Anasayfa / Köşe Yazıları / Her saldırıdan güçlenerek çıkmak

Her saldırıdan güçlenerek çıkmak

Spekülatif finansal saldırısına karşı ülke olarak büyük bir sınavın içindeyiz. Bu sınav milli hassasiyetiyle davranmayı öncelikli kılıyor. Ne yaşadığımızı, niçin yaşadığımızı farkına vararak herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Meselenin memleket meselesi olduğu gerçeğini göz ardı etmeden davranmak gerekiyor. Bu çok açık durumu memleket sevdası olan herkesin görmesi gerekiyor. Buna göre de safını netleştirmesi, gerekiyor. Bu noktada; Türkiye karşıtlarının, oyununa kanarak, “Erdoğan düşmanlığı”projesinin bir parçası olarak finansal saldırıyı başka amaçlar için kullananların safından uzak durması gerekiyor.

Herkese büyük iş düşüyor. İş çevreleri öncülük yaparak, dövize olan bağımlılığın en aza indirilmesi için çaba sarf etmeleri gerekiyor. Bunun için öncelikle kendilerinin fedakarlığın öznesi olmaları gerekiyor. Ellerinde ne varsa piyasa desteğine sunmaları gerekiyor.

Ülkenin geleceğini karartmaya çalışanlara karşı topyekun kenetlenme aşamasındayız. Bu durum aslında açık bir milli seferberlik halidir. İçeride, dışarıda hepimize görev düşüyor. Yerli ve milli ürünlere yönelerek, doların, euronun hareket alanının, etki sahasının daraltılmasına katkı sunmalıyız. Bugüne değin her türlü güçlüğe göğüs germiş Türk Milletinin aşamayacağı hiç bir zorluk yoktur. Yeter ki, iç bütünleşmemiz ve ortak hedefe kilitlenmemiz zedelenmesin.

Böyle durumlarda fırsatçılarda bollaşır. Bunlara fırsat vermemek gerekir. Böyle durumlarda zihinleri bulandırarak, algıları zedeleyerek, Türkiye düşmanlarına katkı sağlayacaklar da ortaya çıkabilir. FETÖ ihanet şebekesi unsurlarının şer iştahının artması gibi. Böyle durumlarda dikkatimiz de, titizliğimiz de en üst düzeye çıkmalı. Kimin, nasıl pozisyon aldığının çok iyi fark edilmesi, bilinmesi gerekir. İktidar hasetliğiyle, “Erdoğan düşmanlığıyla” bu ortamı istedikleri noktaya çekmek isteyenlere fırsat vermemek gerekir.

Aslında her şerde bir hayır vardır inancıyla, bu saldırıyı fırsata dönüştürerek, bu noktadan güçlenerek çıkmak mümkündür. Hızlı bir toparlanmayla birlikte hemen her alanda yerli ve milli hamlelerin hacmini artırmamız gerekir. Bu noktada stratejik öncü alanlar tespit ederek, bu alanlarda hummalı, hızlı ve etkin bir üretim sürecine girip, kısa sürede sonuç almanın hedefini gütmeliyiz. Taşımızı, toprağımızı, kurdumuzu, kuşumuzu her değerimizi, her unsurumuzu ortak hedefe kilitleyip, geleceğimize ipotek koymaya çalışanlara daha çok üreterek cevap vermemiz gerekir. Yüksek teknolojide, enerjide dışa bağımlılığımızı en aza indirerek, piyasa araçlarının istikrar bozucu en ufak hamlesine karşı direncimizin tunç olmasını sağlamamız gerekir. Son zamanlarda savunma sanayinde başardıklarımızla tüm alanlarda yerli ve milli sanayinin kurumsal gücünü öncelikli kılmalıyız. Üretime dayalı büyüme de süreklilik, ele avuca sığmayan dinamik yapımızın vazgeçilmezi olmalıdır.

Dönemin yeni yükselen tüm güçleriyle giderek artan ilişkilerimize dayalı olarak, stratejik adımları çekinmeden atıp, doların etkinlik alanını daraltmanın yolunu yeğlemeliyiz. Başlattığımız milli paralarla ticaret anlayışının yaygınlaşmasının öncüsü olmalıyız.

Tüm bunları başaracağımıza olan inancımız tamdır. Zira Türkiye’yi Türkiye’den yönetme kararlılığı, bugüne kadar karşılaştığı her türlü güçlüğe, her türlü şer hamlesine boyun eğmemiştir. Bugüne kadar bu hedefler ve anlayışların odağında yükselen Türkiye’yi durdurmaya niyetlenenlerin şer hesapları kursaklarında kalacaktır. İnanan kazanır…

Önerilen Haber

Suriye, İdlib ve Astana sürecinin geleceği

Suriye’de İdlib kördüğümü üzerinden safların yeniden belirlendiği bir evredeyiz. Özellikle Astana sürecinin; ruhunun, içeriğinin, paydaşlığın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir