Anasayfa / Köşe Yazıları / Yeni İdlib mutabakatı

Yeni İdlib mutabakatı

İdlib krizine ilişkin Türkiye ile Rusya arasında varılan mutabakat zemini, yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde. Zira hâlâ çözülmesi gereken bir dizi sorunla yeni bir süreç başlıyor.

Her şeyden önce mutabakat kapsamında varılan ateşkes kararının sahadaki karşılığı ve pratikteki işleyişinin sağlıklı yürümesi en öncelikli husus. Yine buna bağlı olarak M-4 karayolunun güneyi ve kuzeyinde belirlenen alan içinde Türkiye ve Rusya’nın birlikte ortak devriye yapacak olması ve bunun da istenilen ateşkesin sürekliliğine ne denli katkı sağlayabileceği diğer bir önemli konu. Tabii tüm bunlar meselenin sadece en acil ele alınması gereken hususlarıydı ve bu konuda iki ülkenin mutabakatı son derece kıymetlidir. Ancak Suriye kaosunun özeti durumundaki İdlib’de, Suriye’de yer alan ve hesap yapan tüm aktörlerin denklemleri ve bunların seyri bu mutabakatın sınırlarını aşan bir dizi sorun olarak varlığını koruyor.

Fakat Türkiye’nin kararlılığı, rejimin saldırganlığına karşı gösterdiği kapsamlı, etkili karşı koyuş ve bu çizgiyi tavizsiz sürdürüyor olması, Rusya açısından ve sahadaki diğer aktörler açısından yeni bir iklimi üretmiştir. Her şeyden önce Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bulunduğu yerlerdeki varlığını, gücünü eksiltmeden koruyacaktır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle yeniden rejimin saldırganlığı baş gösterirse, bu duruma Türkiye bıraktığı yerden en kuvvetli cevabı vermeye devam edecektir.

Bu noktada hatırlatılmalıdır ki; SİHA ve İHA‘ların savaş teknolojisinin, başta Ruslar olmak üzere tüm aktörleri şaşırtan başarısı, Türkiye’nin sahadaki askeri gücüne güç katmıştır. Bu durum tabiatıyla masaya da yansımıştır. Ayrıca Türkiye’nin, insani yardım ve sığınmacılar konusundaki mücadelesinin sahadaki karşılığı da birçok masaya yansımıştır. Türkiye‘nin sınırları açma kararı da Suriye konusunda başta AB ülkelerinin yeniden pozisyonlarını kontrol etmelerine zemin hazırlamıştır.

İdlib için varılan mutabakatın sahada sağlıklı yürümesi, bundan sonra Rusya’nın tavrına bağlı olacaktır. Öncekileri gibi rejimin saldırganlığına ve varılan mutabakatlara aykırılık içeren tavırlarına göz yumar ve destekler ise yine başa dönüleceği açıktır. Bu noktada Türkiye’nin gücü ve kararlılığı da açık olarak görülmüştür.

Bu durum Rusya açısından son noktadır. Ya Türkiye ile olan bir dizi stratejik nitelikteki birlikteliklerine son verilecektir ya da Esad’ın saldırganlığına son verilecektir. Bundan böyle oyalamalar, sorunlu gelgitler, maskeli tavırlar, samimiyetsiz duruşlar Türkiye’nin göz ardı etmeyeceği hususlardır.

Hep söylediğimiz gibi Rusya; Doğu Akdeniz’in yeni enerji jeopolitiğindeki Türkiye’nin ağırlığını iyi tespit ederek, NATO ülkesi olduğunu unutmadan karşılıklı stratejik işbirliklerinin değerini gözden geçirerek karar vermeyi yeğlerse, kimin kazanıp, kimin kaybedeceğini daha net görmüş olur.

Türkiye’nin hedefi de tavrı da, mücadelesi de, kararlılığı da nettir. Buna göre Türkiye; terörden arınmış, ülke dışındaki tüm Suriyelilerin güvenliği sağlanmış evlerine, yurtlarına dönebilmiş, siyasi birliğine kavuşmuş, toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye istemektedir.

Bunların dışında kimin ne istediği karanlık ve kirli ajandalarda saklıdır. Suriye’yi terör tarlasına dönüştüren de bu karanlık, kirli ajandalıların varlığıdır.   

Önerilen Haber

“Bu Devlet Milletinin Mecnunudur”

Her türlü fitne çabalarına rağmen, Türkiye virüs salgınına karşı mücadelesinde olumlu bir sürecin içine girmiş …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir