Anasayfa / Köşe Yazıları / Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (2)

Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (2)

Hendek terörünü unutturmaya çalışanlara karşılık; o günlerde nelerin, neden yaşandığını, kimlerin başrolü oynadığını, kimlerin taşeronluğa soyunduğunu ve neye heveslenildiğini hatırlatmaya devam edelim…

Hendek terörünün yaşandığı dönemde, HDP-PKK ve PYD üçlüsü, Suriye’de sürdürülen kantonlaşma faaliyetinin benzerinin Türkiye’de de gerçekleşmesi hevesine kapılmıştı. Bunun için başlangıçta Cizre, Silopi, Nusaybin, Dargeçit ve Sur ilçeleri pilot uygulama alanı olarak seçilmiş, bu şehirlerin, hendek terörüyle teslim alınması, kurtarılmış bölgeler olarak ilan edilmesi, halk ile devlet arasında büyük bir çatışmanın yaşanması istenmişti.

Bu bir iç savaş provasıydı. Türkiye’yi süratle Suriyelileştirme planıydı. Bu plan halkı hedef alarak, korku ve şiddet yoluyla şehirleri yaşanamaz hâle getirerek, halkı devlete karşı kışkırtmanın planıydı. Dış kaynaklıydı. Bu toprakların ürünü olmayan arzuların yörüngesinde başkalarının çıkarlarına hizmet eden, ihanet planıydı. Başta Demirtaş olmak üzere HDP yöneticileri tarafından kâh Washington kapılarında kâh Moskova kapılarında ihanet planına zemin ve destek aranmıştı. Türkiye düşmanı her çizgi her pozisyon ve her süreç onlar için müttefiklikti.

Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde yaşayan bir vatandaş “59 yıldır burada yaşarım ben. Bu son 5 senedir yaşadıklarımı keşke ölseydim de yaşamasaydım. Kim bu adamlar? Bunlar, buraların çocukları olamaz. Buranın çocukları çok temizdi. Nereden geldi bunlar? Bunlar Kürt değil. Camilerimizi, evlerimizi yaktılar” demişti. Aslında çığlık atmış, haykırmış, isyan etmişti. Yaşadıklarına anlam veremiyordu.

YPG-H adıyla örgüt kurarak, çocukları hafif veya ağır insan öldürmeye yarayan silahlarla buluşturarak sahaya sürenlerin ve sahaya sürülenlerin bu toprağın mahsulü olmasına inanamıyordu.

Anaokullarına, hastanelere, camilere saldıranların, bombalayanların kendilerinden olduğuna inanamıyordu. Bu kirlenmenin, yozlaşmanın nedenlerinin de bu topraklardan doğduğuna inanmıyordu.

Siyasetin tüm damarlarını tıkayarak, gençleri saatli bombalara dönüştürerek, şiddeti temel araç olarak yerleştirerek, çatışmanın, terörün hemen her alana yayılması için çaba sarf ederek atılan her adım, bu toprakların geçmişine, bugününe ve geleceğine yapılmış en büyük ihanettir. HDP, o günde bugün de bu zeminin aktörüne dönüşmüştür. Üyelerinin siyasal kimlikleri, parlamenter konumları şiddetin sarmalına kapılmıştır.

Demirtaş; “Barikattaki insanların elinde hafif silahlar var. Ama siz tankla, topla şehirleri yıkıyorsunuz” diyerek, bir yandan şehir terörünü meşrulaştırmaya çalışmış, diğer yandan devlet ile halkı karşı karşıya getirebilmenin çabasına girişmişti. Bu durum Türkiye’nin siyasetten, iç dengelerinden bütünüyle kopuştu. İçeriye ait ne varsa terk edişti. İç barış, İç siyasal dengeler ve buna bağlı iç siyasi müzakereler gibi içeriye hitap eden, içerinin sorunlarının çözümüne katkı sunan, içeriyi iyileştirmenin, içeriyi birlikte yaşamanın en demokratik atmosferine dönüştürmeye, içerinin kardeşliğine, içerinin potansiyeline yabancılaşmaydı, düşmanlaşmaydı. Başkalarının çıkarlarına yönelişti. Başkalarından medet ummaydı. Taşeronlaşmaydı, kuklalaşmaydı.

HDP için o dönemden itibaren Türkiye’de attığı ve atacağı her adım Suriye beklentisiyle ilişkilendirilmiş durumdaydı. Bu yüzden o dönemde Demirtaş; “mesele İnsan Hakları meselesi değil, statü meselesi yani kanton veya devlet meselesi” diyordu.

Hendek terörüyle sınırlar çizmenin altyapısı, zihni yapılanması şiddet önceliğiyle yerleştirilmeye çalışılıyordu.

Uzun sözün kısası; emperyalizmin stratejisi, aklı, silahı ve beklentisiyle bölgenin mazlum halkları birbirine düşman kılınarak, kukla devletçikler oluşturma çabası, o günde bugün de varlığını koruyor…

Türkiye sevdalıları da; hiç kimseyi birbirinden ayırmadan, geleceğin güçlü Türkiye’si için istiklal meşalesine sımsıkı sarılmaya, ülkesinin bütünlüğünü ve bağımsızlığını ilelebet korumaya yemin ediyor…

Önerilen Haber

Gönüllü sömürgeciliğe heveslenenler

“Post modern dünya çifte standarda alışmalı. Biz kendi aramızda, hukuk ve açık işbirliğine dayanan güvenlik …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir