Anasayfa / Köşe Yazıları / Sağlıkta Milli Mücadele

Sağlıkta Milli Mücadele

Covid-19 salgınına karşı amansız mücadelemiz sürüyor. Başta sağlık ordumuz olmak üzere hepimiz milli mücadele ruhuyla seferberlik içindeyiz.

Milletçe hepimizin katkı sunabileceği, sorumluluk yükleneceği, fedakarlık yapacağı, gerektiğinde azla yetinebileceği, paylaşmanın faziletini, ulviliğini yaşayacağı ve yaşatacağı günlerden geçiyoruz. Gece gündüz demeden, sağlık riskini üstlenerek, fedakârca çalışanların, en ufak bir tereddüt göstermeyenlerin tarihe işleneceği günleri yaşıyoruz.

Başaracağımıza olan inancımız tamdır. Bu zorlu sürecinden üstesinden inşallah geleceğiz. Ama bu günlerden dersler çıkarmalıyız. Bu tür salgın tehditlerinin ne ilk, ne son olacağını unutmamalıyız. Yeni dönemde güvenlik anlayışımızı gözden geçirerek, çeşitlendirmemiz, sağlık alanının güvenlik boyutunu ve buna ilişkin bileşenlerini çok iyi saptayarak, stratejik hazırlığımızı buna dayalı yapmalıyız. Savunma sanayinde yakaladığımız ivmeyi, elde ettiğimiz özgüveni ve ürettiğimiz başarıları sağlık alanında da kaydetmeliyiz. Sağlık da da; İHA’ları, SİHA’ları üretmek boynumuzun borcudur. Bunun için milli seferberlikle sağlık teknolojisinde üretime hız vermemiz zorunluluğumuzdur.

Güçlü liderliğimizle, hantal bürokratik sağırlığı ve verimsizliği geride bırakan yeni yönetim modelimizle bunun üstesinden geleceğimize inanıyoruz.

Bu konularda yıllardır önemli yazılar kaleme alan, her daim milli hassasiyetini öncelikli kılan, daima kamu hastanelerinde fedakarca çalışan ve benim için sağlık ordumuzun milli mücahitlerinden olan Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Kemal Yeşilçimen’e kulak verelim; “Bir an evvel sağlık istihbarat teşkilatımızı ve milli aşı, ilaç tıbbi teknoloji merkezini kurmalıyız. Bu kurumlar son derece etkin olmalı, bilimsel mandacılıktan uzak tamamen milli karakterle çalışmalıdır. Unutmamalıyız ki, akademi beyindir ve beyin vesayetten kurtulmaz ise bağımsızlık sağlanamaz.

Virüs için süratle genetik haritamızı çıkararak, öncelikle 82 milyona yetecek aşıyı en kısa sürede üretebilecek ve virüsü bertaraf edecek ilaçları geliştirebilecek kapasiteyi harekete geçirmeliyiz.

Milli aşı araştırmaları ve üretimi için altyapımız var. Akademik gücümüz çok iyi. Milli irade, var gücüyle bilim ve teknolojik gelişimi destekliyor. 80 yıldır elimizi kolumuzu bağlayan bilim ve teknolojide mandacılık zincirlerini kırıyoruz. Milli bekamız buna bağlı.

Türkiye güçlü ve tarihi birikimi olan bir ülkedir. 1885’te çiçek aşısı üretti. 1887’de kuduz aşısı, 1896’da difteri, 1897’de sığır vebası, 1911’de tifo, 1913’te kolera ve dizanteri, 1927’de verem aşısı, 1942’de ise tifüs aşısı ürettik. II. Dünya savaşında ABD ordusunun

bir kısım aşı ihtiyacını Hıfzısıhha Refik Saydam laboratuvarında biz ürettik. Özgüvenimizi artıran tarihimizle de gurur duyuyoruz.

“Nerde bu devlet, kimse yok mu” diyen eski Türkiye’den, milli gücünü anında organize edip dünyanın her yerindeki vatandaşının yardıma koşan Türkiye’ye geçiyoruz. Eski Türkiye’de bu şiddette depremde binlerce kişi ölür, kimse muhatap bulamazken yeni Türkiye sel baskınından depreme, salgınlara kadar felaketlere karşı daha hazırlıklı. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun aldığı akıllı önlemler yüzünden. Muhaliflerin bile takdirini kazanan Sayın Bakanımıza, süper ekibine, fedakar ve eğitimli sağlık ordumuza minnettarız. Onlara milletçe sağlık ve hayatımızı borçluyuz. İçimizdeki ecnebiler ve halk düşmanları ise fitne çıkarmakla ve milletin moralini bozmakla meşgul. Yarın biyolojik terör ve savaşın salgınlarına teslim olmak istemiyorsak bugünden tezi yok milli aşıları, milli ilaçları en kısa zamanda üretecek hale gelmeliyiz.

10 yıl önce yazdığımız uyarıları tekrarlayalım; kötü kaderimizi değiştirecek beyin nakli olan; ‘Milli Araştırmalar Merkezi’, ‘Milli Sağlık Akademisi’, ‘Milli Aşı ve İlaç Merkezi’ ve Bilim Teknoloji Merkezini başarmak dileği ile…” (https://www.kemalyesilcimen.com)

Biz de bu dileklere canı gönülden katılıyor, başaracağımıza olan inancımızı tekrar

ediyoruz… 

Önerilen Haber

“Bu Devlet Milletinin Mecnunudur”

Her türlü fitne çabalarına rağmen, Türkiye virüs salgınına karşı mücadelesinde olumlu bir sürecin içine girmiş …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir