada ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Dr. Bahçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sıklıkla devletin bu noktadaki kararlılığını açık bir şekilde dile getirmektedirler.
Suriye’nin devriminin halkın iradesinden çıkartılması, geçici yönetimin İsrail’in, Netanyahu’nun Mısır-Ürdün gibi kontrolüne geçmesi, Suriye’nin Lübnan gibi toplumsal ve siyasi dağınıklığa uğraması, terör örgütlerinin etkisinin sürmesi, Golan işgalinin sürmesi ve daha da genişlemesi, Suriye’nin güneyinden Irak’a uzanan adına “Davud” dedikleri koridorun açılması Türkiye’nin mutlaka müdahalesini gerektirmektedir. Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Ayrıca Kıbrıs ile birlikte Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiğinin güvenliği ve Suriye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının Suriye halkının çıkarına dayalı kullanılması da Türkiye’nin güvenlik meselesidir.
Türkiye tüm bu konularda hassastır, tedbirlidir, etkindir ve çok daha fazla etkin de olmak zorundadır.
Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu Resmi Web Sitesi