Anasayfa / Köşe Yazıları / Türkiye’de krizler ve 16 Nisan hedefi – Akşam Gazetesi

Türkiye’de krizler ve 16 Nisan hedefi – Akşam Gazetesi

Türkiye’nin siyasi hayatında kriz olgusunun oluşum şekliyle, sebep ve sonuçlarıyla özel bir yanı vardır. Türkiye de yaşanmış krizlerin büyük bölümü, siyasi manipülasyonların ürünü olarak, hükümetlerin işleyişine ve ömürlerine odaklanan operasyonel hamleleriydi. Çoğu yapaydır, senaryoludur, aktörleriyle, figüranlarıyla sahne gerisi suflörleriyle büyük bir oyunun, planın parçasıdır.

Türkiye’de yaşanmış krizlerin büyük bölümü; küresel baronların ve içerdeki işbirlikçilerin çıkarlarına ayarlı, millet ve ülke geleceğine kement atma eylemleriydi. Türkiye’yi içeriden kuşatma dışardan ayar çekme mekanizmasına boyun erdirme saldırılarıydı. Ekonomik araçlarla, piyasa enstrümanlarıyla, IMF memurlarının devlet başkanı edalarıyla, terbiye etme, aşağılama, bağımlı kılma, çaresiz ve özgüvensiz bırakma gayretleriydi. Türkiye’de yaşanmış krizlerin büyük bölümü iktidar odaklı, hükümet kurma veya kuramama, kurulsa bile vaktinden önce yıkılma veya dağılma krizleri, daha doğrusu kumpaslarıydı. Kumpasın hep ve tek mağduru millet ve ülke olmuştu. Siyasetin içinde olup da bu mekanizmayı kavrayan, oynanan oyunu, sergilenen senaryoyu ve onun aktörlerinin, figüranlarının gerçek yüzlerini gören çok sınırlı sayıda siyasetçiler ise bu krizlerin millet adına mağduru, sistem dışına sürüleni olmuştur.

Türkiye’de yaşanmış krizlerin tarihi; iç siyasi çekişmelerin, rant kavgalarının, taht oyunlarının, siyaset dışı baronların, vesayet odaklarının karanlık hesapları, millete rağmen siyasete hükmetme çabalarının tarihidir. Türkiye’de yaşanmış krizler; askeri darbelerin, milletten kopuk seçkinci elitlerin, ucu küresel baronlara bağlı olan çıkar gruplarının, ihanet şebekelerinin, derin yapıların iktidar oyunlarının tarihidir.

Türkiye’de yaşanmış krizler; zorlamaya dayalı, pazarlıklarla şekillenmiş koalisyon lobilerinin yörüngesindeki cılız, zayıf, ürkek ve kısa ömürlü koalisyon hükümetlerinin kayıp yıllarının, kısır çekişmelerinin, beceriksiz dönemlerinin, bağımlı kılınmış, 3. sınıf IMF memurlarının patronluk yaptığı, yağ, şeker, ilaç, benzin kuyruklarında çile çekilen, dışarıdan kurtarıcı edasıyla küresel baronların elemanlarının bakan olarak ülkeye çağrıldığı yılların tarihidir.

Türkiye’de yaşanmış krizler; askeri darbelerin, post modern darbelerin meşrulaştırılması için tasarlanmış, kurgulanmış krizlerin tarihidir. Bir gecede borsanın dibe vurduğu, gecelik faizin % 7500’e yükseldiği, ülkede binlerce işyerinin kapanarak, binlerce kişinin işsiz kalmasının hazin tarihidir.

Türkiye’de yaşanmış krizler; bakanlık vaadiyle milletvekili transferlerinin, Meclis’te 115 turda cumhurbaşkanı seçememenin, zayıf hükümetlerin atmosferinde askeri darbelerin tezgahlanma tarihidir. 367 garabetinin, E- muhtıra cüretinin, seçilmiş iktidarları düşürmenin ve iktidar olmuş partileri yargı oyunlarıyla kapatma gayretlerinin tarihidir.

Türkiye’de yaşanmış krizler; ülkeyi istikrarsızlığa mahkum etmenin, geleceğine ipotek koymanın, içeride idare edilip, dışarıdan yönetebilmenin, içe kapanan, dışarıya açılamayan, dışa açılma araçları elinden alınan ve böylece dışarıya kendini kontrolsüzce açan, açtıkça da krizleri bitmeyen, iç çekişmeleri tükenmeyen, kolu kanadı kırılmış bir ülke haline getirebilmenin tarihidir.

Tüm bu gerçekliğin ardından son 15 yıl yine çeşitli kriz senaryolarına rağmen adeta bir soluklanma dönemi olmuştur. Zira 15 yıldır, güçlü bir liderin halka kurduğu dolaysız gönül ve zihin bağının, koparılması mümkün olmayan kuvvetiyle yakalanan tek başına iktidar olma hali, her türlü kriz hamlesine, kriz senaryosuna, kriz kumpasına ve saldırısına rağmen zayıflatılamadı.

15 Temmuz’ da bir kez daha ama bu defa çok daha haince denediler. Ama büyük bir direnişle karşılaştılar. Şimdi gözleri 16 Nisan’da. Kriz çıkarma senaryoları kumpasları, darbe tezgahlama imkanları, kirli ve karanlık hesapları sona erecek. Telaş içindeler… 15 Temmuz direnişinin, 16 Nisan’da yeniden dirilişe vesile olmasının telaşı içindeler…

Önerilen Haber

CHP’de ne değişecek? (2)

CHP üst düzey yönetiminden yansıyan; “Afrin’e girmeyin”, Mehmetciğe mihmandarlık yapan PKK/PYD-YPG terörüne karşı Suriye’de birlikte …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir