Anasayfa / Köşe Yazıları / Kudüs gerçeğinden yansıyanlar

Kudüs gerçeğinden yansıyanlar

Kudüs’te yaşananlar, insanlık katında bir kez daha sorgulamayı zorunlu kılıyor. Bir sistem; sivil, masum, kadın, çoluk, çocuk demeden insanların katliamına seyirci kalıyorsa, zalimin zulmünü her defasında cesaretlendiriyorsa, mazluma derman, mazluma merhamet, mazluma hak, hukuk adalet dağıtmıyorsa o sistemin ne varlığından, ne gücünden, ne de düzeninden söz edilebilir.

Böylesi bir sistem sürdürülemez, varlığına katlanılamaz. Açık olarak görülmelidir ki; tarihin geldiği bu noktada uluslararası düzeyde büyük bir çıkmazla karşı karşıyayız. Bu gidişat insanlığın sonunu hazırlamaya namzet. Sürekli mazlum üreten bu sistem, esasen varlığının iflasını yaşıyor, ona bağlı olan kurumlarının tükenişini yaşıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) yerinde yeller esiyor. Ne sözü, ne gücü dünya milletleri adına, bilhassa mazlum milletler adına anlam taşıyor. Dünyanın en çok silah üreten ve satan ülkelerinin kilitlediği mekanizmasıyla adil olmasının, barıştan ve hukuktan yana olmasının mümkün olmadığı bir kurum olarak tarihi çöküşünü yaşıyor. Fiziki olarak varlığı hiçbir şey ifade etmiyor. Dünya barışını ve güvenliğini sağlamakla görevli bir kurumun Gazze’de yüzlerce insanın katledildiği bir esnada kepenklerini indirmesi, genel sekreterine de ulaşılamaması, gerek o kurumun gerekse dünyanın içine düştüğü acı tabloyu ortaya koyuyor.

Kudüs’te son yaşananlar, tüm insanlık adına bir dizi gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor. Öncelikle bu gerçeklerin birinci boyutu olarak, küresel sisteme yansıyanlar ve küresel sistemden yansıyanlar olarak saptamak gerekir. Küresel sisteme yansıyanların başında değişim talebi gelmektedir. Kudüs gerçeği ortaya koymaktadır ki; insanlık tehlikededir ve bu durumu sabitleyen mevcut sistem değişmelidir. Yeni sistem; mazlumların sistemi, onların hak hukuk ve adalet taleplerini, yüzyıllık susamışlığını giderecek bir sistem olmak zorundadır. Küresel sistemden yansıyanlar ise açıkça görülmektedir ki; mevcut sistemin egemenleri pervasızlığın sınırlarını zorlamaktadırlar. Mevcut sistemin hastalıklarını tedavi edemedikleri gibi ona dört elle sarılarak statükolarını korumanın gayretindeler. Bu durum onları her tür akıldışılıktan alıkoyamayacak bir çılgınlık düzeyine taşımıştır. Ayrıca bu durumla uyumlu kadrolar işbaşındadır.

Kudüs gerçeğinin ortaya koyduğu ikinci boyut; İslam coğrafyasına yansıyanlar ve İslam coğrafyasından yansıyanlardır. Buna göre İslam coğrafyasına yansıyan gerçeklik, kuklaların varlığıdır. Yönetimlerde kuklaların varlığı, zalimin dayandığı en büyük cesaretidir. Küresel sömürü ve terör baronlarının uzantısı, maşası, kuklası durumundaki bu unsurların hiçbir alanda mazlum haklarla uyumu, örtüşmesi, hem hal olması mümkün değildir.

İslam coğrafyasına yansıyan ise yeni bir toplumsal damarın varlığına duyulan ihtiyaçtır. Davos’ta “one minute” çıkışıyla Ortadoğu halklarının yüreklerine ekilen direniş tohumları, fidanlığa dönüşme evresindedir. Direnilirse, inanç ve kararlılık diri ve canlı tutulursa İslam coğrafyasında hakka, hukuka ve adalete dayalı yeni bir siyasal temsiliyetin, yeni bir siyasal yapılanmanın oluşması mümkündür. Türkiye bunun umut ışığı, özgüven kaynağı, direnç odağıdır.

14 Mayıs günü Kudüs’te ABD büyükelçilik açılış töreninde yeni düşmanlıklara, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe alkış tutulduğu anlarda kadın, çoluk çocuk demeden 62 insan katlediliyor, binlercesi yaralanıyordu. O anlarda barbarlık şaha kalmıştı ve sınır tanımıyordu. Böylece 14 Mayıs kanla yoğrularak, tarihe kara bir leke olarak işlenmiştir. 14 Mayıs 2018 esasen barbarlığın lanetleneceği günün adı olmuştur.

Son Kudüs katliamıyla bir kez daha netleşen açık gerçekliğin bir yansıması olarak, gerek küresel sistem ve gerekse İslam coğrafyasında yaşananlardan ortaya çıkan ortak tablo, bir hususun yapılanmasını zorunlu kılıyor. Buna göre mevcut BM’nin karşısına, insanlığın onurunu erdemini, vicdanını dimdik dikecek olan yeni bir oluşumun tüm dünyaya duyurulmasıdır. Bu yeni oluşumun adı; “Mazlum Milletler Teşkilatı” veya “Zulme ve Sömürüye Karşı Olan Milletler Teşkilatıdır”. Bu teşkilatta mazlumun sesi, zalime hukuk ve adalet dersi olacaktır.

Önerilen Haber

ABD’nin zamana oynaması

Türkiye açısından Suriye’deki gelişmeler hayati önemini korumaya devam ediyor. Bir yandan Soçi mutabakatı kapsamında İdlib’e …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir