Anasayfa / Köşe Yazıları / 6 muhalefet partisinin yuvarlak masa toplantısı

6 muhalefet partisinin yuvarlak masa toplantısı

6 muhalefet partisinin genel başkanları bir araya geldi ve 5 saati aşan yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdiler. Toplantı sonucunda, 28 Şubat tarihinde tekrar bir araya gelinerek üzerinde çalıştıkları parlamenter sisteme dönüşe ilişkin ortak çalışmayı kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladılar.

Yapılan toplantıda cumhurbaşkanlığı adaylık konusunun ele alınmadığı anlaşıldı. Ayrıca çok genel ifadeler dışında ortak siyasi zeminin detayları da ortaya konulmadı. Esasen bu buluşma başlangıcından beri ifade edilen ve adına “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ” (GPS) dedikleri, eskiye dönüşün içeriğini belirlemeye yöneliktir. Nitekim ortak açıklama metninde de esas konunun bu olduğu açıkça ortaya konuyor.

Buna göre ortak metinde deniliyor ki; “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin yol haritasının çalışılarak üzerinde mutabık kalınması ve vatandaşlarımızla paylaşılması konularında da uzlaşıya vardık.”

Görünen odur ki; ekonominin tüm bileşenlerinden sosyal politikalara, dış politikadan güvenlik politikalarına ve gelecek hedeflerine ilişkin 6 partinin nelerde uzlaştıkları, hangi fikri zenginlikte buluştukları, hangi fikirleri sentezledikleri ve ortak hedefte bütünleştikleri hâlâ belli değildir.

Teröre karşı mücadelede nasıl bir tutum sergileyecekleri, bu kapsamda tezkereye hayır ve evet diyen iki partinin bu farklılıkları nasıl aşacakları henüz ortaya konulmuyor. Hükümetin; yatırım, istihdam, üretim ihracat hedefine ve buna dayalı benimsediği modele karşılık, farklı hangi modeli benimsedikleri ve yine eski Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın ifade ettiği gibi; ” milli üretimi esas alıyoruz. Ekonomide milli bağımsızlık mücadelesi veriyoruz. Siyasi taviz vermeden ekonomiyi ayakta tutacağız. İthalat değil yerli üretim, sıcak para değil milli ekonomi” hedefine ve kararlılığına karşılık, hangi farklı hedef içinde olacakları henüz bilinmiyor.

Ama süre de daralıyor. Seçime kalan 17 aylık içinde bu önemli ama zorlu fikri buluşmayı sentezleyebilme becerisini gösterebilecekler mi? Esasen netleşmesi gereken budur.

“Yok biz dün olduğu gibi bugünde ve seçime kadarki süreç boyunca bu kapsamlı, derin politik içerik sentezlemesine, fikri buluşma ayrıntılarına hiç girmeyeceğiz” diyorsalar o vakit; Türkiye’nin yakın geleceğine dair sadece sistemsel geri dönüşü esas alan ve buna dayalı belirsizliğin hakim olacağı bir iklimi sunmakla yetinmiş olurlar.

Zira GPS’e dönüş için mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (CHS) göre parlamentoda en 360 milletvekiline sahip olmanız gerekecektik ki, geriye dönüş sürecini sürdürülebilesiniz. Diyelim ki, bu sayıya ulaştınız o zaman yeniden halk oylamasına gideceksiniz. Diyelim ki, oradan da eskiye dönüşe onay aldınız o zaman da yeniden seçime gideceksiniz ve ona göre ülke yönetmeye talip olacaksınız. Bu gereksiz, yorucu, belirsizlik içeren ve hem zaman, hem maddi israfa yola açacak bu çabanın ülkeye ve millete fayda getirmeyeceğini görmek gerekir. 6 muhalefet partisinin kendilerine göre yakındıkları eksiklikler veya yanlışlıklar esasen eskinin sorunlu ve çözülmesi zor iklimine dönmeden bugünkü sistem içinde ele alınabilirler.

Pekâlâ bugünkü sistem içinde arzu ettiklerinizi halktan onay alarak hayata geçirebilirsiniz. Bunu yapmak yerine eskiye dönüşü arzulamak, düzeltilmesi mümkün olmayan sıkıntılara yeniden ülkeyi hapsetmek doğru değildir. Üstelik doğrudan hükümet kurma yetkisini halktan geri almak, demokratik kazanımını geri almaktır ki, bunun haklı bir nedeni olamaz.

Öte yandan 6 partinin ortak metninde yer alan; “ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir” ifadesi de gösteriyor ki, bir araya gelen 6 parti için; küresel gelişmelerden, küresel sorunlardan, küresel krizlerden Türkiye’nin payına düşenlerin, Türkiye’yi doğrudan hedef alan küresel hamlelerin, emperyalizmin sahaya sürdüğü terör örgütlerinin ve bunlara ilişkin verilen mücadelenin anılmaya değer yanı yoktur.

Her şeyin sebebini sisteme yüklemek, fikri gerçeklerden ve fikri üretimden kaçıştır. Bu tutum; “Cumhurbaşkanı Erdoğan gitsin de sonrasına da bakarız” tutumuna dönüşmeye adaydır.

Unutulmasın ki siyaset fikri boşluk kaldırmaz. Yoksa maazallah emperyalist ülkelerin diplomatlarının bu boşluğu doldurma turları sıklaşır…

Önerilen Haber

Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un önsözüdür

Gezi Davası’nda alt mahkeme kararını verdi. Şimdi de üst mahkeme süreci başlayacak. Alt mahkemenin kararı …